<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>World Wide Web | Dünyanın Nabzı</title>
                      <link>https://www.worldwideweb.com.tr/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.worldwideweb.com.tr/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Dünya, ekonomi, siyaset, sağlık ve spor gündemini tarafsız ve hızlı biçimde takip edin. World Wide Web – Dünyanın Nabzı.</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Thu, 10 Sep 2026 23:05:29 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>World Wide Web | Dünyanın Nabzı - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - World Wide Web | Dünyanın Nabzı</copyright><item><title><![CDATA[Avustralyalda bir hasta, yapay kalple 100 gün hayatta kalarak tıp tarihine geçti.]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-avustralyalda-bir-hasta-yapay-kalple-100-gun-hayatta-kalarak-tip-tarihine-gecti-6122.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-avustralyalda-bir-hasta-yapay-kalple-100-gun-hayatta-kalarak-tip-tarihine-gecti-6122.html</link>
                    <description><![CDATA[Avustralyalda bir hasta, yapay kalple 100 gün hayatta kalarak tıp tarihine geçti. Sydney’de gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından hasta, bağışçıdan alınan gerçek bir kalp nakli ile sağlığına kavuştu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Avustralyalda bir hasta, yapay kalple 100 gün hayatta kalarak tıp tarihine geçti. Sydney’de gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından hasta, bağışçıdan alınan gerçek bir kalp nakli ile sağlığına kavuştu.



Dr. Daniel Timms tarafından geliştirilen BiVACOR, dünyanın ilk implant edilebilen döner kan pompası olma özelliğini taşıyor. Manyetik kaldırma teknolojisiyle çalışan bu cihaz, sağlıklı bir insan kalbinin doğal kan akışını taklit ediyor ve ileri evre kalp yetmezliği hastaları için bir "köprü tedavi" olarak geliştirilmiş.



The Guardian'da yer alan habere göre her yıl dünya genelinde 23 milyondan fazla insan kalp yetmezliğiyle mücadele ederken, yalnızca 6 bin kişi uygun bir donör kalp bulabiliyor. BiVACOR, organ bağışına alternatif olabilecek bir çözüm olarak dikkat çekiyor. Avustralya hükümeti de, bu teknolojiyi geliştirmek ve ticarileştirmek amacıyla 50 milyon dolarlık bir destek programı başlattı.



Avustralya’nın Yeni Güney Galler eyaletinde yaşayan ve kimliği açıklanmayan 40’lı yaşlardaki hasta, Kasım 2024'te Sydney’deki St Vincent Hastanesi’nde altı saat süren bir operasyonla BiVACOR yapay kalp nakli oldu. Daha önce ABD’de yapılan denemelerde, bu teknolojiyle tedavi edilen hastalar genellikle 27 gün içinde bağışçı kalp almıştı. Ancak Avustralya’daki hasta, 100 gün boyunca tamamen yapay bir kalp ile hayatta kalarak önemli bir rekora imza attı.



Şubat ayında taburcu edilen hasta, Mart ayında uygun bir donör kalp bulup başarılı bir nakil operasyonu geçirdi.



TIP TARHİNDE DÖNÜM NOKTASI



Ameliyatı gerçekleştiren cerrah Prof. Paul Jansz, bu tıbbi başarıyı “yıllarca üzerinde çalıştıkları bir hayalin gerçekleşmesi” olarak tanımlarken, Prof. Chris Hayward ise BiVACOR’un kalp yetmezliği tedavisinde uluslararası bir devrim yaratacağına vurgu yaptı.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Avustralyalda bir hasta, yapay kalple 100 gün hayatta kalarak tıp tarihine geçti. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Mar 2025 18:11:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/avustralyalda-bir-hasta-yapay-kalple-100-gun-hayatta-kalarak-tip-tarihine-gecti-211351-20250312.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/avustralyalda-bir-hasta-yapay-kalple-100-gun-hayatta-kalarak-tip-tarihine-gecti-211351-20250312.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/avustralyalda-bir-hasta-yapay-kalple-100-gun-hayatta-kalarak-tip-tarihine-gecti-211351-20250312.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Berlin merkezli kriyojenik girişimi Tomorrow Bio, vücudunuzu 200.000 dolara koruma hizmeti sunuyor.]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-berlin-merkezli-kriyojenik-girisimi-tomorrow-bio-vucudunuzu-200000-dolara-koruma-hizmeti-sunuyor-5438.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-berlin-merkezli-kriyojenik-girisimi-tomorrow-bio-vucudunuzu-200000-dolara-koruma-hizmeti-sunuyor-5438.html</link>
                    <description><![CDATA[Berlin merkezli kriyojenik girişimi Tomorrow Bio, vücudunuzu 200.000 dolara koruma hizmeti sunuyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Firma, 650'den fazla müşteri kaydı ile dikkat çekti ve kriyojenik koruma sürecini mümkün olan en hızlı şekilde başlatmak için özel hizmetler sunuyor.



Nasıl çalışır?

Üye olmak 



Kriyoprezervasyon yaptırmak isteyen hastalar Tomorrow.bio'ya üye oluyorlar. Gerekli evrak işlerini halletmelerine yardımcı oluyoruz, sigortalarının olmasını veya kriyoprezervasyon prosedürünü karşılayacak paraya sahip olmalarını sağlıyoruz ve ölüm durumunda kriyoprezervasyon yaptırmaya hazırız. Son dakika kayıt yaptıranlara özel yatlarımız mevcuttur.&nbsp;

Sevkiyat



Çoğu ölüm hastalık ve koşullar nedeniyle tahmin edilebilir. Hastanın ölebileceğine dair belirtiler varsa, biyostaz müdahale ekibi bulunan ambulanslarımızdan birini sevk ediyoruz. Genellikle ölüm gerçekleşmeden önce gelirler, bu nedenle hastanın yasal olarak öldüğü ilan edildikten sonra stabilizasyon sürecine başlayabiliriz.

stabilizasyon



Hastayı en kısa sürede buz ve suyla soğutuyoruz. Daha sonra kardiyopulmoner destek (KPS) başlatıyoruz ve nöroprotektif ve antikoagülan ilaçlar veriyoruz. Bu, hastayı stabilize eder, bozunma sürecini yavaşlatır ve hastayı kriyoproteksiyona hazırlar.
4. adım

kriyoproteksiyon



Ambulanslarımız yerinde kriyoprezervasyon için tam donanımlıdır, bu sayede hemen çalışmaya başlayabiliriz: Kriyoproteksiyon prosedürümüz sırasında hastanın kanını yavaşça kriyoprotektanla değiştiririz ve soğutmaya devam ederiz. Kriyoprotektan, soğutma sırasında vücudu korur.

Trafik


Hastayı İsviçre'deki depomuza taşıyoruz.

Serin



Tesisimizde kriyo-korunmalı hastalar soğuk bir bölmeye yerleştiriliyor. Bunları mümkün olan en kısa sürede -120 °C'ye kadar soğutuyoruz ve burada vitrifikasyon adı verilen bir işlemden geçiriyoruz. Bu, vücudun cam gibi bir geçişidir. Bu işlemin ardından termal stresi önlemek için soğutmayı saatte yaklaşık 1 °C'ye düşürüyoruz. Hasta -196 °C'ye ulaştığında soğutma işlemi sonlandırılır.

depolamak



Hastalar daha sonra sıvı nitrojenle dolu kriyojenik bir Dewar'a yerleştirilen bir kapsülün içine yerleştirilir. Burada elektrik ihtiyacı olmadan süresiz olarak depolanırlar. Sıvı azot düzenli olarak sahadaki ekip veya otomatik sistem tarafından doldurulur.



Neden bunu düşünmelisiniz?

İnsanlarda kriyoprezervasyona yönelik argümanlar

Teknoloji ve tıp alanındaki gelişmelerle çözülebilecek sebeplerden dolayı ölümü kabullenmek istemeyen insan sayısı giderek artıyor. Gelecekte yaşamın uzatılması için en büyük umut kriyoniktir.

Önlenebilir nedenlerden kaynaklanan ölümleri önleyin

Bugünün tedavisi olmayan hastalıkları gelecekte tedavi edilebilir. İnsanlarda kriyoprezervasyon, tıp bilimi yeterince ilerlediğinde, reanimasyon ve iyileşme için en iyi alternatiftir.

Geleceğin dünyasını görün

Üyelerimizin bir kısmı geleceğin dünyasına meraklıdır. Uzay yolculuğu, robotik ve bilinç gibi alanlarda büyük ilerlemelere yol açacak mucizeler neler?

Zaman sınırlaması olmadan yaşa

Var olan tüm olası kariyerler, hobiler, kültürler ve yaşam tarzları arasında, 80 yıllık bir yaşam süresinde keşfedilebilecek çok az şey vardır. Yeterli zamanınız olmadığını düşündüğünüz için hangi boş zaman aktivitelerinden ve ilgi çekici konulardan vazgeçtiniz?

Bilimden faydalanmak

Bilim insanları biyolojiyi daha iyi anladıkça, hastalık ve yaşlanmanın kaçınılmaz şeyler olmadığı, aksine bilimin çözebileceği sorunlar olduğu ortaya çıktı. Geleceğin bir parçası olmayı ve daha uzun bir yaşam sürmeyi hedefleyenler için kriyoprezervasyon en iyi seçenektir.

Merakınızı uyandırabildik mi?

Sunduğumuz hizmetler ve bunların maliyeti hakkında daha fazla bilgi edinin.
Seçeneklerinizi keşfedin
Biyostazın Arkasındaki Bilim

Neden canlandırma mümkün olabilir?

Kriyoprezervasyon uygulanan hastaların resüsitasyonu henüz mümkün olmamakla birlikte, bunun temelde mümkün olmaması için bir neden yoktur. Geçmişte hayal bile edilemeyen pek çok tıbbi işlem artık standart uygulama haline geldi. İşte bunun mümkün olabileceğini öne süren bilimsel araştırmalardan bazıları.


Hayvanların canlandırılması üzerine araştırma
Forscher haben kleine Tiere namens C. elegans mit intaktem Gedächtnis kryokonserviert und dann wiederbelebt. Menschen sind zwar komplexer, aber das zeigt, dass die für Leben und Gedächtnis notwendigen Bestandteile nach der Kryokonservierung wiederhergestellt werden können.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Berlin merkezli kriyojenik girişimi Tomorrow Bio, vücudunuzu 200.000 dolara koruma hizmeti sunuyor. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 07 Mar 2025 08:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/berlin-merkezli-kriyojenik-girisimi-tomorrow-bio-vucudunuzu-200000-dolara-koruma-hizmeti-sunuyor-121742-20250307.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/berlin-merkezli-kriyojenik-girisimi-tomorrow-bio-vucudunuzu-200000-dolara-koruma-hizmeti-sunuyor-121742-20250307.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/berlin-merkezli-kriyojenik-girisimi-tomorrow-bio-vucudunuzu-200000-dolara-koruma-hizmeti-sunuyor-121742-20250307.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde Ramazan mesaisi başlıyor ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-agiz-ve-dis-sagligi-merkezinde-ramazan-mesaisi-basliyor-4270.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-agiz-ve-dis-sagligi-merkezinde-ramazan-mesaisi-basliyor-4270.html</link>
                    <description><![CDATA[ADIYAMAN (PHA) - Adıyaman Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde Ramazan ayı boyunca gece poliklinik hizmetleri verileceği bildirildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Adıyaman Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Dt. Abdullah Karakuş, Ağız ve Diş Sağlığı merkezimizin normal mesaisine devam edeceği gibi Ramazan ayı boyunca da vatandaşlar için gece polikliniği hizmeti sunacağını açıkladı.

Ramazan ayında oruç tutan vatandaşlara kolaylık sağlamak amacıyla gündüz poliklinik hizmetine ek olarak her gün 20:00-23:00 saatleri arasında Ağız ve Diş Polikliniği hizmeti verileceğinin aktaran Başhekim Dt.Abdullah Karakuş, Ramazan ayı dolayısıyla gündüz gelemeyen vatandaşlar için hafta içi her akşam poliklinik hizmetinin yapılacağını belirtti.

Adıyaman İl Sağlık Müdürü Prof.Dr. Mehmet Şirik de mesai kavramı gözetmeksizin sağlık alanında yapılan çalışmaları vatandaşların en iyi şekilde yararlanacağı şekilde hizmete sunmak için sağlık çalışanlarıyla birlikte fedakarca görev yaptıklarını ifade etti.
Kaynak : PHA  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde Ramazan mesaisi başlıyor  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Feb 2025 14:43:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/25022025201229_d4359f8ce41e85b41933198dd10e5116.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/25022025201229_d4359f8ce41e85b41933198dd10e5116.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/25022025201229_d4359f8ce41e85b41933198dd10e5116.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çocuk Nöroloji Uzm. Dr. M.Can Yeşilmen hasta kabulüne başladı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-cocuk-noroloji-uzm-dr-mcan-yesilmen-hasta-kabulune-basladi-4269.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-cocuk-noroloji-uzm-dr-mcan-yesilmen-hasta-kabulune-basladi-4269.html</link>
                    <description><![CDATA[ADIYAMAN (PHA) - Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Çocuk Nöroloji Uzm. Dr. Mehmet Can Yeşilmen hasta kabulüne başladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Batman’da dünyaya gelen Çocuk Nöroloji Uzm. Dr. Mehmet Can Yeşilmen, 2009 yılında Tıp Fakültesini Dicle Üniversitesi Çocuk Sağlığında başlayarak, sırasıyla 2011 ve 2015 yıllarında Çukurova Üniversitesi, 2021-2024 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesinde yan dal olan Çocuk Nörolojisi bölümünü tamamladı. Dr. Mehmet Can Yeşilmen, evli 1 çocuk babası ve orta düzeyde İngilizce biliyor.
120. Devlet Hizmeti Yükümlülüğü (DHY) ile kurası ile ataması gerçekleşen Çocuk Nöroloji Uzm. Dr. Mehmet Can Yeşilmen, Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atandı. Göreve başlayan Çocuk Nöroloji Uzm. Dr. Mehmet Can Yeşilmen, hasta kabulüne başladı.
Kaynak : PHA  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Çocuk Nöroloji Uzm. Dr. M.Can Yeşilmen hasta kabulüne başladı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Feb 2025 13:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/25022025201225_eb06629d68c2dd8ddc1796f07d4505b4.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/25022025201225_eb06629d68c2dd8ddc1796f07d4505b4.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/25022025201225_eb06629d68c2dd8ddc1796f07d4505b4.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Virüs hızla yayılıyor, şimdi de norovirüs tehlikesi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-virus-hizla-yayiliyor-simdi-de-norovirus-tehlikesi-4018.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-virus-hizla-yayiliyor-simdi-de-norovirus-tehlikesi-4018.html</link>
                    <description><![CDATA[Aralık ayının ikinci haftasından itibaren artan grip vakalarından sonra şimdi de "norovirüs" vakalarındaki artış endişe yaratıyor. Norovirüs salgını başta ABD olmak üzere tüm dünyayı etkisi altına alırken,]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Aralık ayının ikinci haftasından itibaren artan&nbsp;grip&nbsp;vakalarından sonra şimdi de "Norovirüs" vakalarındaki artış endişe yaratıyor. Noro&nbsp;virüs&nbsp;salgını başta&nbsp;ABD&nbsp;olmak üzere tüm dünyayı etkisi altına alırken, Türkiye'deki vaka sayısının arttığı belirtiliyor. Hastalık, mide bulantısı, ishal ve kusma belirtileri ile ortaya çıkarken, uzmanlar ise Norovirüs'ten korunmanın tek yönteminin el hijyeni ve sağlıklı beslenme olduğunun altını çiziyorlar.



İnfluenza ve RSV vakalarındaki artışın ardından bu kez de&nbsp;Norovirüs&nbsp;tehdidi halk sağlığını tehdit ediyor. Havaların soğumasıyla birlikte kış aylarında kuzey yarımkürede Norovirüs&nbsp;vakaları artış göstermeye başlarken, ABD'deki vaka sayısı rekor seviyelere ulaştı. Türkiye'de de vaka artışına yönelik uyarılar peş peşe gelirken, hastalığın mide bulantısı, kusma, ishal semptomlarıyla ortaya çıktığı belirtildi. Özellikle kalabalık ortamlarda yayılma hızı yüksek olan Norovirüs&nbsp;ile ilgili uyarılarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Şencay Yıldız Şahin, "Hasta olan bir kişinin hazırladığı gıdalar virüsün yayılmasına neden olabiliyor. Ortak kullanılan eşyalar dediğimiz kapı kolları, asansör düğmeleri, masa yüzeyleri virüsün saklandığı noktalar. Özellikle hastalarda görülen kusma sırasında havada kalan küçük damlacıklar, solunum yoluyla bulaşıyor. Norovirüs&nbsp;çok dirençli bir&nbsp;virüs&nbsp;olduğundan hijyen kurallarına dikkat etmek kritik önem taşıyor" diye konuştu.&nbsp;

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

Norovirüs, İstanbul çevresinde görülen enfeksiyonların başında geliyor. Temas ve solunum yoluyla bulaşan virüs, 24-48 saatlik kuluçka döneminden sonra ishal ve kusma ile birlikte, karın ağrısı, 37.5 üzerinde ateş, aynı anda keyifsizlik, halsizlik ve karın kramplarına yol açabiliyor. İlk üç günlük periyotta hastaları perişan eden Norovirüs, çocuklar arasında lokal salgınlara neden olabiliyor.&nbsp;

3 GÜN AĞIR SEYREDİYOR

Şahin, virüsün belirtilerini ise şöyle sıraladı:&nbsp;"Şiddetli mide bulantısı, ani kusma nöbetleri, sulu ishal, karın ağrısı ve kramplar, baş ağrısı, halsizlik ve hafif ateş.&nbsp;Belirtiler, genellikle 3 gün içinde&nbsp; kaybolur ancak bu süreçte vücut çok fazla sıvı kaybeder.&nbsp;Özellikle çocuklar ve yaşlılar için sıvı kaybı ciddi bir risk oluşturur."

"YIKAYIP PİŞİRİN"

Korunmanın en önemli yolunun hijyenden geçtiğinin altını çizen Şahin; şöyle devam etti: Norovirüs&nbsp;yiyeceklerle de bulaştığı için yiyeceklerimize de dikkat etmemiz gerekiyor. Özellikle çiğ sebze ve meyveler iyice yıkanmalı, çiğ deniz ürünlerinden ise kaçınmalıyız. Yemeklerinde iyice pişirilmesi oldukça önemli Norovirüs&nbsp;kirli yüzeylerde günlerce yaşayabilir. O yüzden sık dokunulan kirli yüzeyler çamaşır suyu bazlı dezenfektanlarla sık sık temizlenmeli. Bu virüse karşı ise henüz etkili bir ilaç bulunmuyor. Norovirüs&nbsp;hastaları, muz, pirinç, haşlanmış patates, kraker gibi hafif yiyecekler tüketmeli. Hastalık sürecinde özellikle mideyi tahriş edebilen süt ürünlerinden, yağlı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Tedavi sürecinde dinlenmek de çok önemli.

"KANLI İSHAL KORKUTUYOR"

İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Ertuğrul da virüsün kötü hijyen koşullarından bulaşabildiği bilgisini paylaştı. Hastalığın tespitinin dışkıdan örnek alınarak yapıldığını anlatan Ertuğrul, "Kanlı ishal durumu korktuğumuz bir nokta. Şu anda ülkemiz için&nbsp;Norovirüs&nbsp;vakaları adına net bir sayı veremiyoruz. Vatandaşların, ishal olmaları durumunda bağışıklık durumları, yaşı, sıvı kayıpları çok önemli" ifadelerini kullandı.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

Uzmanlar son 3 aylık dönemde hem üst solunum yolu enfeksiyonlarında hem de influenza vakalarında çok ciddi bir artış olduğunun altını çizerken, özellikle risk grubundaki kişilerin çoğu zaman zatürre ve kalp kası iltihabı sorunu yaşadıklarını belirtiyorlar.

SIVI KAYBINA DİKKAT&nbsp;

Sağlıklı bir yetişkinin ishal olması durumunda günde 3-5 kez tuvalete giderek, halsiz hissedeceğini ancak sıvı kaybını dengelemesi durumunda düzeleceğine değinen Ertuğrul, şöyle devam etti: "İnce bağırsak tipi denilen sulu ishal mi yoksa kramp tarzı kanlı ishal mi buna bakmak lazım. İlki geçer ama ikincisinde test şart.&nbsp;Dışkıda mikroskobik iltihap hücreleri varsai kültür ya da ileri tetkikler yapılmalı.&nbsp;Yaşı ileri ise sıvı kaybı da fazla olması durumunda farklı komplikasyonlar gelişebilir."

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Virüs hızla yayılıyor, şimdi de norovirüs tehlikesi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 23 Feb 2025 08:42:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/virus-hizla-yayiliyor-simdi-de-norovirus-tehlikesi-115342-20250223.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/virus-hizla-yayiliyor-simdi-de-norovirus-tehlikesi-115342-20250223.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/virus-hizla-yayiliyor-simdi-de-norovirus-tehlikesi-115342-20250223.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Avrupa'dan acil eylem çağrısı: Kıta, cinsel yolla bulaşan hastalıklar için yuva haline geliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-avrupadan-acil-eylem-cagrisi-kita-cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-icin-yuva-haline-geliyor-3016.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-avrupadan-acil-eylem-cagrisi-kita-cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-icin-yuva-haline-geliyor-3016.html</link>
                    <description><![CDATA[Avrupa'da sağlık yetkilileri, 2023 yılında frengi ve bel soğukluğu vakalarının arttığını ve gençler arasında kayda değer artışlar olduğunu açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yeni bir rapor, Avrupa'nın cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (CYBE) için bir yuva haline geldiğini ortaya koydu.

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi'nin (ECDC) son yıllık raporuna göre, 2023 yılında frengi ve bel soğukluğu vakalarının sayısı artarken, klamidya en yaygın CYBE olmaya devam ediyor. Antibiyotiğe dirençli bel soğukluğu da ortaya çıkan tehditlerden biri.

2023 yılında Avrupa Birliği, İzlanda, Lihtenştayn ve Norveç'te yaklaşık 100.000 gonore vakası görüldü.

Rapora göre bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 31, 2014 yılına göre ise yüzde 300'den fazla artış anlamına geliyor.

ngi vakaları da artış gösterdi. 2023'te 40.000'den fazla vaka görüldü; bu rakam 2022'ye göre yüzde 13'lük bir artış ve 2014'te bildirilen vaka sayısının iki katı.

Bel soğukluğu tedavi edilmediği takdirde kısırlık ve pelvik inflamatuar hastalık gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. ECDC, tedavi edilmeyen frenginin uzun vadeli kalp ve sinir sistemi komplikasyonlarına yol açabileceğini ve hamile bir kadından bebeğine geçebileceğini belirtti.

Klamidya vakalarındaki artış dengelenmiş gibi görünse de, 2023 yılında 2014 yılına göre yüzde 13 artışla 230.000'den fazla vaka ile Avrupa'nın en yaygın bakteriyel CYBE'si olmaya devam ediyor.

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarda neden artış var?

ECDC, CYBE'lerin artış göstermesinin, belirli gruplarda daha fazla test yapılması, daha az prezervatif kullanımı ve daha fazla sayıda cinsel partner dahil olmak üzere birkaç potansiyel nedeni olabileceğini açıkladı.

Ajans, "bulguların, bu büyüyen halk sağlığı sorununu ele almak için artan kamu bilinci, önleme, test ve tedavi çabalarına duyulan acil ihtiyacı vurguladığını" belirtti.

Yetkililer ayrıca gonore hastalığında antimikrobiyal direnç (AMR) - bakterilerin veya diğer patojenlerin antibiyotiklerin artık onları etkili bir şekilde tedavi edemeyeceği noktaya evrilmesi - riski konusunda da alarm verdi.

Kurum daha önce belsoğukluğunun antibiyotiklerle tedavisinin giderek zorlaştığı ve bunun küresel bir eğilimi yansıttığı konusunda uyarıda bulunmuştu.





ECDC, "İlaca dirençli suşların ortaya çıkması mevcut tedavilerin etkinliğini tehdit etmekte, bu da önlemeyi vurgulamayı ve sorumlu antibiyotik kullanımını teşvik etmeyi çok önemli hale getirmektedir," dedi.

Ajans geçen yıl adresinde vakalardaki "şaşırtıcı" artışın Avrupa için ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğu uyarısında bulunmuştu.

Ancak 2023'teki eğilimler, CYBE'lerle mücadele çabalarının, özellikle gençler arasında yayılmalarını engellemek için yeterli olmadığını gösteriyor.

Rapora göre, 2023 yılında en yüksek klamidya ve gonore oranları 20'li yaşların başındaki kadınlarda görülürken, gonore vakaları yaş grupları ve cinsel yönelimler arasında artış gösterdi.

Bu arada, 25 ila 34 yaş arasındaki erkekler en yüksek frengi oranına sahipti. Frengi vakalarının çoğu eşcinsel ve biseksüel erkekler arasında bildirildi ancak 2023 yılında tüm yaş gruplarındaki kadınlar arasında da oran arttı.

Ajans, düzenli kondom kullanımı ve cinsel partnerlerle "açık ve dürüst iletişim" çağrısında bulundu ve cinsel olarak aktif kişilerin CYBE'ler için düzenli olarak test yaptırmaları gerektiğini çünkü enfekte kişilerin her zaman semptomları olmadığını belirtti.

ECDC, "Daha fazla bulaşmayı ve potansiyel komplikasyonları önlemek için erken teşhis ve tedavi şarttır," dedi.


&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Avrupa'dan acil eylem çağrısı: Kıta, cinsel yolla bulaşan hastalıklar için yuva haline geliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Feb 2025 16:38:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/avrupadan-acil-eylem-cagrisi-kita-cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-icin-yuva-haline-geliyor-194415-20250212.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/avrupadan-acil-eylem-cagrisi-kita-cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-icin-yuva-haline-geliyor-194415-20250212.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/avrupadan-acil-eylem-cagrisi-kita-cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-icin-yuva-haline-geliyor-194415-20250212.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[DSÖ: Düşük gelirli ülkelerde yaşayan epilepsi hastalarının yüzde 75'i tedaviye ulaşamıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-dso-dusuk-gelirli-ulkelerde-yasayan-epilepsi-hastalarinin-yuzde-75i-tedaviye-ulasamiyor-2662.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-dso-dusuk-gelirli-ulkelerde-yasayan-epilepsi-hastalarinin-yuzde-75i-tedaviye-ulasamiyor-2662.html</link>
                    <description><![CDATA[Cenevre, 10 Şubat (Hibya) - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), düşük gelirli ülkelerde yaşayan epilepsi hastalarının yüzde 75'inden fazlasının tedaviye ulaşamadığını açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ DS&Ouml;&#39;den yapılan a&ccedil;ıklamada, doğru bakıma ve ilaca erişim sağlandığında, epilepsili insanların &ccedil;oğunun n&ouml;betsiz yaşayabileceği vurgulandı.

D&uuml;ş&uuml;k gelirli &uuml;lkelerde yaşayan epilepsi hastalarının y&uuml;zde 75&#39;inden fazlasının tedaviye ulaşamadığını belirtildiği a&ccedil;ıklamada &quot;Epilepsi hastası insanlara destek olmak i&ccedil;in acil adımlar atılması gerekiyor.&quot; denildi.
 Hibya Haber Ajansı ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[DSÖ: Düşük gelirli ülkelerde yaşayan epilepsi hastalarının yüzde 75'i tedaviye ulaşamıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Feb 2025 11:27:26 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161150_cf7f7d0b242ca4357a8233ee7c0be475.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161150_cf7f7d0b242ca4357a8233ee7c0be475.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161150_cf7f7d0b242ca4357a8233ee7c0be475.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Epilepsi ile güvenli ve sağlıklı bir hayat mümkün!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-epilepsi-ile-guvenli-ve-saglikli-bir-hayat-mumkun-2670.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-epilepsi-ile-guvenli-ve-saglikli-bir-hayat-mumkun-2670.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Uyku düzensizliği, stres, alkol ve bazı ilaçların nöbetleri tetikleyebildiğine vurgu yapan Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Düzenli uyku, stres yönetimi, alkolden kaçınma, ilaçların düzenli kullanımı ve fotosensitivitesi/ışığa hassasiyeti olan bireylerin yanıp sönen ışıklardan uzak durması özellikle öneriliyor.” dedi. Epilepsi hastalarının ve ailelerinin günlük hayatta güvenli ortam oluşturmak ve yakın çevreyi nöbet yönetimi konusunda bilinçlendirmek konularına dikkat etmeleri gerektiğini aktaran Dr. Celal Şalçini, toplumda epilepsiye dair yanlış inanışların da farkındalık çalışmalarıyla düzeltilmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, epilepsi hakkında açıklamalarda bulundu.

Epilepsi çeşitli nedenlere bağlı ortaya çıkabilir!

Epilepsinin, beyindeki anormal elektriksel aktiviteye bağlı olarak tekrarlayan nöbetlerle karakterize nörolojik bir bozukluk olduğunu hatırlatan Dr. Celal Şalçini, “Bu nöbetler, beyin hücrelerinin (nöronlar) aşırı ve birlikte aynı zamanda/senkronize aktivitesi sonucu ortaya çıkar.” dedi.

Epilepsinin, genetik yatkınlık, beyin travması, enfeksiyonlar, inme, tümörler veya gelişimsel bozukluklar gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabileceğini dile getiren Dr. Celal Şalçini, tanı sürecinin hastanın klinik öyküsü, nöbetlerin özellikleri ve nörolojik muayene ile başladığını, tanıyı doğrulamak için ise Elektroensefalografi (EEG), Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI), Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve kan testleri gibi bazı testler kullanıldığını söyledi.

Farklı faktörler epilepsi ataklarını tetikleyebilir!

Bazı faktörlerin epilepsi ataklarını tetikleyebildiğine dikkat çeken Dr. Celal Şalçini, “Yetersiz uyku, nöbet eşiğini düşürür. Psikolojik stres, nöbet riskini artırabilir. Özellikle alkol yoksunluğu nöbetlere yol açabilir. Bazı bireylerde yanıp sönen ışıklar nöbetleri tetikleyebilir. Antiepileptik ilaçların düzensiz kullanımı nöbet riskini artırır. Bazı ilaçların kendileri nöbetleri tetikleyebilir.” şeklinde konuştu.

Bu faktörlerden kaçınmanın mümkün olduğunu da sözlerine ekleyen Dr. Celal Şalçini, düzenli uyku, stres yönetimi, alkolden kaçınma, ilaçların düzenli kullanımı ve fotosensitivitesi/ışığa hassasiyeti olan bireylerin yanıp sönen ışıklardan uzak durmasının özellikle önerildiğini aktardı.

Epilepsi ile yaşayan bireyler ve aileleri bunlara dikkat etmeli!

Epilepsi ile yaşayan bireylerin ve ailelerinin günlük yaşamda dikkat etmesi gereken faktörlere değinen Dr. Celal Şalçini, şunları söyledi:

“Antiepileptik ilaçların düzenli ve doktorun önerdiği şekilde kullanılması gerekir. Uyku düzeni ve stres yönetimine önem verilmeli, tetikleyici faktörlerden uzak durulmalı. Nöbet sırasında yaralanmayı önlemek bulunulan odanın veya banyonun kapısı kilitlenmemeli, keskin eşyalar açıkta bırakılmamalı ve yüzme gibi aktiviteler sırasında hasta yalnız olmamalı. Nöbetlerin sıklığı, süresi ve tetikleyicileri kaydedilmeli. Aile üyeleri ve yakın çevre nöbet sırasında nasıl müdahale edeceğini öğrenmeli.”

Epilepsi hakkındaki yanlış bilinenler farkındalık çalışmalarıyla düzeltilebilir…

Epilepsi hastalarının toplumda karşılaştığı yaygın yanlış inanışlar olduğunu dile getiren Dr. Celal Şalçini, “Epilepsinin bulaşıcı bir hastalık olduğunu düşünenler bile var.” dedi.

Epilepsi hastalarının normal bir yaşam süremeyeceği inanışının da yanlış olduğunu vurgulayan Dr. Celal Şalçini, “Doğru tedavi ve yönetimle epilepsi hastaları aktif bir yaşam sürdürebilir. Bir diğer yanlış bilinen konu ise ‘nöbet sırasında hastanın dilini tutmak gerekir’ bilgisi. Bu, hastaya zarar verebilir. Bunun yerine, hastayı güvenli bir pozisyona almak ve nöbetin bitmesini beklemek gerekir.” açıklamasını yaptı.

Dr. Celal Şalçini epilepsi hakkındaki farkındalığı artırmak için ise; toplumda eğitim programları düzenlemek, medya ve sosyal platformlarda doğru bilgiler paylaşmak, okullarda ve iş yerlerinde epilepsi hakkında bilinçlendirme seminerleri yapmak, epilepsi dernekleri ve hasta grupları aracılığıyla destek sağlamak gibi adımlar atılabileceğini söyledi.

Uygun tedavi ve destekle başarılı olabilirler 

Epilepsi ile yaşayan bireylerin sosyal hayatlarını daha verimli sürdürebilmesi için önerilerde bulunan Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:

“Epilepsi dernekleri veya hasta gruplarına katılarak benzer deneyimler paylaşılabilir. İş yerinde, okulda veya sosyal çevrede epilepsi hakkında açık iletişim kurulması kişiye iyi gelebilir. Doktor onayıyla düzenli egzersiz yapmak, stresi azaltır ve genel sağlığı iyileştirir. Epilepsi hastaları, uygun tedavi ve destekle eğitimlerini tamamlayabilir ve iş hayatında başarılı olabilir. Gerektiğinde psikolojik danışmanlık alarak duygusal zorluklarla başa çıkmak için adım atılabilir.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Epilepsi ile güvenli ve sağlıklı bir hayat mümkün! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Feb 2025 10:34:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161740_c9d3e42b6dad912dc033753f46433512.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161740_c9d3e42b6dad912dc033753f46433512.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161740_c9d3e42b6dad912dc033753f46433512.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uyuşma ve karıncalanma sinir sistemi tümörü habercisi olabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-uyusma-ve-karincalanma-sinir-sistemi-tumoru-habercisi-olabilir-2669.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-uyusma-ve-karincalanma-sinir-sistemi-tumoru-habercisi-olabilir-2669.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Periferik sinir sistemi, vücut ile beyin ve omurilik arasında köprü işlevi görüyor. Periferik sinir sisteminde görülen tümörlerin nadiren de olsa kötü huylu olabileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Sinir tümörlerinin varlığında; ağrı veya rahatsızlık, uyuşma veya karıncalanma, güçsüzlük veya zayıflık, şişlik veya kitle son olarak da hareket kısıtlılığı hissi en sık karşılaşılan şikayetler arasında yer alıyor” dedi.

Periferik sinir tümörlerinde, genetik yatkınlığın, çevresel etmenlerin veya doku bozukluğundan kaynaklanan hastalıkların riskleri arttırdığına değinen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Hangi faktörlerin periferik sinir sistemi üzerinde tümörlere yol açtığı henüz kesin olarak bilinmiyor” diye ekledi.

Hastalığın kesin tanısı için görüntüleme testleri gerekli

Hastalığın tanısının, beyin ve sinir cerrahisi uzmanının değerlendirmesiyle yapılan muayene ve tetkiklerle konduğunu hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Tanı için manyetik rezonans görüntüleme ve sinir ileti testlerine başvurulabilir. İhtiyaç halinde bilgisayarlı tomografi, BT anjiografi veya direkt x-ray görüntüleme yöntemleri de kullanılabilir. Tümör saptamasından sonra yine uzmanın gerekli görmesi durumunda patolojik tanı için biyopsi önerilebilir” dedi.

Tedavi tümörün cinsine göre planlanıyor

Son yıllarda görüntüleme ve ameliyat teknolojileri ile birlikte genetik testlerdeki gelişmeler sayesinde, tanı ve tedavi süreçleri daha kolay hale geldi diyen Prof. Dr. Göçmen, “Periferik sinir tümörlerinin öncelikli tedavisi cerrahidir, sonraki aşamalarda gerekirse radyoterapi ile kemoterapi de verilebilir. Cerrahi; tümörün boyutuna, yerleşim yerine ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak başarılı bir şekilde gerçekleşir. Ayrıca akıllı ilaç olarak bilinen immünoterapiler de bazı kötü huylu tümörlerin tedavisinde umut verici sonuçlar sunuyor” diye konuştu.

Tedavi sonrasında da doktor tavsiyelerine uyulmalı

Tedavi sonrası yaşam kalitesinin tümörün türüne ve tedaviye verilen yanıta bağlı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Göçmen, “Hastaların düzenli kontrollerle takip edilmesi, nüks durumlarının erken tespiti açısından önemli” dedi. Göçmen, “Cerrahi sonrasında dinlenme ve iyileşme sürecine özen gösterilmesi, ihtiyaç varsa fizik tedavi yapılması ve ağrı yönetimi için doktor önerilerine uyulması da önemli” açıklamasında bulundu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uyuşma ve karıncalanma sinir sistemi tümörü habercisi olabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Feb 2025 10:19:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161731_4bea61a3df068b8b3cbfb370b6cbd986.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161731_4bea61a3df068b8b3cbfb370b6cbd986.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161731_4bea61a3df068b8b3cbfb370b6cbd986.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Soğuk Havaları Hastalıksız Atlatmak İçin 12 Öneri]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-soguk-havalari-hastaliksiz-atlatmak-icin-12-oneri-2672.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-soguk-havalari-hastaliksiz-atlatmak-icin-12-oneri-2672.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Kış aylarında pek çok hastalığın görülme oranı artış göstermektedir. Mevsimsel değişimler sonucu zayıf düşen bağışıklık sistemini güçlendirecek önlemler almak, kışın sağlıklı kalmanın en önemli yollarından biridir. Kış aylarında çocuklar, yaşlılar ve gebelerin yanı sıra kalp, tansiyon, şeker, karaciğer ve böbrek hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları olanların; soğuk algınlığı, grip, sinüzit, bronşit ve zatürre gibi hastalıklara karşı daha dikkatli olmaları önemlidir. Memorial Antalya Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. İrem Özçelik, kış hastalıklarından korunmak için alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. 

 

Kışın sporu bırakmayın!

Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak için ilk adım, sağlıklı yaşam stratejilerinin uygulanmasıdır. Sigara ve diğer tütün ürünlerinin yanı sıra alkolden uzak durmak önemlidir. Günlük düzenli egzersiz yapmanın bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkisi olduğunu araştırmalarla ortaya çıkartılmıştır. Bu nedenle enfeksiyonların en sık görüldüğü kış aylarında spora ara vermeyip, düzenli bir şekilde egzersiz yapmaya devam edilmelidir. Dikkat edilmesi gereken unsur ise mevsime uygun kıyafetler ve aksesuarlar kullanılmasıdır. Erişkin bir kişinin minimum günde 30 dakika aerobik egzersiz (yürüyüş, yüzme, bisiklet vs.) yapması gerekmektedir. Bu faaliyeti açık havada yapmak; ihtiyaç olan direnç, zindelik ve enerjiyi daha da artırır.

 

Uyku düzenini ihmal etmeyin

Vücut direncini artırmak için yeterli sürede uyumak gerekir. Erişkin bir kişi, günde yedi-dokuz saat uyumalıdır. Kalp atımları, kan basıncı ve solunum sayısı uyku sırasında düşer. Ayrıca vücuda yararlı hormonların salınımı uyku sırasında artış gösterir. Yeme içme gibi vücut restorasyonu için çok önemli olan uyku, dengeli ve düzenli olmalıdır. Uyku için en ideal saatler gece 23.00 ile sabah 07.00 arasıdır.

 

Beslenmeniz yetersizse vitamin desteği alın

Yeterli sebze ve meyve tüketilmeyip bunun yerine daha çok beyaz ekmek tercih edenler günlük multivitamin ve mineral desteği alabilir. Selenyum, A,C,E vitaminleri, bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilinen D vitamini ve B vitaminlerini içeren multivitaminler kullanılabilir. Üzerinde tartışmalar yapılsa da, bol C vitamini tüketiminin gripten koruduğu bilinmektedir. Son zamanlarda D vitamini eksikliği olan kişilerde kış hastalıklarının daha çok görüldüğünü gösteren pek çok araştırma yapılmıştır. D vitamini seviyesini yükseltmenin en kolay yolu güneşlenmektir. Bu mümkün olmuyorsa D vitamini takviyesi alınabilir. Yüksek dozlarda vitamin kullanımının yaradan çok zarar vereceği unutulmamalıdır.

 

Ellerinizi yıkamayı ihmal etmeyin

Sık görülen kış hastalıklarından korunmanın en basit ve etkili yolunun hijyen kurallarına uymaktan geçtiği unutulmamalıdır. Öncelik el temizliğine verilmelidir. Eller kurallara uygun bir şekilde yıkanmalı ve dış ortamlara temas ettikten sonra buruna, göze ve ağza temas ettirilmemelidir. 

 

Kış aylarında aşağıdaki önerilere dikkat edin;


	Kapalı mekanlardan, havalandırması iyi olmayan yerlerden mümkün olduğunca uzak durun.



	Mevsime uygun giyinmeye özen gösterin, ne çok ince ne de çok kalın kıyafetler tercih edin.
	Yaşam ortamı ısısını normal zamanda 25, uyku sırasında 22 derece olmasına özen gösterin. 
	Öksüren, aksıran kişilerle aynı ortamda bulunmamaya dikkat edin.
	Her yıl düzenli olarak ekim, kasım aylarında grip aşısı yaptırın.
	Şeker, böbrek, akciğer hastalıkları olan ve yatalak, yaşlı bağışıklığı zayıflamış hastalara doktor kontrolünde zatürre aşısı yaptırın.
	Özellikle büro, ofis ve okullarda kalem, kitap, bilgisayar, bardak gibi özel eşyalarınızı başkalarıyla kullanmayın.
	Mendilleri bir kereden başka kullanmayın.
	Ne çok sıcak ne de çok soğuk olmak kaydıyla sıvı tüketimini artırın.
	Bilinçsiz ya da eczane tavsiyesiyle ilaç özellikle antibiyotik kullanmayın.
	Güneşli kış günlerinde açık havada dolaşın.
	Kış aylarında ortaya çıkabilen depresyondan korunmak için vücut enerjinizi artırın. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve düzenli uykunun yanı sıra; arkadaşlarla vakit geçirmek, işyerinde kısa molalar vererek keyif alınan aktiviteler yapmak önemlidir. Bedeninize ve ruhunuza iyi gelen şeyleri yapın. 


Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Soğuk Havaları Hastalıksız Atlatmak İçin 12 Öneri - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Feb 2025 09:33:55 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161818_439ce36440ed20afc5d9547c1d8273aa.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161818_439ce36440ed20afc5d9547c1d8273aa.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161818_439ce36440ed20afc5d9547c1d8273aa.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Endometrioziste Gizli Tehlike; Eşlik Eden Hastalıklar]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-endometrioziste-gizli-tehlike-eslik-eden-hastaliklar-2675.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-endometrioziste-gizli-tehlike-eslik-eden-hastaliklar-2675.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Halk arasında “çikolata kisti” olarak bilinen endometriozis, kadınların hayatını kabusa çevirebiliyor. Bu hastalık sadece üreme sistemini değil, tüm vücudu etkiliyor. Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Erkut Attar, hastalığın birçok gizli tehlike barındırdığına dikkat çekerek, “Endometriozis, kadınların yaşam kalitesini derinden etkileyen kronik ve karmaşık bir sorun. Zira hastalık sadece pelvik ağrılar ve üreme sorunlarıyla sınırlı kalmaz. Migrenden, IBS’e, depresyondan kalp hastalıklarına kadar birçok problem için de risk oluşturur. Bu nedenle, endometriozisi anlamak ve yönetmek, multidisipliner bir yaklaşım gerektirir.” dedi. Prof. Attar, “Her 10 kadından birinde endometriozis olmasına karşın farkındalık çok düşük. Kadınlar genelde doktora gitmeyi erteliyor, bu da hastalığın ilerlemesine yol açıyor. Şiddetli adet ağrısı varsa mutlaka bir doktora gidilmeli.” uyarısında bulundu. 

 

Endometrioziste gizli tehlikenin eşlik eden (komorbidite) hastalıklar olduğuna dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erkut Attar, “Eşlik eden hastalıklardan birkaç tanesi iltihaplı kolon sendromu, huzursuz bağırsak sendromu, kas iskelet sistemi ağrıları, ağrılı mesane sendromu ve migren türü baş ağrılarıdır. Bu hastalarda depresyon, anksiyete ve uyku bozuklukları da görülür. Ayrıca hastalığın bazı kanser türleri ile de yakın ilişkide olduğu biliniyor.” dedi.

İNFERTİLİTENİN (KISIRLIK) EN ÖNEMLİ NEDENLERİNEN BİRİ….

Hastalığın birçok farklı nedeni olabileceğini belirten Prof. Dr. Erkut Attar, “Endometriozis, rahim içinde olması gereken dokunun rahim dışında farklı organlara yerleşip büyümesiyle oluşuyor. Bu durum en çok karın, kasık ve adet ağrılarıyla kendini gösteriyor ve zamanla kronikleşiyor. Hastalığın bir diğer belirtisi de kısırlıktır. Hastayı hekime getiren nedenlerden biri de budur. Endometriozis hastalarında yüzde 30 oranında kısırlık görülür.” Diye konuştu. 

 

GENÇ KIZLAR DİKKAT!  

Ergenlik dönemindeki kızlarda görülen şiddetli adet ağrılarının genelde “evlenince geçer” diye geçiştirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Attar, bunun bir hata olduğunu söyledi ve ekledi: “Adet ağrısı nedeniyle okuldan ya da işten geri kalıyorsanız, durum ciddiye alınmalı. Doktora gitmekten çekinmeyin.” 

 

 ‘ÇOK SAYIDA HASTALIĞIN BİR ARADA BULUNDUĞU SENDROM ŞEKLİNDE ORTAYA ÇIKABİLİR’

Endometriozisin kadınların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen karmaşık bir sorun olduğunun altını çizen Prof. Dr. Attar, hastalığın pelvik ağrılar ve üreme sorunlarından ibaret olmadığını ve beraberinde getirdiği eşlik eden hastalıklarla birlikte tablonun tam bir sendroma dönüşebildiğini söyledi. Migren, ağrılı mesane sendromu, huzursuz barsak sendromu (IBS), kas iskelet sistemi ağrıları, uyku bozuklukları depresyon, anksiyete ve hatta kalp hastalıkları gibi durumlarla bağlantılı olan hastalığın hem fiziksel hem de psikolojik sağlık üzerinde derin izler bırakabildiğini söyleyen Prof. Dr. Attar, “Bir arada bulunabilen bu hastalıklarla ilgili ilişki net olarak ortaya konmuş değil. Ya önce bu hastalıklar görülür sonra endometriozis gelişir ya da endometriozis geliştikten sonra bu sorunlardan biri ya da birkaçı görülür. Bu nedenle, endometriozisi anlamak ve yönetmek, multidisipliner bir yaklaşım gerektirir” ifadelerini kullandı.

 

SIKLIKLA “ŞEYTAN İKİZLER” TABLOSU YAŞANIR

Endometriozis ile beraber sık görülen hastalıklardan birinin mesane ağrısı sendromu veya diğer adıyla interstisiyel sistit olduğunu anlatan Prof. Dr. Attar, “İkisi bir arada görüldüğü zaman bu tabloya ‘şeytan ikizler’ denir. Mesane ağrısı sendromu olan hastaların yüzde 60’ında endometriozis de vardır. Yani hastaların büyük çoğunluğu bu durumdan muzdarip olur. Kadının yaşam kalitesinin ciddi oranda düşmesinin yanında iş gücü kaybına da neden olur. Çünkü hastada oldukça ciddi iş gücü kaybına veya yaşam kalitesinde düşmeye neden olur” dedi. 

 

ERKEN TEDAVİ EDİLMEZSE EŞLİK EDEN HASTALIKLAR ARTIYOR

Endometriozisin erken tedavi edilmediğinde eşlik eden (komorbidite) hastalıklarda artış yaşanacağını ifade eden Prof. Dr. Attar, sözlerine şöyle devam etti: “Adet görmeye başlayan genç kızlarda ağrılar şiddetliyse, okuldan veya işten kalmasına sebep oluyorsa ve yaşam kalitesini etkiliyorsa bunun mutlaka araştırılması gerekir. Hastalık ilerlediği takdirde yumurtalıklara zarar verir ve kist oluşturabilir. Bu kistler hem kendileri hem de oluşturduğu biyokimyasallar yüzünden yumurtalık kapasitesinde düşmeye neden olabilir.”

 

KANSER RİSKİ DE VAR!

Endometriozisin özellikle yumurtalık kanserine neden olabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Erkut Attar, “Ayrıca meme, mide ve bağırsak kanserleriyle bağlantılı olduğu düşünülse de bu konuda daha fazla çalışmaya ihtiyaç var. Bu nedenle hastalık ne kadar erken teşhis edilirse riskleri azaltmak o denli mümkün olabiliyor. Dolayısıyla kadınların düzenli sağlık kontrolleri çok önemli” dedi. 

 

AĞRILAR “EVLENİNCE GEÇER” DİYEREK GEÇİŞTİRİLMEMELİ!

En önemli sorunun tanı koyulma süreci olduğunu çünkü farkındalığın düşük olduğunu dile getiren Prof. Dr. Attar, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Genç kızlarda adet ağrıları ‘evlenince ya da doğurunca geçer’ şeklinde geçiştiriliyor. Bundan dolayı da tanı koyma süresi 7 yılı buluyor ve bu hastalar tedaviye başlamadan önce ortalama 7 hekim dolaşıyor. Yaşanan zaman kaybı hastalığın ilerlemesine ve daha ciddi sorunlarla karşımıza çıkmasına neden oluyor. Sonrasında eşlik eden hastalıklar dediğimiz komorbidite daha sık görülmeye başlıyor veya kısırlık derinleşiyor. Endometrioziste ağrılar kontrol edilebiliyor ama tekrarlayan bir hastalık. Bu yüzden hastayı sürekli gözlem altında tutmak gerekir.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Endometrioziste Gizli Tehlike; Eşlik Eden Hastalıklar - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Feb 2025 09:18:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161921_919093f07ea713161fa157322012881f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161921_919093f07ea713161fa157322012881f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025161921_919093f07ea713161fa157322012881f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Aybüke Pusat ve Serkay Tütüncü'den Epilepsi Farkındalığına Destek]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-aybuke-pusat-ve-serkay-tutuncuden-epilepsi-farkindaligina-destek-2676.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-aybuke-pusat-ve-serkay-tutuncuden-epilepsi-farkindaligina-destek-2676.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Ünlü oyuncular Aybüke Pusat ve Serkay Tütüncü, epilepsiye yönelik toplumsal ön yargıları kırmak ve farkındalığı artırmak amacıyla Epilepsi İçin Bak farkındalık kampanyasının gönüllü elçileri oldu. Aybüke Pusat ve Serkay Tütüncü, 10 Şubat Dünya Epilepsi Günü kapsamında epilepsi farkındalığı için ‘Mor Alarm’ çağrısı yaptı

 

Türk Epilepsi ile Savaş Derneği tarafından dokuz yıldır sürdürülen Epilepsi İçin Bak farkındalık kampanyasına gönüllü olarak destek olmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirten Aybüke Pusat ve Serkay Tütüncü, toplumun epilepsiye karşı bakış açısını değiştirmek için harekete geçme çağrısında bulundu. 

 

Ünlü oyuncular 10 Şubat Dünya Epilepsi Günü kapsamında epilepsi hastalarına destek olmak amacıyla şu mesajları verdi:

 

Aybüke Pusat: “Türk Epilepsi ile Savaş Derneği’nin yaptırdığı Epilepsi Farkındalık Araştırması’na göre, Türkiye’de 15 milyon kişi, bir yakının epilepsi hastası biriyle evlenmesini istemiyor. Bu ön yargıları yıkmak için hep birlikte farkındalık oluşturalım ve epilepsili bireylerin evlenip çocuk sahibi olabileceğini çevremize anlatalım” dedi.

 

Serkay Tütüncü ise şunları paylaştı: “Araştırmaya göre 9 milyon kişi ‘işveren olsam, epilepsi hastası bir bireyi işe almak istemem’ diyor. Bu inanılır gibi değil! Epilepsili bireyler çalışabilir ve işlerinde başarılı olabilirler. Bu farkındalığı artırmak için Epilepsi İçin Bak farkındalık kampanyası kapsamında 2025 yılı ‘Mor Alarm’ yılı ilan edildi.”

 

1 milyon epilepsi hastası için Aybüke Pusat ve Serkay Tütüncü’den büyük destek

Türk Epilepsi ile Savaş Derneği Başkanı Prof. Dr. Nerses Bebek, "Değerli oyuncularımız Aybüke Pusat ve Serkay Tütüncü’nün, Epilepsi İçin Bak farkındalık kampanyamıza olan desteği, epilepsiye yönelik ön yargıları yıkma mücadelemiz için çok kıymetli. Türkiye’de yaklaşık 1 milyon epilepsi hastası ve yakınları ön yargılar nedeniyle evlenmekten iş bulmaya kadar birçok zorlukla karşılaşıyor. İşte bu yüzden 2025 yılını ‘Mor Alarm’ yılı ilan ettik. Farkındalığın artırılması için herkesi önce kendi bakış açısını değiştirmeye, ardından da çevresine bu bilinci yaymaya davet ediyoruz. Epilepsili bireyler de herkes gibi hayatlarına devam edebilir” diye konuştu.

 

Türk Epilepsi ile Savaş Derneği, 10 Şubat Dünya Epilepsi Günü’nde, herkesi, Epilepsi İçin Bak sosyal medya hesaplarını takip etmeye ve #EpilepsiİçinBak etiketiyle farkındalık mesajlarını kendi hesaplarından paylaşmaya çağırdı.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Aybüke Pusat ve Serkay Tütüncü'den Epilepsi Farkındalığına Destek - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Feb 2025 09:12:55 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025162003_e89f6e82bffb8d9e8fea99e54a7ab74c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025162003_e89f6e82bffb8d9e8fea99e54a7ab74c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025162003_e89f6e82bffb8d9e8fea99e54a7ab74c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Göz kapağı hastalıklarına dikkat!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-goz-kapagi-hastaliklarina-dikkat-2614.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-goz-kapagi-hastaliklarina-dikkat-2614.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Göz kapaklarının ön yüzeyini oluşturan cilt dokusu, cildin altında yer alan kas ve bağ dokuları kendilerine özgü hastalıklar taşıyabilir. Bu hastalıklar doğumsal ya da sonradan kazanılan sorunlar olabilir.  Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay konu hakkında bilgiler verdi.İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;Göz kapak hastalıkları, göz kapaklarını etkileyen çeşitli koşulları ifade eder. Göz kapakları gözleri korumak, nemlendirmek ve gözü temiz tutmak için önemli bir rol oynarlar. Göz kapağı hastalıkları; hem görme kalitesini hem de göz kapağı fonksiyonunu etkileyen sonuçlara neden olabildiği için önemlidir. Göz kapağı hastalıkları, aynı zamanda estetik sorunlara da yol açabilir. Göz kapaklarındaki hastalıklar veya durumlar şunları içerir:

BLEFARİT:&nbsp;Göz kapaklarının kenarlarının iltihaplanması durumudur. Blefarit genellikle göz kapaklarının temizlenmesi zor olduğunda veya göz kapaklarının cilt hastalıklarından etkilendiğinde ortaya çıkabilir. Göz kapaklarında kabuklanma, kaşıntı, kızarıklık ve hassasiyet gibi belirtiler gösterir.

GöZ KAPAKLARINDAKİ ŞİŞLİKLER VEYA KİSTLER:&nbsp;Göz kapaklarında yağ bezlerinin tıkanması sonucu şalazyon (göz kapağı kenarındaki yağ bezlerinde iltihaplanma) veya kistler oluşur. Bu durumlar genellikle göz kapağı kenarında bir şişlik veya nodül şeklinde belirti verir.

GöZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ (PTOZİS):&nbsp;Göz kapağının normal pozisyonundan aşağıda veya kapanma eksikliği durumudur. Bu durum, doğuştan olabilir veya yaşlanma, yaralanma veya diğer sağlık sorunları sonucu gelişir.

GÖZ KAPAĞI ÇEVRESİNDE KIZARIKLIK VEYA İLTİHAPLANMA:&nbsp;Göz kapağı çevresindeki kızarıklık, iltihaplanma veya tahriş, alerjik reaksiyonlar, göz enfeksiyonları veya deri hastalıkları gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanır.

GÖZ KAPAKLARINDA KANSERLİ LEZYONLAR:&nbsp;Nadiren, göz kapaklarında kanserli lezyonlar veya tümörler gelişebilir. Bu durumlar genellikle deri kanseri türlerinden kaynaklanır.

Bu göz kapaklarındaki hastalıkların belirtileri ve şiddeti duruma göre değişebilir.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Göz kapağı hastalıklarına dikkat! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Feb 2025 07:58:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025113255_33a43dfc952e86fcdbee826a5f18450b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025113255_33a43dfc952e86fcdbee826a5f18450b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025113255_33a43dfc952e86fcdbee826a5f18450b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[At, Eşek ve Domuz Eti Tespit Edilen Bu İller Şaşırttı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-at-esek-ve-domuz-eti-tespit-edilen-bu-iller-sasirtti-2551.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-at-esek-ve-domuz-eti-tespit-edilen-bu-iller-sasirtti-2551.html</link>
                    <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan son denetimlerde, Türkiye’nin bazı illerindeki gıda işletmelerinde at, eşek ve domuz eti kullanıldığı ortaya çıktı. Bu durum, gıda güvenliği konusunda büyük bir alarm verirken, hangi illerde bu usulsüzlüklerin daha yaygın olduğu da merak konusu oldu. Bakanlık, bu konuda yaptığı açıklamalarla, halkı uyararak denetimlerinin hız kesmeden devam ettiğini belirtti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan son denetimlerde, Türkiye’nin bazı illerindeki gıda işletmelerinde at, eşek ve domuz eti kullanıldığı ortaya çıktı. Bu durum, gıda güvenliği konusunda büyük bir alarm verirken, hangi illerde bu usulsüzlüklerin daha yaygın olduğu da merak konusu oldu. Bakanlık, bu konuda yaptığı açıklamalarla, halkı uyararak denetimlerinin hız kesmeden devam ettiğini belirtti.&nbsp;

Adana ve Sakarya Zirvede!

Bakanlık tarafından yayımlanan verilere göre, at ve eşek eti kullanan işletmelerin sayısının en fazla olduğu iller arasında Adana ve Sakarya başı çekiyor. Adana'da 15, Sakarya’da ise 7 işletme, bu tür etleri kullanarak halk sağlığını tehlikeye atmış. Bu iki ili, 4’er işletme ile Antalya, Mersin ve Manisa takip ediyor.&nbsp;

Domuz Eti de Ortaya Çıktı..

Bununla birlikte, yapılan denetimlerde, Türkiye genelinde 4 farklı gıda işletmesinde de domuz eti kullanıldığı belirlendi. Tarım ve Orman Bakanlığı, bu usulsüzlükleri önlemek amacıyla sürekli denetimler yapıyor ve tespit edilen firmaları duyuruyor.&nbsp;

Gıda Güvenliği İçin Duyarlı Olmalıyız!

Bakanlık, gıda sahtekarlığıyla mücadele etmek için "guvenilirgida.tarimorman.gov.tr" adresinde şüpheli firmaların isimlerini yayımlıyor. Buradan, hangi firmaların taklit ve tağşiş yaptığına dair bilgilere ulaşılabiliyor ve halk, sağlıklı gıda alımına daha dikkatli yaklaşabiliyor.

At, eşek ve domuz etinin gıda ürünlerinde kullanılmasının yarattığı bu skandal, gıda güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Sağlıklı ve güvenli gıda almak için, bizlerin de bilinçli ve dikkatli olması gerektiği aşikar.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[At, Eşek ve Domuz Eti Tespit Edilen Bu İller Şaşırttı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 09 Feb 2025 20:02:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/at-esek-ve-domuz-eti-tespit-edilen-bu-iller-sasirtti-230532-20250209.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/at-esek-ve-domuz-eti-tespit-edilen-bu-iller-sasirtti-230532-20250209.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/at-esek-ve-domuz-eti-tespit-edilen-bu-iller-sasirtti-230532-20250209.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hedef 3 milyon ünite! Kan bağışını ihmal etmeyelim!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-hedef-3-milyon-unite-kan-bagisini-ihmal-etmeyelim-2583.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-hedef-3-milyon-unite-kan-bagisini-ihmal-etmeyelim-2583.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Geçtiğimiz yıl ülkemizin kan ihtiyacının yüzde 97’sini karşılamayı başaran Türk Kızılay, 2025 yılında ulusal çapta 3 milyon ünite kan bağışına ulaşmayı hedefliyor. 2024’ün kan bağışı şampiyonu Isparta olurken, yaklaşan Ramazan dolayısıyla da kan bağışının ihmal edilmemesi istendi.ANKARA (İGFA) - Türkiye’nin kan ihtiyacının “güvenli ve düzenli kan bağışı” yoluyla sağlanması için çalışmalarını yürüten Türk Kızılay, 2024 yılında 2.7 milyon ünite kan bağışına ulaşarak ülkemizin kan ihtiyacının yüzde 97’sini karşılamayı başardı.

2025 yılında 3 milyon kan bağışını hedefleyen Kızılay, kış aylarında kan bağışının mevsimsel olarak azalması nedeniyle stoklarında olası bir düşüşü önlemek için 18-65 yaş arasındaki vatandaşlara kan bağışı çağrısında bulundu.



GÜNDE 9 BİN ÜNİTE KAN BAĞIŞINA İHTİYAÇ VAR

Türk Kızılay, hastanelerin tüm gruplarda kan ve kan bileşeni ihtiyacını yüzde yüz oranında karşılamaya yetecek stok seviyesini korumak için günlük 9000 ünite kan bağışı alma hedefiyle çalışıyor. Her gün yaklaşık bin 200 hastanenin kan ve kan bileşeni ihtiyacını karşılayan Kızılay, 2025 yılında ulusal çapta 3 milyon ünite kan bağışına ulaşmayı hedefliyor. Kan uzun süre stoklanamayan bir tedavi aracı olduğu için Kızılay, yılın 365 günü aynı oranda kan bağışını koruma hedefiyle çalışıyor.

GENEL BAŞKAN YILMAZ: KIŞ AYLARINDA İHMAL ETMEYELİM

Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, “Biliyoruz ki kan, yerine başka hiçbir şey koyamadığımız bir tedavi aracı. Her birimiz günün birinde kendimiz ya da sevdiklerimiz için kan ihtiyacı duyabiliriz. Özellikle acil durumlar söz konusu olduğunda, kan bağışlarının toplanmış, test edilmiş ve hastanelere sevk etmeye hazır şekilde stoklarımızda bekliyor olması gerekiyor. Bunun sürekliliği ise düzenli kan bağışçılarımızın artmasıyla mümkün. Unutmayalım, bir ünite kan üç kişiyi hayata bağlıyor. Bu yüzden zorlu kış aylarında ve yaklaşan Ramazan ayı öncesinde kan bağışında bulunmayı ihmal etmeyelim diyoruz ve vatandaşlarımızı düzenli kan bağışında bulunmaya davet ediyoruz” dedi.



Türk Kızılay, 2024 yılında toplamda 2,3 milyon bağışçıdan 2,7 milyon ünite kan bağışına aldı. Kan bağışlayanların yüzde 87’sini erkekler, yüzde 13’ünü ise kadınlar oluşturdu.

Eğitim durumuna göre en fazla kan bağışı, bağışçıların yüzde 34’ünü oluşturan lise mezunları ile yüzde 21’ini oluşturan üniversite mezunlarından alındı.

2024 yılında en yüksek kan bağışı alınan iller sırasıyla İstanbul (511 bin 183 ünite), Ankara (211 bin 012 ünite) ve İzmir (154 bin 784 ünite) oldu. Kan bağış rakamları nüfus etkisinden arındırıldığında ise bağış oranı en yüksek şehir yaklaşık yüzde 11’le Isparta oldu.

Isparta’yı yüzde 10’la Erzincan ve yüzde 9’la Gaziantep izledi.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Hedef 3 milyon ünite! Kan bağışını ihmal etmeyelim! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 09 Feb 2025 14:09:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025093501_3fc5992868f6ea4b697f541bb6733670.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025093501_3fc5992868f6ea4b697f541bb6733670.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/10022025093501_3fc5992868f6ea4b697f541bb6733670.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Akay, “Ağız ve diş sağlığınız için sigarayı bırakın"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-prof-dr-akay-agiz-ve-dis-sagliginiz-icin-sigarayi-birakin-1057.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-prof-dr-akay-agiz-ve-dis-sagliginiz-icin-sigarayi-birakin-1057.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Tütün ürünleri ve yoğun tütün kullanımı bireylerin sadece akciğerlerine değil aynı zamanda ağız sağlığına da zarar veriyor. Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. M. Cemal Akay, tütün ürünlerinin zararlarını anlatarak en iyi tedavinin sigarayı bırakmak olduğunu söyledi.

Prof. Dr. M. Cemal Akay, tütün ürünlerinin 4 binden fazla toksik madde içerdiğini söyleyerek, “Sigara dışındaki nargile, elektronik sigara, meyve aromalı tütün ürünleri için daha az zararlıymış gibi bir imaj çizilmeye çalışılsa da bu ürünlerde bulunan toksik madde sayısı da çok yüksektir. Toksik maddelerin çoğu kanser yapıcı özelliktedir. Ağız bölgesi, sigara ve alkol kullanımında ilk temas bölgesi olduğu için sadece dişler ve diş etleri değil ağızdaki tüm dokular, bu kanserojen maddenin etkisinde kalıyor. En büyük etki de dişlerde oluyor. Tütün alışkanlığı sebebiyle dişlerde renk değişikliği görülüyor ve diş eti enfeksiyonları ile diş taşı oluşumunda artış yaşanabiliyor” dedi.

Ağız hijyeninin bozulmasının beslenmeyi de etkilediğini belirten Prof. Dr. Akay, “Tütün kullanan hastalar karbonhidrat ağırlıklı besleniyorlar. Hem karbonhidratın hem de katranın etkisiyle zararlı ürünler diş ve diş etine yapışınca enfeksiyona sebep oluyor. Önlem alınmadığında önce diş eti kanamalarıyla başlayan süreç kemik kayıplarıyla devam ediyor. Sigara içen bireylerde dişlerin çevresindeki çok ince olan alveol kemiği dokusu hızla erimeye başlıyor, dişlerde çürük oluşumu olmasa bile destek dokusu kaybına bağlı dişte sallanmalar meydana geliyor. Bu durum yemek yemeyi zorlaştırırken enfeksiyonlar ve apseler meydana geliyor. Süreç, diş kaybı ile sonuçlanıyor. Ama sigara içen bireylerde dişler kaybedildikten sonra mevcut olumsuz etkiler kemik dokusunda devam ediyor” diye konuştu.

“Tütün ve alkolün birlikte kullanımı kanser riskini artırıyor”

Prof. Dr. Akay, sigara içen hastalarda ağız kanserinin görüldüğünü vurgulayarak, “Karşılaştığımız ağız kanseri vakalarında çoğunlukla sigara kullanımı etkili. Ancak tütün çiğneme, nargile, özellikle pipo ve puro gibi ürünler de dudak ve dil kanserlerine yol açıyor. Alkol ile birlikte sigara kullanan vakalarda ağız kanserinin görülme oranı yüzde 75 olarak karşımıza çıkıyor. Sigara ve alkolün az dozda kullanılması bile kansere yol açabiliyor. Bunu önlemenin yolu bu zararlı maddelerden uzak durmaktır. Ayrıca sigara içen bireylerde cerrahi müdahalelerden sonra ağızda iyileşme bozukluklarıyla çok sık karşılaşıyoruz. Bu bireylerin tedavisinde başarı oranı yüzde 98-99’dan yüzde 70’lere düşüyor. Sigara içen bireylerde ortaya çıkan tüm organları kapsayan fonksiyonel bozukluklar iyileşir mi, diye düşünecek olursak yapılacak en iyi şey sigarayı bırakmak oluyor” dedi.

Tütün ürünleri kullanan bireylerin sadece diş fırçalama ve diş ipi kullanmasının ağız sağlığı için yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Akay, “Bireylerin 4 aylık aralıklarla diş hekimlerine başvurup daha detaylı diş taşı temizliği yaptırmalarında fayda olabilir ama tütün ürünleri kullanımı devam ettiği sürece bu hasarların önüne geçmek imkânsız. O yüzden çözüm, tütün ürünlerinin yol açtığı hastalıkları tedavi etmek yerine sigaraya hiç başlanmamalıdır” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Akay, “Ağız ve diş sağlığınız için sigarayı bırakın" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Jan 2025 10:12:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/28012025134951_02f5ec9df928899d7bde0d638e3a36c5.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/28012025134951_02f5ec9df928899d7bde0d638e3a36c5.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/28012025134951_02f5ec9df928899d7bde0d638e3a36c5.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İstanbul'da sağlık çalışmaları artıyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-istanbulda-saglik-calismalari-artiyor-1035.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-istanbulda-saglik-calismalari-artiyor-1035.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İstanbul Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu’nun göreve gelmesinin ardından halk sağlığı için çalışmalarını artıran Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi, bünyesine kazandırılan dahiliye polikliniği ve göreve başlayan uzman doktoru ile vatandaşların hayatına dokunmaya devam ediyor.İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;“Önce halk sağlığı” anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu’nun göreve başlamasının ardından Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi’ne yeni bir soluk geldi.

Merkezde başta sona gerçekleştiren bakım, onarım ve yenileme çalışmalarının yanı sıra açılan yeni poliklinikler ile de vatandaşlar yeni ücretsiz, konforlu ve nitelikli sağlık hizmetleriyle buluştu.

Göreve başlayan uzman doktoru ile hizmete açılan dahiliye polikliniği; hipertansiyon, alt ve üst solunum yolu&nbsp;hastalıkları, şeker&nbsp;hastalıkları, tiroid, böbrek ve bağırsak&nbsp;hastalıkları&nbsp;gibi birçok hastalığın teşhisinde vatandaşların ilk başvuru yaptığı yer olacak. Vatandaşlar ayrıca diyabet, hipertansiyon ve kolesterol gibi kronik hastalıkların takibini de burada yaptıracak. Uzman doktor, hastanın durumuna bağlı olarak farklı hastanelere yönlendirme de sağlayacak.

“VATANDAŞLARIMIZIN SAĞLIĞI İÇİN YAPILABİLECEK NE VARSA BURADA YAPMAYA HAZIRIZ”

İstanbul Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi’ndeki görevine yeni başlayan ve bir doktor olarak merkezde vatandaşlara sunulan hizmeti takdir ettiğini belirten Uzm. Dr. Aydın Kayır, “46 yıllık hekimim. Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi’nde çalışmaya başladım ve burada çalışmaktan mutluyum. Buraya severek geldim çünkü her türlü hastaya bakabilmem ve hastalardan herhangi bir ücret alınmaması benim için çok önemli. Hafta içi her gün, saat 08.30-16.00 arası buradayım. Vatandaşlar dahili yönden her türlü muayeneyi burada olabilir. Hastanın durumuna bağlı olarak farklı hastanelere yönlendirmeler yapabiliyoruz. Hastalara yardımcı olmak, ilk müdahaleleri burada yaparak sorunlara çözüm bulmak bizim için en güzel, en gurur verici şey. Buradan evime görevimi yapmış olarak, içim rahat gideceğim. Daha önce 10 yıl kadar Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalıştım, bu bölgeyi iyi bilirim. Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi’nin doktor arkadaşlarımdan methini duydum ve çok iyi bir yer olduğunu gördüm. Çalışma arkadaşlarım çok iyiler. Yerel bir yönetimin böyle bir sağlık hizmeti verdiğini ilk defa gördüm, o yönden çok mutluyum. Vatandaşlarımızı tıp merkezimize bekliyoruz, yapılabilecek ne varsa burada onlar için yapmaya hazırız” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İstanbul'da sağlık çalışmaları artıyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Jan 2025 10:12:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/28012025134458_4783f14b88a63ff491106e1789e0e14f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/28012025134458_4783f14b88a63ff491106e1789e0e14f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/28012025134458_4783f14b88a63ff491106e1789e0e14f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ağrılardan Kurtulmanın Yeni Yolu: Nöral Terapi İle Tanışın]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-agrilardan-kurtulmanin-yeni-yolu-noral-terapi-ile-tanisin-1060.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-agrilardan-kurtulmanin-yeni-yolu-noral-terapi-ile-tanisin-1060.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Nöral terapi;  çeşitli hastalıkların ve özellikle ağrının lokal anestezik ilaçlar kullanılarak otonom sinir sistemi üzerinden tedavi edilmesidir. Bu teknik ile tüm vücutta sinir iletiminde regülasyon yani düzenleme yapılması amaçlanır.  Nöral terapi enjeksiyonu ile o bölgede kan dolaşımı, lenf dolaşımı ve sinirsel iletim uyarılır. Bu uyarılarla dokunun kan dolaşımı artınca oksijenlenmesi artmış olur, lenf dolaşımı artınca doku zararlı maddelerden temizlenir, sinir iletisi düzelince de dokunun daha düzenli çalışması sağlanmış olur. Böylece beslenen temizlenen ve düzenli komut alan dokunun kendini iyileştirme kapasitesinde artış meydana gelir. Nöral terapi tüm bu özellikleri nedeniyle hastalığın hem yeni oluşma döneminde hem de ilerleyen dönemlerinde tedaviye katkı sağlamaktadır. 

 

Nöral terapide lidokain veya prokain isimli lokal anestezik ilaçlar kullanılarak sıklıkla cilt altı, kas içi veya eklem içine enjeksiyon şeklinde uygulanır. Beklenen etki verilen ilaçtan değil, uygulanan bölge ve ilacın sinir uçlarını uyararak yarattığı etkiden sağlanır. 

 

Nöral Terapi İşlemi Kaç Dakika Sürer?

 

İşlem ortalama 20-30 dakika sürer. İşlem sonrası hasta günlük yaşamına aynı şekilde devam edebilir. Etkisini 48-72 saat içerisinde gösterir. Bu sürenin sonunda hasta tekrar değerlendirilir, ihtiyaç halinde nöral terapi tekrar uygulanabilir. Seans sayısı hastanın klinik durumuna göre ayarlanarak haftada 1 veya 2 kez olacak şekilde toplam 3-6 seans şeklinde yapılabilir. Uygun tekniklerle, dikkatli bir şekilde ehil elde yapılan nöral terapide majör komplikasyon beklenmez. Kanama bozukluğu olanlarda kan sulandırıcı ilaç kullananlarda işlem sonrası kanama olabileceği derin enjeksiyon gibi bazı teknikler kullanılmaz. 

Nöral terapi programı hastaya özel planlanarak tek başına uygulanabileceği gibi fizik tedavi, ozon tedavisi, akupunktur gibi diğer tedavi yöntemleriyle kombine edilerek de uygulanabilir.

 

 

En Çok Bu Hastalıklara Uygulanıyor!

 

Ağrı sendromları 

Kronik dejeneratif hastalıklar (diz kireçlemesi gibi.)

Bel ve boyun fıtıkları

Omuz lezyonları (impingement sendromu, adeziv kapsülit.)

Fibromiyalji gibi yumuşak doku romatizmaları 

Tenisci dirseği, golfçü dirseği gibi dirsek problemleri

Karpal tünel sendromu, priformis sendromu gibi sinir basısına bağlı durumlar

Fasial paralizi

Migren ve baş ağrıları

Huzursuz bacak sendromu 

Trigeminal nevralji 

 

 

 

Bu Hastalıklara Uygulanması Oldukça Riskli!

 

Nöral terapi birçok hastalığın tedavisinde tercih edilebilir. Fakat bazı hastalıkların tedavisinde nöral terapi uygulanması riskli görülmektedir. Nöral terapinin uygulanmasının önerilmediği hastalıkları ise Uzm. Dr. Seval Akdemir Balta şu şekilde sıraladı: 

 

Kardiyak ritim bozuklukları, dekompanse kalp yetmezliği ve bradikardi gibi kalp hastalıkları

Prokain ve lidokain isimli lokal anesteziklere karşı alerji durumlarında

Akut cerrahi endikasyonlar

Malign olaylar

Sepsis 

Parkinson ve Multipl Skleroz 

Pıhtılaşma bozukluğu olanlar, antikoagülan tedavi alanlar (derin enjeksiyonlar için)

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Ağrılardan Kurtulmanın Yeni Yolu: Nöral Terapi İle Tanışın - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Jan 2025 09:37:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/28012025135033_9b87fe1e4fc3b5d0c1e59503154f937d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/28012025135033_9b87fe1e4fc3b5d0c1e59503154f937d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/28012025135033_9b87fe1e4fc3b5d0c1e59503154f937d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BTÜ’den bağırsak sağlığını destekleyen yeni gıda takviyesi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-btuden-bagirsak-sagligini-destekleyen-yeni-gida-takviyesi-1040.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-btuden-bagirsak-sagligini-destekleyen-yeni-gida-takviyesi-1040.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) akademisyenleri balın prebiyotik özelliklerini probiyotiklerle birleştirerek bir gıda takviyesi geliştirmeye hazırlanıyor.BURSA (İGFA) -&nbsp;Yürütücülüğünü, BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Seda Altuntaş’ın üstlendiği “Tahminleyici Mikrobiyoloji Yaklaşımıyla Dozları Belirlenen Farklı Botanik Kökenlere Sahip Balların Lactobacillusacidophilus La5 ile Enkapsülasyonu ve Sindirim Sonrası Etkileri” başlıklı proje, TÜBİTAK 3501-Kariyer Geliştirme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı.



24 ay sürecek proje kapsamında, balın doğal prebiyotik özelliklerinin,probiyotiklerle birleştirerek kapsül geliştirilmesi hedefleniyor. Proje hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Seda Altuntaş, “Dengeli bir bağırsak mikrobiyotasının korunmasına ve sağlıklı bir bağışıklık sisteminin desteklenmesine önemli katkılar sağlayacak çalışmamızın, özellikle modern yaşamın neden olduğu stres, düzensiz beslenme ve çevresel faktörlerin bağırsak sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılmasında etkili bir çözüm sunmasını bekliyoruz.&nbsp;



Ayrıca, probiyotiklerin sindirim sistemi üzerindeki faydalarının, balın doğal antioksidan ve antimikrobiyal özellikleriyle birleşmesi sayesinde tüketicilere koruyucu ve destekleyici bir sağlık ürünü sunmayı hedefliyoruz” dedi.

TİCARİLEŞME POTANSİYELİNE SAHİP GIDA TAKVİYESİ

2 yıllık bir çalışma sonucunda ortaya çıkacak gıda takviyesinin önemine değinen Proje Yürütücüsü Seda Altuntaş, “Çalışmamız, yerel arıcılık ürünlerinin katma değerini arttıracak. Ulusal ve uluslararası pazarlara hitap eden ticarileşme potansiyeline sahip bir gıda takviyesi geliştirme hedefiyle, sağlıklı yaşam ve sürdürülebilir ekonomi için önemli bir adım olacak” ifadelerini kullandı.



SÜRDÜRÜLEBİLİR GIDA ÜRETİMİNE KATKI

Dr. Öğretim Üyesi Seda Altuntaş, Türkiye’nin dünya arı gen merkezlerinden biri olduğunu ve yaklaşık 100 bin işletmesiyle Çin’den sonra bal üretiminde ikinci sırada yer alarak dünyanın en büyük üçüncü arı kolonisine sahip olmasıyla arıcılıkta öncü bir ülke olduğunu da vurguladı. Proje yürütücüsü Altuntaş,&nbsp; “Projemiz, Türkiye’nin bu güçlü konumunu bilimsel yeniliklerle destekleyerek, sindirim sağlığını iyileştiren ve yeni ticari fırsatlar yaratan katma değerli ürünler geliştirmeyi hedefliyor. Projemiz, 12. Kalkınma Planı hedeflerinden ‘arıcılık ürün çeşitliliğinin ve üretiminin artırılması’ ve ‘sağlıklı yaşama teşvik’ konuları ile doğrudan uyumlu olup, sürdürülebilir gıda üretimine katkı sağlayacak bir yaklaşıma sahip” diye konuştu.



PROJE EKİBİ

BTÜ Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rasim Alper Oral’ın danışman olduğu projede, Bursa Uludağ Üniversitesi Biyoloji bölümünden Prof. Dr. Aycan Tosunoğlu ve Prof. Dr. Ferda Arı da yer aldı. BTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Aycan Yiğit Çınar, Dr. Öğretim Üyesi Nadide Seyhun, Araştırma Görevlisi Esranur Tan ile Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden Doç. Dr. Volkan Altuntaş araştırmacı olarak proje ekibinde bulunuyor.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[BTÜ’den bağırsak sağlığını destekleyen yeni gıda takviyesi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Jan 2025 07:26:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/28012025134623_e0e7d11a9ecd5f751448b6ff813cf3de.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/28012025134623_e0e7d11a9ecd5f751448b6ff813cf3de.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/28012025134623_e0e7d11a9ecd5f751448b6ff813cf3de.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çocuklara 'ölüm' kavramı açıklanmalı…]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-cocuklara-olum-kavrami-aciklanmali-974.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-cocuklara-olum-kavrami-aciklanmali-974.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Belirsiz ifadeler yerine ‘ölüm’ kavramının açıkça anlatılması gerektiğine dikkat çeken Çocuk-Ergen Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “‘Öldü’ ifadesi, doğru ve basit bir açıklamadır. ‘Uyuyor’ veya ‘gitti’ gibi ifadeler kafa karıştırıcı olabilir.” dedi. Çocukların karmaşık duygular yaşayabileceğinin unutulmaması gerektiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Sorulara sabırla, yaşlarına uygun şekilde ve dürüstçe cevap vermek gerekir. Rutin aktivitelerine devam etmelerini desteklemek, onları rahatlatabilir.” önerisinde bulundu. Yıldırım ayrıca, ebeveynlerin veya bakım verenlerin çocuklar karşısında kendi duygularını gizlememeleri gerektiğini de vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk Ergen Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, yaşanan olumsuz olayların ardından özellikle ölüm haberinin çocuklara nasıl verilmesi gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.

Çocuklar karmaşık duygular yaşayabilir!

Çocuklara vefat haberi verirken, duygu ve gelişim seviyelerini göz önünde bulundurmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Bu konuşma hassasiyet ve dikkat gerektirir. Çocuğun yaşına göre basit ve anlaşılır bir dil seçmeli. Küçük yaşlardaki çocuklar ‘ölüm’ gibi soyut kavramları anlamakta zorlanabilirler. Bu nedenle somut ifadeler tercih edilmeli.” dedi. 

Çocukların ölüm gibi büyük bir kaybı yaşarken karmaşık duygular hissedebileceklerine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Onlara bu duyguları yaşamanın normal olduğunu ve her türlü hislerinin kabul edildiğini anlatmak önemli.” uyarısını yaptı.

‘Uyuyor’ veya ‘gitti’ gibi ifadeler yerine, ‘ölüm’ kavramı anlatılmalı… 

Çocukları kandırmanın veya belirsiz ifadeler kullanmanın kafa karışıklığına yol açabileceğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “‘Öldü’ ifadesi, doğru ve basit bir açıklamadır. ‘Uyuyor’ veya ‘gitti’ gibi ifadeler kafa karıştırıcı olabilir.” dedi.

Çocukların genellikle ölümle ilgili sorular sorduklarını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sorulara sabırla, yaşlarına uygun şekilde ve dürüstçe cevap vermek gerekir. Vefat haberi verildikten sonra çocukların hayatlarında bir denge kurmalarına yardımcı olunmalı. Okula gitmek veya arkadaşlarıyla oynamak gibi normal aktivitelerine devam etmeleri, onları rahatlatabilir.”

Çocuklar karşısında kendi duygularınızı gizlemeyin… 

Çocukların, kayıp karşısında farklı şekillerde tepki verebileceklerinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Onlara üzüntülerini ifade edebilecekleri bir ortam sunmak ve yanlarında olmak önemli.” dedi.

Ebeveynlerin ya da bakım verenlerin kendi duygularını da gizlememeleri gerektiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:

“Duygusal tepkilerinizi paylaşabilirsiniz. Bu, çocuğa duygusal ifadenin doğal olduğunu gösterir. Ancak bu duyguların çocuğu fazla etkilememesi için dikkatli olunmalı. 

Çocukların kayıp sonrası süreçte nasıl davranacakları ve ne hissedecekleri zamanla değişebilir. Sabırlı olmak ve onları dinlemek bu süreçte çok yardımcı olacaktır.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Çocuklara 'ölüm' kavramı açıklanmalı… - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 27 Jan 2025 11:33:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025151055_9848c70e649810e431c377c8c0e84bee.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025151055_9848c70e649810e431c377c8c0e84bee.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025151055_9848c70e649810e431c377c8c0e84bee.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Jinekolojik muayene olmayan kadınlar dikkat!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-jinekolojik-muayene-olmayan-kadinlar-dikkat-978.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-jinekolojik-muayene-olmayan-kadinlar-dikkat-978.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Ülkemizde son yapılan araştırmalarda her 3 kadından 1’inin hiç jinekolojik muayene yaptırmadığı gözlemleniyor. Ancak kadın kanserlerinin büyük çoğunluğuna düzenli kontrol ve taramalar sayesinde erken evrede tanı konulabiliyor.

Dünya’da en sık görülen ve ilişki sırasında ağrı, alışılmışın dışında renk ve kokudaki akıntı, pelvik bölgede sızı, ağrı ve bacaklarda şişlik gibi bulgularla kendini gösteren rahim ağzı kanserine erken evrede tanı konulması durumunda, erken tedavi ile olumlu sonuçlar alınabiliyor. En önemli basamak olan rutin doktor kontrollerini ertelememek hastalığın öncesi ve sonrasında uygulanacak tedavi gidişatına olumlu yön veriyor. Rahim ağzı ve diğer kadın kanserlerinden korunma veya erken evrede tanı alınabilmesi için kadınların adet düzenlerini kontrol etmeleri, adet dönemlerinde gerçekleşebilen değişimleri gözlemlemeleri, varsa vajinal akıntılarını da sık sık kontrol etmeleri ve bu durumu uzman bir doktor ile paylaşmaları oldukça önemli olabiliyor. Rahim Ağzı Kanseri açısından düzenli olarak HPV testi veya Pap Smear testini yaptıran kadınlarda erken teşhis ile başarılı sonuçlar sağlanabiliyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Doç. Dr. Mehmet Şükrü Budak, rahim ağzı kanseri ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi. 

Görülme sıklığı artan lezyonlar asosyalliğe neden olabiliyor

Ülkemizde yapılan ulusal rahim ağzı kanseri tarama programı sayesinde, her geçen gün daha fazla sayıda tarama testi sonucu pozitif çıkan hasta kolposkopiye yönlendirilmektedir. Rahim ağzındaki lezyonlara 20'li yaşlardan itibaren tanı konulmaktadır. Rahim ağzı lezyonlarında bakılan önemli faktörler; hastanın yaşı, lezyonun derecesi, çocuk sahibi olup olmama isteği ve düzenli kontrollerin hangi sıklıkla gerçekleştirildiği olabilmektedir. Kişi açısından oldukça yıpratıcı olabilen bu süreçler hem psikolojik olarak hem de sosyal açıdan kadınları etkileyebilmektedir. Vajinal kanama, vajinal akıntı, akıntıya eşlik eden kötü koku gibi belirtileri taşıyan kadınlar bazen sosyal ortamlardan uzaklaşma isteği taşımaktadır. Genellikle bu şikayetlere sahip kadınlarda doktor kontrollerini ihmal etmelerinden dolayı var olan bir kanser ilerleyebilmektedir. Bu durumda ilerleyen kanser diğer organlara da yayılıp, tedavi şansı azalabilmektedir.

Belirtiler evre hakkında bilgi verebiliyor 

Rahim ağzı kanserinde, kanserin evresine göre belirtiler değişebilmektedir. Erken evrede geçemeyen vajinal akıntı, kötü koku, vajinal akıntı, ara kanama, ilişki sonrası kanama, uzamış kanamalar gibi şikayetler olabilirken, ilerleyen hastalık evresinde ise karın alt bölgesinde ağrı, sırta vuran ağrı, akıntı ve kokuda artış, vajinal kanamada artış, işeme ve dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, bacaklarda şişlik ve ağrı olabiliyor. Tüm kanserlerde olduğu gibi, kadın kanserlerinde de erken evrede tanı konulması durumunda tedavi ile iyi sonuçlar elde etmek mümkün olabilemektedir. Düzenli olarak yıllık kadın doğum muayenesini olmak erken tanı ve tedavi süreçlerinin başlatılmasında hayati önem arz etmektedir. Bu nedenle düzenli kontrollerin yapılması kadın sağlığı açısından gereklidir. 

Erken teşhis ile tedavi şansı çok yüksek 

Rahim ağzı kanseri genellikle orta yaşlardan sonra ortaya çıkabilmekte, erken evrelerde tanı konulup tedavi edilmesi durumunda yüksek iyileşme oranları göstermektedir.  Rutin kontrol veya olağan dışı şikayetler sonucunda, doktora başvuran kadınlarda rahim ağzı görsel olarak değerlendirilmekte, tarama amaçlı Smear veya HPV testi alınmaktadır. Smear veya HPV testinin pozitif çıkması, rahim ağzında görsel şüpheli alan olması durumunda Rahim Ağzı Kolposkopi cihazıyla ile incelenmektedir. Kolposkopi işlemi esnasında gerekli görülürse rahim ağzındaki şüpheli alanlardan biyopsi alınmaktadır. Biyopsilerin patolojik olarak incelenmesiyle, erken evrede teşhis edilebilen kanserlerde genellikle cerrahi tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Bu nedenle erken teşhis oldukça önemlidir. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Jinekolojik muayene olmayan kadınlar dikkat! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 27 Jan 2025 11:22:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025151134_5924004da36c5f4c17eb4c1ad081265f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025151134_5924004da36c5f4c17eb4c1ad081265f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025151134_5924004da36c5f4c17eb4c1ad081265f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çocuklarda diş çürüklerinin nedenleri... Alınması gereken önlemler]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-cocuklarda-dis-curuklerinin-nedenleri-alinmasi-gereken-onlemler-989.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-cocuklarda-dis-curuklerinin-nedenleri-alinmasi-gereken-onlemler-989.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Diş çürükleri, çocuklarda en yaygın görülen kronik sağlık sorunlarından biri olarak dikkat çekerken Dt. Oya Köse, çocuklarda diş çürüklerinin nedenlerini açıkladı.İSTANBUL (İGFA) - Çocuklarda diş çürüklerinin önlenmesi, sadece ağız sağlığı değil, aynı zamanda genel sağlık ve yaşam kalitesi açısından da kritik bir öneme sahip.

Bilinçli ebeveynler, çocuklarına doğru alışkanlıklar kazandırarak onların sağlıklı bir gülüşe sahip olmalarını sağlayabiliyor.

Çürüklerin yalnızca ağız sağlığını değil, çocukların genel sağlığını ve yaşam kalitesini de olumsuz etkileyebildiğini belirten Dt. Oya Köse çocuklarda diş çürüklerinin nedenlerini açıkladı.



Çocuklarda diş sağlığının korunması için düzenli diş bakımı alışkanlıklarının erken yaşta kazandırılmasının hayati önem taşıdığını belirten Dt. Oya Köse, çocuklarda diş çürüklerine neden olan faktörleri madde madde şöyle sıraladı:


 Şeker ve Karbonhidrat Tüketimi: Şekerli yiyecekler, içecekler ve karbonhidrat ağırlıklı beslenme, diş çürüklerinin en yaygın nedenleri arasındadır. Şekerin diş yüzeyinde uzun süre kalması, bakterilerin ürettiği asit miktarını artırarak mine dokusunun zayıflamasına neden olur. Bu yüzden, ebeveynlerin çocuklarının şeker tüketimini sınırlandırması ve tatlılardan sonra diş fırçalamalarını sağlaması büyük önem taşır.
 Yetersiz Ağız Bakımı: Düzenli diş fırçalamama, ağızda bakteri birikimini artırarak çürük riskini yükseltir. Çocuklar, günde en az iki kez florürlü diş macunu ile dişlerini fırçalamalı ve küçük yaşlarda ebeveynlerin rehberliğinde ağız bakım alışkanlıklarını kazanmaları sağlanmalıdır.
 Gece Beslenmesi ve Biberon Çürüğü: Gece biberonla süt, mama veya meyve suyu tüketimi, diş çürüklerine davetiye çıkarır. Özellikle bebeklik döneminde sık görülen 'biberon çürüğü', çocukların gece biberonla uyutulması yerine su verilmesiyle önlenebilir.
 Genetik ve Çevresel Faktörler: Genetik yatkınlık, diş minesinin yapısı ve tükürük miktarı gibi faktörler çürük oluşumunda etkili olabilir. Ayrıca yetersiz florür alımı da diş çürüğünü artırabilir. Bu nedenle, diş hekimine danışılarak florür takviyesi ve koruyucu uygulamalar hakkında bilgi alınması önemlidir.
 Sık Atıştırma: Gün boyunca sık sık atıştırmak, ağızda sürekli asit üretimine neden olur ve bu durum çürük riskini artırır. İşlenmiş gıdalar yerine sebze, meyve ve yoğurt gibi sağlıklı alternatifler tercih edilmelidir.
 Diş Hekimi Kontrollerinin İhmal Edilmesi: Erken teşhis ve düzenli diş hekimi kontrolleri, diş çürüklerinin önlenmesinde ve tedavisinde büyük fark yaratır. Çocuklar, ilk dişi çıktığında ya da en geç bir yaşında diş hekimiyle tanıştırılmalı ve sonrasında 6 ayda bir düzenli kontrollere götürülmelidir.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Çocuklarda diş çürüklerinin nedenleri... Alınması gereken önlemler - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 27 Jan 2025 10:33:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025151439_0dd727206d7c6b984480fe80c187b5e0.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025151439_0dd727206d7c6b984480fe80c187b5e0.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025151439_0dd727206d7c6b984480fe80c187b5e0.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bulaşıcı Göz Hastalıklarına Dikkat!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-bulasici-goz-hastaliklarina-dikkat-983.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-bulasici-goz-hastaliklarina-dikkat-983.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Göz enfeksiyonları, toplumda sık görülen ve bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Bulaşıcı göz hastalıkları yalnızca bireylerin sağlığını tehdit etmekle kalmadığını, aynı zamanda toplum sağlığını da riske attığını söyleyen Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Buğra Duman, hastalıklardan korunma yollarını öğrenmenin, belirtileri erken fark etmenin ve zamanında tedaviye başlamanın büyük önem taşıdığını belirtti.

Mikroorganizmaların (bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitler) neden olduğu göz enfeksiyonlarının bulaşıcı olduğunu belirten Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Buğra Duman, hijyene dikkat edilmesini ve ortak kullanılan yastık, havlu, makyaj malzemeleri gibi eşyaların mutlaka ayrılması gerektiğini söyledi. Ayrıca havuz, kirli şebeke suları gibi enfeksiyon riski taşıyan alanlara da dikkat edilmesini önerdi.

 

En Sık Görülen Bulaşıcı Göz Hastalıkları

 

Bulaşıcı göz hastalıklarının, mikroorganizmaların (bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitler) göz dokularına bulaşması sonucu oluştuğunu açıklayan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Buğra Duman, “Bu hastalıklar genellikle gözde kızarıklık, sulanma, kaşıntı, batma ve çapaklanma gibi belirtilerle ortaya çıkar” dedi. En sık görülen bulaşıcı göz hastalıklarını şöyle sıraladı:

 

Konjonktivit bilinen ismiyle göz nezlesi, gözün beyaz kısmını kaplayan zarın iltihaplanmasıyla ortaya çıkar ve genellikle kızarıklık, kaşıntı, sulanma ve çapaklanma gibi rahatsız edici belirtilerle kendini gösterir. Konjonktivit, toplumda sıkça karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alır. Hem bireysel sağlık hem de toplum sağlığı açısından önemli bir konu olup, erken tanı ve tedavi ile etkili bir şekilde yönetilebilir. Hastalığın ilk çeşidi olan bakteriyel konjonktivit, çapaklanma, sarımsı-yeşil akıntı ve göz kapaklarında şişlikle kendini gösterir. Özellikle çocuklarda sık görülür. Bir diğer çeşidi olan viral konjonktivit ise, oldukça bulaşıcıdır ve genellikle salgınlara neden olur.

 

Keratit kornea tabakasının enfeksiyonudur, ciddi görme kaybına neden olabilir. Bakteriler, virüsler(herpes simpleks vs.), mantarlar veya parazitler (Acanthamoeba) bu enfeksiyona sebep olabilir. Gözde ağrı, ışık hassasiyeti, bulanık görme gibi belirtilerle kendini gösterir ve tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına neden olabilir. 

 

Trahom Chlamydia trachomatis’in neden olduğu, genellikle temiz suya erişimin sınırlı olduğu bölgelerde görülen bir hastalıktır. Tedavi edilmezse göz kapaklarının iç kısmında skar dokusu oluşumuna ve kornea hasarına neden olabilir.

 

 

Hangi Yaş Grupları ve Kimler Risk Altında?

 

Bulaşıcı göz hastalıkları, her yaş grubunda görülebildiğini belirten Op. Dr. Duman, bazı kişiler ve gruplar daha yüksek risk altında olduğunu ifade etti. Op. Dr. Duman, “Bu grupların belirlenmesi, erken tedavi ve korunma önlemlerinin alınması açısından büyük önem taşır. 

 

Çocuklar, bulaşıcı göz hastalıklarına karşı özellikle hassastır. Bunun başlıca nedenleri, hijyen kurallarına tam olarak uymamaları ve okul gibi kalabalık ortamlarda bulunmalarıdır. Yaşlı bireyler, bağışıklık sistemindeki zayıflamalar nedeniyle bulaşıcı göz hastalıklarına daha yatkındır. Yaşla birlikte, vücut hastalıklara karşı daha az direnç gösterir, bu da göz enfeksiyonlarının daha ciddi sonuçlar doğurmasına neden olabilir. Ayrıca, yaşlı bireylerde, göz sağlığıyla ilgili başka sağlık sorunları (örneğin, katarakt veya glokom) da mevcut olabileceğinden, göz enfeksiyonları daha karmaşık hale gelebilir. Kontakt lens kullanıcıları, bulaşıcı göz hastalıklarına daha yatkındır. Lenslerin yeterince temizlenmemesi, hijyen kurallarına uyulmaması veya lenslerin uzun süre takılması, bakteriyel ve viral göz enfeksiyonlarına zemin hazırlayabilir. Bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler, bulaşıcı göz hastalıklarına karşı daha fazla risk taşır. Bu grup, HIV/AIDS hastaları, kanser tedavisi görenler, diyabet hastaları ve organ nakli yapılan kişileri kapsar. Özellikle öğretmenler, sağlık çalışanları ve toplu taşıma sektöründe çalışanlar, bulaşıcı göz hastalıkları için yüksek risk altında olan gruplardır. Bu kişiler, her gün çok sayıda insanla temas ettikleri için göz enfeksiyonlarının hızlı bir şekilde yayılmasına neden olabilirler.

 

Bulaşıcı göz hastalıkları, özellikle kalabalık ve hijyenin yetersiz olduğu ortamlarda hızla yayılabilir. Okul, iş yeri ve hastanelerde bu tür enfeksiyonlar salgınlara yol açabilir. Bu nedenle erken tanı ve izolasyon, enfeksiyonların yayılmasını önlemede kritik rol oynar. Belirtilerin görüldüğünde vakit kaybetmeden bir göz doktoruna başvurulmalı, yılda bir kez düzenli göz muayenesi olunmalı” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bulaşıcı Göz Hastalıklarına Dikkat! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 27 Jan 2025 09:10:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025151250_e8892831a5bcc64c0f7d4cb8683ca53a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025151250_e8892831a5bcc64c0f7d4cb8683ca53a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025151250_e8892831a5bcc64c0f7d4cb8683ca53a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kas ve eklem hastalıklarında ozon tedavisinin 6 önemli etkisi!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-kas-ve-eklem-hastaliklarinda-ozon-tedavisinin-6-onemli-etkisi-934.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-kas-ve-eklem-hastaliklarinda-ozon-tedavisinin-6-onemli-etkisi-934.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Masa başında bilgisayar karşısında uzun süreli ergonomik olmayan çalışma koşulları, hareketsizlik ve yanlış yaşam alışkanlıkları derken, son yıllarda kas ve eklem ağrıları gençlerde de hızla yaygınlaşıyor. Ağrıların yanı sıra kas ve eklem sağlığı ile doğrudan ilişkili olan hareket özgürlüğü de kısıtlanarak günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde azaltıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum, “Günümüzde bel ve boyun ağrılarıdan fibromiyaljiye, iltihaplı eklem romatizmasından kas ve eklem hastalıklarına dek birçok önemli sorunun görülme sıklığı hızla artıyor. Ancak bu hastalıkların tedavisinde modern tıbbın sunduğu yenilikçi yaklaşımlar da umut veriyor. Hastanın günlük yaşam konforunu önemli ölçüde düşüren kas ve eklem hastalıklarında öne çıkan yenilikçi yaklaşımlardan biri de ozon tedavisidir. Hem akut hem de kronik durumlarda yalnızca semptomları değil, hastalığın temel mekanizmalarını hedef alan, iltihaplanmayı azaltan, ağrıyı dindiren ve doku yenilenmesini destekleyen bu yöntem yaşam kalitesini artırmada büyük bir rol oynamaktadır. Ancak ozon tedavisinin bazı kişilerde uygulanmaması gerektiği gibi, faydalı olabilmesi için de tedavi sürecinin uzman hekimler tarafından bireyselleştirilmiş bir plan çerçevesinde yürütülmesi şarttır” diyor. Doç. Dr. Mustafa Çorum, kas ve eklem hastalıklarında ozon tedavisinin 6 önemli faydasını, buna karşın kimlerde uygulanmaması gerektiğini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

 


	Osteoartrit (Kireçlenme)


 

Ozon tedavisi eklem kıkırdaklarının korunmasına ve yenilenmesine katkı sağlar. Ozon gazı, hassas bir şekilde eklemlere enjekte edilerek iltihaplanmayı azaltır, doku yenilenmesini teşvik eder, ağrıyı dindirir ve eklem hareketliliğini artırır. Kronik osteoartrit hastalarında düzenli uygulama, yaşam kalitesini belirgin şekilde iyileştirir.

 


	Romatoid Artrit (İltihaplı Eklem Romatizması)


 

Bağışıklık sisteminin düzenlenmesine yardımcı olan ozon tedavisi eklemlerdeki şişlik ve ağrıyı azaltırken hastalığın ilerleyişini yavaşlatır. Ozonun antioksidanın etkisi, bağışıklık sistemi üzerindeki dengesizlikleri giderir ve otoimmün süreçleri hafifletir. 

 


	Kas yaralanmaları ve zorlanmalar


 

Sporcularda sık görülen kas zorlanmaları ve yırtıklarında ozon tedavisi iyileşme sürecini hızlandırır. Kas dokusuna veya deri altına yapılan ozon enjeksiyonları, dokuların oksijenlenmesini artırarak hücresel yenilenmeyi destekler, ağrıyı hafifletir ve lokal iyileşmeyi hızlandırır. Bu yöntem aynı zamanda yoğun fiziksel aktiviteye hızla dönmek isteyen bireyler için de ideal bir çözümdür.

 


	Fibromiyalji


 

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum, günümüzde çok yaygın görülen hastalıklardan birinin de fibromiyalji olduğunu, ozon tedavisinin fibromiyaljide de fayda sağlayabildiğini belirterek “Kronik kas ağrısı çeken hastalarda ozon tedavisi, ağrı duyarlılığını azaltır ve genel yaşam kalitesini yükseltir. Ozonun nörolojik etkileri, sinir sistemi üzerindeki yatıştırıcı özellikleriyle stres ve yorgunluğu da azaltır” diyor. 

 


	Bel ve boyun fıtıkları


 

Bel ve boyun fıtıklarında kullanılan bu yöntem, ozon gazının doğrudan disk içine enjekte edilmesiyle gerçekleştirilir. Disk içi basıncı azaltarak sinir sıkışmalarını hafifletir. Bu sayede hastalar hem ağrıdan kurtulur hem de günlük yaşamlarına rahatça devam eder. Fıtık cerrahisine alternatif veya tamamlayıcı bir yöntem olarak tercih edilir.

 


	Tendinit ve Bursit


 

En sık omuz, dirsek ve kalçada meydana gelen, şişlik ve ağrı ile kendini gösteren bursit ile tendon iltihaplanmalarında ozon tedavisinin anti-inflamatuar özellikleri hızlı bir iyileşme sağlar. Şişlik ve ağrıyı azaltarak hareket kabiliyetini artırır. Bu tedavi, özellikle tekrarlayan hareketlerden kaynaklanan kronik ağrılarda etkilidir.

 

xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxxxx

Ozon tedavisinde bu uyarılara dikkat!

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum, ozon tedavisinin mutlaka uzman hekim tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak şöyle diyor: “Ozon tedavisi hastalığın türüne ve şiddetine bağlı olarak değişen bir tedavi planı gerektirir. Tedavi planı, uzman hekimin değerlendirmesiyle bireysel ihtiyaçlara göre belirlenmektedir. Genellikle haftada 1-3 seans uygulanır ve toplamda 6-12 seans arasında tamamlanır. Bazı kronik hastalıklarda ise tedavi süresi daha uzun olabilir.” Dünyada 20. yüzyılın başlarından itibaren medikal amaçlarla kullanılmaya başlanan ve Avrupa’da yaygın olan bu yöntemin ülkemizde de son yıllarda öne çıktığını, buna karşın bazı kişilere bu tedavinin uygulanamayacağını belirten Doç. Dr. Çorum sözlerine şöyle devam ediyor: “Ozon tedavisi güçlü etkileri olan bir yöntem olmasına rağmen, herkes için uygun değildir. Favizm hastalığı olanlar (G6PD enzim eksikliği) ve hipertiroidi hastalarında bu yöntem uygulanmamalıdır. Ayrıca, gebeler ve kontrolsüz kronik hastalığı olan bireyler, pıhtılaşmayı sağlayan trombosit eksikliği için de ozon tedavisi önerilmez. Tedavi öncesinde mutlaka uzman bir hekime danışılmalı ve detaylı bir değerlendirme yapılmalıdır.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kas ve eklem hastalıklarında ozon tedavisinin 6 önemli etkisi! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 27 Jan 2025 08:40:19 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025120008_0fc2ea2531d3e7d64bfd48371f3dc335.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025120008_0fc2ea2531d3e7d64bfd48371f3dc335.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025120008_0fc2ea2531d3e7d64bfd48371f3dc335.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İstanbul'da bir özel hastane hakkındaki iddialar sonrası bakanlık harekete geçti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-istanbulda-bir-ozel-hastane-hakkindaki-iddialar-sonrasi-bakanlik-harekete-gecti-915.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-istanbulda-bir-ozel-hastane-hakkindaki-iddialar-sonrasi-bakanlik-harekete-gecti-915.html</link>
                    <description><![CDATA[İstanbul'da bir özel hastane hakkındaki iddialar sonrası bakanlık harekete geçti]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA-BHA

İstanbul'da bir özel hastanede çalışan doktor, sosyal medya hesabından anne adaylarının video çekimi için erken doğuma alındığı ve sezaryenle doğum yaptırıldığı iddialarında bulundu. Doktor, bu duruma karşı çıktığı için tehdit edildiğini de belirtti. Sağlık Bakanlığı, iddialar üzerine İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün inceleme başlattığını duyurdu. Bakanlık, konuyla ilgili gerekli adımların atılacağını açıkladı.

Sağlık Bakanlığı Sağlıklı Çözüm hesabından "Sosyal medyada bir özel sağlık kuruluşunda görevli hekimin iddialarını da içeren konu, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğümüz tarafından titizlikle incelenmektedir. Konuyla ilgili idari ve hukuki süreçler devam etmektedir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur." ifadeleri kullanıldı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İstanbul'da bir özel hastane hakkındaki iddialar sonrası bakanlık harekete geçti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 26 Jan 2025 21:10:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025001022_15545381592cc6818c98a152c9d736ed.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025001022_15545381592cc6818c98a152c9d736ed.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/27012025001022_15545381592cc6818c98a152c9d736ed.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Diyarbakır’da sağlık çalışanlarına yönelik şiddet protesto edildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-diyarbakirda-saglik-calisanlarina-yonelik-siddet-protesto-edildi-881.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-diyarbakirda-saglik-calisanlarina-yonelik-siddet-protesto-edildi-881.html</link>
                    <description><![CDATA[Diyarbakır, 26 Ocak (Hibya) - Diyarbakır’ın Yenişehir İlçesi Ofis semtinde, Amed Emek ve Demokrasi Platformu ile Amed Sağlık Platformu ortak bir basın açıklaması düzenleyerek sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddeti kınadı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Basın a&ccedil;ıklamasında konuşan Emek ve Demokrasi Platformu S&ouml;zc&uuml;s&uuml; Mustafa Mesut, sağlık &ccedil;alışanlarına, ambulanslara ve sivillere y&ouml;nelik saldırıların insanlık su&ccedil;u olduğunu vurguladı. Mesut, Kuzey ve Doğu Suriye &Ouml;zerk Y&ouml;netimi&rsquo;ne bağlı Tislin Barajı b&ouml;lgesinde sivillerin ve sağlık g&ouml;revlilerinin hedef alınmasının uluslararası hukukun a&ccedil;ık bir ihlali olduğunu belirtti.

Mesut, yaptığı a&ccedil;ıklamada şu ifadelere yer verdi:

&quot;Basına yansıyan bilgilere g&ouml;re 3 sağlık &ccedil;alışanı katledilmiş, 3 sağlık &ccedil;alışanı yaralanmış, 5 ambulans vurulmuş ve bunlardan ikisi kullanılamaz hale gelmiştir. Ayrıca 8 Ocak&rsquo;tan bu yana s&uuml;rd&uuml;r&uuml;len saldırılarda 25 sivil yaşamını yitirmiş, 203 kişi yaralanmıştır. Sağlık &ccedil;alışanlarının g&ouml;revlerini yerine getirdiği sırada saldırıya uğraması, uluslararası hukukun a&ccedil;ık bir şekilde &ccedil;iğnendiğini g&ouml;stermektedir.&quot;

Sağlık hizmetlerine erişimin temel bir insan hakkı olduğunu ve bu hakkın Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi&rsquo;nin 25. maddesiyle g&uuml;vence altına alındığını hatırlatan Mesut, sağlık hizmetlerinin dokunulmaz olduğunu ve hi&ccedil;bir şekilde hedef alınamayacağını ifade etti.

Mesut, a&ccedil;ıklamasının sonunda, saldırıların derhal durdurulması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini belirterek ulusal ve uluslararası kamuoyuna &ccedil;ağrıda bulundu.

Toplantıya &ccedil;ok sayıda sivil toplum &ouml;rg&uuml;t&uuml; ve sağlık &ccedil;alışanı da katılarak destek verdi.

&nbsp;
 Hibya Haber Ajansı ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Diyarbakır’da sağlık çalışanlarına yönelik şiddet protesto edildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 26 Jan 2025 11:00:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/26012025140953_b6244faecffd5e20545b9164a05dba99.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/26012025140953_b6244faecffd5e20545b9164a05dba99.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/26012025140953_b6244faecffd5e20545b9164a05dba99.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kartalkaya'daki otel yangınında yaralanan 44 kişi taburcu edildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-kartalkayadaki-otel-yangininda-yaralanan-44-kisi-taburcu-edildi-833.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-kartalkayadaki-otel-yangininda-yaralanan-44-kisi-taburcu-edildi-833.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Bolu'daki Kartalkaya Kayak Merkezi'nde bulunan Grand Kartal Otel'de çıkan yangında yaralanan 44 kişinin taburcu edildiğini, 6 kişinin ise tedavisinin devam ettiğini bildirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, Bolu&#39;daki Kartalkaya Kayak Merkezi&#39;nde bulunan Grand Kartal Otel&#39;de &ccedil;ıkan yangında yaralanan 44 kişinin taburcu edildiğini, 6 kişinin ise tedavisinin devam ettiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan a&ccedil;ıklamada, &quot;Bolu Kartalkaya&rsquo;da meydana gelen yangında yaralanan 44 vatandaşımız taburcu edilmiş olup, 6 yaralımızın tedavisi hastanelerimizde devam etmektedir.&quot;
 Hibya Haber Ajansı ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kartalkaya'daki otel yangınında yaralanan 44 kişi taburcu edildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 25 Jan 2025 11:47:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/25012025151257_c9c6fe20e8e5b38a0f36e5c20ef6ffb2.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/25012025151257_c9c6fe20e8e5b38a0f36e5c20ef6ffb2.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/25012025151257_c9c6fe20e8e5b38a0f36e5c20ef6ffb2.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tedbirlerin gevşetilmesi salgın hastalıkları arttırdı! Hijyeni elden bırakmamak gerek!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-tedbirlerin-gevsetilmesi-salgin-hastaliklari-arttirdi-hijyeni-elden-birakmamak-gerek-774.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-tedbirlerin-gevsetilmesi-salgin-hastaliklari-arttirdi-hijyeni-elden-birakmamak-gerek-774.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Son haftalarda hastanelerdeki yoğunluğa dikkat çeken uzmanlar, pandemi döneminde benimsenen korunma kurallarının gevşetilmesiyle damlacık ve solunum yolu ile bulaşan hastalıkların daha hızlı yayıldığını söyledi.İSTANBUL (İGFA) - Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, son dönemde artan salgın hastalıklar hakkında bilgi verdi ve koruyucu önlemleri hatırlattı. Mamçu, soğuk algınlığı ve grip gibi belirtileri olanlardan toplu alanlarda maske kullanmalarını istedi.

Toplu taşıma araçlarında maske kullanımının, özellikle solunum yolu ile bulaşan virüslerinin yayılmasını önlemek için son derece önemli olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Toplu taşımalarda sosyal mesafenin korunması zor olduğundan, maske takmak ek bir koruma sağlar. Soğuk algınlığı veya grip belirtileri olan kişilerin maske takması, konuşma, öksürük, hapşırık esnasında ağız ve burundan çıkan virüs parçacıklarının maskede tutulmasını sağlayarak başkalarına bulaşmayı engeller.” dedi.

COVID-19 pandemisi süresince maske kullanımı yaygınlaşmış olsa da, tedbirlerin gevşetilmesi ve maske kullanımının bırakılmasının damlacık ve solunum yolu ile bulaşan hastalıkların yayılmasını arttırdığını ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, el hijyeni konusunda en sık yapılan hatalara değindi.

Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Enfeksiyonları önlemede en fazla etkinliği kanıtlanan yöntem el yıkamadır. Etkili bir el hijyeni ancak doğru bir el yıkama ile sağlanır.&nbsp; Bu konudaki tüm bilgilendirmelere ve&nbsp; ayrıca su-sabun- kağıt havlu gibi olanaklara çoğu yerde sahip olmamıza rağmen ne yazık ki hala el yıkamada bazı yaygın hatalar yapılıyor. Eller genellikle yetersiz süre yıkanıyor. Eller en az 20 saniye boyunca sabun ve su ile yıkanmalı. Sabun kullanılmıyor. Ellerin bütün yüzeyleri yıkanmıyor. Avuç içleri, parmak araları ve bilekler iyice ovulmalı. El yıkama öncesinde yüzük, saat gibi aksesuarlar çıkarılmalı. Özellikle tuvalet sonrası, yemek hazırlamadan önce, yemek yemeye başlamadan önce veya dışarıdan geldikten sonra eller yıkanmalı. El yıkamanın yapılamadığı yerlerde, acil durumlarda, alkol bazlı el dezenfektanı ile el ovalama yapılabilir. Ancak sonrasında mutlaka eller usulüne uygun şekilde yıkanmalı.” diye konuştu.



KAPALI ORTAMLAR SAAT BAŞI HAVALANDIRILMALI, YÜZEYLER DEZENFEKTE EDİLMELİ…

Bulunulan ortamın kalabalık ve havasız olmasının, hasta kişilerin konuşma, öksürük ve hapşırık yoluyla ortam havasına saldığı enfeksiyon etkenlerinin bulaşma olasılığını arttırdığına vurgu yapan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Ev, iş yeri gibi kapalı ortamlar mevcut insan sayısı ile orantılı olarak sık sık havalandırılmalı. Saat başı beş dakika havalandırma yeterli.” dedi.

Hastalık etkeni olan mikroorganizmaların, öksürme, hapşırma, konuşma sırasında havaya karışabildiğini ve oradan da ortamdaki yüzeylere bulaşabildiğini yineleyen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Ayrıca tuvalet sonrası iyi yıkanmayan veya kirli yüzeylere temas eden eller yoluyla da bakteri ve virüsler yüzeylere bulaşıp burada uzun süre canlılıklarını koruyabiliyorlar. Bulaşıcı hastalıklar bunların deri, burun veya ağız yoluyla vücuda girmesiyle oluşuyor. Kapı kolu, musluklar, elektrik düğmeleri gibi birçok kişinin temas edebildiği yüzeylerin yanında masa gibi yüzeylerin de temiz ve dezenfekte edilmiş olması bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için son derece önemli.” uyarısında bulundu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Tedbirlerin gevşetilmesi salgın hastalıkları arttırdı! Hijyeni elden bırakmamak gerek! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 24 Jan 2025 10:03:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/25012025010645_3ebc5d3fa995839839f70337c688021a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/25012025010645_3ebc5d3fa995839839f70337c688021a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/25012025010645_3ebc5d3fa995839839f70337c688021a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bireysel travmalar toplumsal travmalara dönüşebiliyor! İnsan eli ile ortaya çıkan felaketler öfkeyi tetikliyor, dünyaya olan güveni sarsıyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-bireysel-travmalar-toplumsal-travmalara-donusebiliyor-insan-eli-ile-ortaya-cikan-felaketler-ofkeyi-tetikliyor-dunyaya-olan-guveni-sarsiyor-724.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-bireysel-travmalar-toplumsal-travmalara-donusebiliyor-insan-eli-ile-ortaya-cikan-felaketler-ofkeyi-tetikliyor-dunyaya-olan-guveni-sarsiyor-724.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Özellikle çocukların duygusal destek alması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Verdikleri tepkilerin mevcut bağlamda normal olduğunu, bu tür felaketlerin anlaşılması ve kabullenmesinin herkes için zor olduğunu vurgulamak gerekir.” dedi. Felaketlerin ardından sosyal medya kullanımının sınırlandırılmasının, bilgi kirliliğinden korunmayı sağlayacağını aktaran Prof. Dr. Serdar Nurmedov, toplumsal travmaların panzehrinin dayanışma ve eğitimin güçlendirilmesi olduğuna, travmaların doğru şekilde ele alınmaması durumunda, nesiller boyu sürecek olumsuz etkiler bırakabileceğine vurgu yaptı.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, üst üste yaşanan olumsuz olayların kişiler ve toplum üzerindeki etkilerinden bahsetti.

Yaşadığımız felaketler ve travmalar, dünyaya ve insana dair bazı temel inançlarımızı sarsıyor

İnsanların robot olmadığını, karmaşık düşüncelerimiz, duygularımız ve hislerimiz olduğunu ifade eden Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “İster doğal afet olsun, ister insan eli ile gerçekleşsin felaketlere karşı tepki veririz ve bu gayet normal.” dedi.

Dünyaya geldiğimizde hayat yolculuğumuza sevgi ve güven dolu insanlar olarak başladığımızı aktaran Prof. Dr. Serdar Nurmedov, ancak zaman içerisinde yaşadığımız felaketler ve travmaların, dünyaya ve insana dair bazı temel inançlarımızı sarstığını söyledi.

Karmaşık duygularla mücadele etmenin en iyi yolu bu duyguların varlığını kabul etmek… 

Yaşanan son yangın felaketinden sonra, birçok insanın bir noktada dünyanın öngörülebilir olduğuna veya iyi insanlara kötü şeyler olmayacağına dair inançlarının yerle bir olduğunu dile getiren Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Bir yanda feryat-figan eden acı ve kedere gark olan aileler ve sevenleri, diğer bir yanda tatillerine ve eğlenmeye kaldığı yerden devam eden kişiler, süreci dışarıdan takip eden bizlerde karışık duygulara sebep oluyor. Bir yanda acı ve keder, öte yanda öfke ve kızgınlık gibi duygulara kapılıyoruz.” dedi.

Her ne kadar bu karmaşık duygularla mücadele etmenin birden fazla yolu olsa da en kestirme yolunun bu duyguları anlamak, anlamlandırmak ve bu duyguların varlığını kabul etmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Serdar Nurmedov, şöyle devam etti:

“Kabul etmek ile kabullenmek bir değildir. Kabul etmek demek, kaçınmamak demek, yok saymamak demek, varlığına müsaade etmek demektir. Çünkü bizi insan yapan duygularımızdır. Duygularımızı ifade etmek, paylaşmak olumsuz olanları hafiflettiği gibi, olumlu olanları da arttırır. Duygularımızı bastırmak ve onları yok sayarak ‘normal’ davranmaya çalışmak bizi kötü etkiler. Çünkü anormal bir durumda normal tepki vermenin kendisi anormaldir.”

İnsan eli ile ortaya çıkan felaketler öfkeyi tetikliyor 

İnsan eli ile ortaya çıkan felaketlerin çoğu zaman öfkeyi tetiklediğinin altını çizen Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Kabullenmeyi zorlaştırır. Anlamayı ve anlamlandırmayı zorlaştırır. Bireyin adalet ve güven hissini sarsar. Güvensizlik kişiyi ‘düzenin asla düzelmeyeceği’ fikrine sürükleyebilir. Kuralların adil bir şekilde işlemediği algısı bireyde endişe ve huzursuzluğa sebep olur. Haksızlığa uğrayan insanlarda yoğun bir öfke hasıl olur. İçinde bulunduğu toplumun ve sistemin kendisini koruyamayacağını düşünür, kendine olan güveni azalır ve dünyaya olan güveni sarsılabilir. Tüm bunların neticesinde eğer bu süreci iyi yönetemezlerse travma sonrası stres bozukluğu gelişebilir.” uyarısında bulundu.

Çocukların bu tür olaylara verdikleri tepkiler normal kabul edilmeli…

Yangında arkadaşlarını kaybeden, hayatını kaybedenler için üzülen ve haberlere maruz kalan çocukların duygusal gelişimi ve ruh sağlığının derinden etkilenebileceğini aktaran Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Bu çocuklar böyle durumlarda hiç olmadığı kadar ebeveyn desteğine ve rehberliğine ihtiyaç duyarlar.” dedi.

Çocukların duygularını, hislerini ve düşüncelerini açıkça ve detaylı bir şekilde ifade etmelerine müsaade edilmesi gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Verdikleri tepkilerin mevcut bağlamda normal olduğunu, bu tür felaketlerin anlaşılması ve kabullenmesinin herkes için zor olduğunu vurgulamak gerekir. Kayıp ve ölümü anlatırken yaşına uygun ifadeler ve açıklamalar kullanılmalı. Sosyal medya ve haber izleme süreleri azaltılmalı. Kaygılarını arttıracak konuşmalardan ziyade güvende hissedebilecekleri ortam yaratılmalı ve rahatlatıcı etkinliklere yönlendirilmeliler. Rutinlerini sürdürmelerine özen gösterilmeli. En önemlisi, tutum ve davranışlarımız ile biz büyüklerin onlara örnek olmamız gerekir.” önerilerinde bulundu.

Sosyal medya kullanımını sınırlandırmak gerekir…

Sosyal medyada paylaşılan haberler bazen faydalı bilgi içerse de uzun süre buna maruz kalmanın bizleri olumsuz etkileyeceğini aktaran Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Çünkü bir yerden sonra bilgi kirliliğine maruz kalırız. Bu sebeple yangının sosyal medyada yarattığı etkilerden kendimizi korumamız için sosyal medya kullanımını sınırlandırmamızda fayda var. Doğrulanmamış kaynaklara itibar etmemeliyiz. Spekülasyonlara ve yalan haberlere karşı uyanık olmamız gerekir. Gruplaşma, ötekileştirme ve tartışma içeren ortamlardan olabildiğince uzak durmakta fayda var.” dedi.

Toplumsal travmalar toplumsal bunalıma sebep olabilir! 

Travmaya maruz kalmanın bireyin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediği gibi, toplumun da ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediğine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Toplumun ruh sağlığı iki şekilde olumsuz etkilenir. Birincisi, büyük travmaların toplumun neredeyse tamamını etkilemesiyle oluşan afetler, savaş, göç gibi olaylar sonucu. İkincisi ise bir toplumun travmalarla sarsılmış bireylerden oluşması sonucu.” dedi.

Öte yandan üst üste yaşanan olumsuz olayların sonucu gelişen travmaların sadece bireysel psikolojik sağlık üzerinde değil, aynı zamanda sosyal bağlar, güven duygusu ve toplumsal dayanışma üzerinde de olumsuz etkiler yaratabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Serdar Nurmedov, şunları söyledi:

“Nasıl ki, bireysel travmalar kişilerde bunalıma sebep olabiliyor ise, toplumsal travmalar da toplumsal bunalıma sebep olabilir ve toplumsal hafızayı etkiler. Eğer toplumsal hafızayı olumsuz yönde etkileyen bu toplumsal bunalım sağlıklı bir şekilde ele alınmazsa, nesilden nesle aktarılabilir ve o toplumu oluşturan bireylerin kimlik oluşumunda temel rol oynar.”

Toplumun sosyal norm ve etik anlayışı bozulabilir! 

Toplumsal travmaların belirtilerine değinen Prof. Dr. Serdar Nurmedov, sosyal ve kurumsal güvenin azalabileceğini yani insanların toplumsal kurumlara ve diğer bireylere güven duymakta zorlanabileceğini söyledi.

Toplumun travmaya maruz kalan kesimlerinin, olaylar karşısında kendilerini yalnız ve çaresiz hissedebileceklerinin de altını çizen Prof. Dr. Serdar Nurmedov, şöyle devam etti:

“Benzer travmalardan etkilenen bireyler travmanın sebep olduğu yoğun stres ve tehdit algısı sebebi ile içine kapanır ve benzer hislere sahip insanlara yakınlaşma eğiliminde olurlar. Toplum içinde bir nevi gruplaşmalar hasıl olur. Söz konusu toplumda depresyon, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve anksiyete gibi ruh sağlığı sorunlarında artış gözlenebilir. Toplumun sosyal norm ve etik anlayışı bozulabilir. Geleneksel yapı, yaşam biçimi ve aile kurumu erozyona uğrayabilir. Toplum bağımlı, pasif, sessiz, güvensiz ve kuşkucu hal alabilir.” 

Toplumsal travmanın panzehri toplumsal dayanışma ve eğitim! 

Psikolojik iyi oluşun sağlanması için toplumun bilinçlendirilmesinin ve eğitimin de önemli rol oynadığına vurgu yapan Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Travmaların normal bir tepki olduğunu ve bunlarla başa çıkmanın yollarını anlatan eğitim programları düzenlemek, bireylerin farkındalığını artırır. Psikolojik dayanıklılığı güçlendirme yollarını öğretmek de bu süreçte etkilidir. Tüm bunlara ek olarak, toplumda psikolojik destek ve terapi hizmetlerine erişimi artırmak, bireylerin travmalarıyla başa çıkma sürecine yardımcı olur. Toplumsal travmanın en büyük panzehri toplumsal dayanışma ve eğitim diyebiliriz.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bireysel travmalar toplumsal travmalara dönüşebiliyor! İnsan eli ile ortaya çıkan felaketler öfkeyi tetikliyor, dünyaya olan güveni sarsıyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 23 Jan 2025 12:30:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/23012025153238_34a330fd5e56b2b10b2f687cb264bafd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/23012025153238_34a330fd5e56b2b10b2f687cb264bafd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/23012025153238_34a330fd5e56b2b10b2f687cb264bafd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Onkolojide 3T yarışması başlıyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-onkolojide-3t-yarismasi-basliyor-716.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-onkolojide-3t-yarismasi-basliyor-716.html</link>
                    <description><![CDATA[Onkolojide 3T yarışması başlıyor!]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA-BHA

CANSAĞLIĞI Vakfı'nın düzenlediği "Onkolojide 3T Yarışması", onkoloji alanında kişiselleştirilmiş ve hassas tedavi teknolojilerinin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla bu yıl ilk kez hayata geçiyor. Yarışma, TEKNOFEST 2025 Teknoloji Yarışmaları kapsamında, kanser tedavisinde devrim niteliğinde çözümler arayan katılımcıları bekliyor.

Genetik, biyoteknoloji ve yapay zeka alanlarında inovasyon

Yarışma, genetik mühendislik, biyoteknoloji ve yapay zeka gibi modern teknolojilerin sunduğu fırsatları kullanarak kanser tedavisinde etkin ve yenilikçi çözümler üretmeyi amaçlıyor. Bu yılın odak tedavi konusu “Akciğer Kanseri” olarak belirlendi. Katılımcılardan, aşağıdaki alanlarda çözümler geliştirmeleri bekleniyor:

Genetik ve Epigenetik Yaklaşımlar: CRISPR ve benzeri gen düzenleme teknolojileri, epigenetik düzenleme yöntemleri

Hücresel ve Moleküler Tedaviler: İmmünoterapi, akıllı ilaçlar, tümör hedefli antikorlar, CAR-T hücre tedavileri ve transgenik Doğal Öldürücü (NK) hücreler

Yapay Zeka Destekli İlaç Geliştirme Çözümleri: Kişiselleştirilmiş tedavi ve kansere özgü hedeflerin belirlenmesi, biyobelirteç tabanlı ilaç geliştirme süreçleri

Terapötik Kanser Aşı Teknolojileri: RNA ve DNA bazlı tedavi yöntemleri ile yeni nesil kanser aşıları

Geleceğin tedavi teknolojilerine yön verecek

“Onkolojide 3T Yarışması”, bilim insanlarını ve öğrencileri geleceğin tedavi teknolojilerini geliştirmek amacıyla bir araya getirecek. Yarışma, özellikle akciğer kanseri gibi kritik bir alanda yaratıcı ve yenilikçi çözümlerle fark yaratmayı hedefliyor.

Katılım şartları ve ödüller

Türkiye ve yurt dışında eğitim gören lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri takım üyesi olarak yarışmaya katılabilecek. Doktora mezunları ise yalnızca takım danışmanı olarak projelerde yer alabilecek. Dereceye giren projelere toplamda 600 bin TL'lik ödül verilecek. Yarışmaya başvurular 20 Şubat 2025 tarihine kadar mth.tc/Onkolojide3T adresi üzerinden yapılabilecek. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Onkolojide 3T yarışması başlıyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 23 Jan 2025 12:30:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/23012025153022_c1b2bd041ac49d3f893f19f3e6746182.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/23012025153022_c1b2bd041ac49d3f893f19f3e6746182.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/23012025153022_c1b2bd041ac49d3f893f19f3e6746182.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Rahim ağzı kanserinde erken teşhis ve tedavi büyük önem taşıyor ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-rahim-agzi-kanserinde-erken-teshis-ve-tedavi-buyuk-onem-tasiyor-725.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-rahim-agzi-kanserinde-erken-teshis-ve-tedavi-buyuk-onem-tasiyor-725.html</link>
                    <description><![CDATA[GAZİANTEP (PHA) - SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı/Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mustafa Yıldırım, rahim ağzı (serviks) kanserinde erken teşhis ve tedavinin büyük önem taşıdığını söyledi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Prof. Dr. Yıldırım, 1-31 Ocak Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle yaptığı açıklamada “Rahim ağzı kanseri, rahim ağzındaki normal hücrelerin anormal hücrelere dönüşerek, kontrolden çıkması sonucu oluşur. Rahim ağzı kanserinde erken teşhis edilen ve tedavi gören çoğu kişi, çok iyi durumdadır” dedi.&nbsp;
Rahim ağzı kanserinin ilk başlarda herhangi bir belirti göstermeyebileceğini kaydeden Prof. Dr. Yıldırım, rahim ağzı kanserini kontrol etmek veya tarama yapmak için kullanılan iki testi şöyle özetledi:
“-Pap testi (Aynı zamanda "Pap smear" olarak da bilinir).
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;İnsan papilloma virüsü (НΡV) adı verilen virüs için yapılan test.”
Kanser evrelemesinin, doktorların kanserin ne kadar yayıldığını tespit etmelerinin bir yolu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, “Doğru tedavi büyük ölçüde hastalığın evresine, yaşa, diğer sağlık sorunlarına ve ayrıca gelecekte hamile kalmak isteyip istenmediğine de bağlıdır” diye konuştu.
Prof. Dr. Yıldırım rahim ağzı kanseri tedavisine yönelik şu bilgileri verdi:&nbsp;
“- Ameliyat: Bazı rahim ağzı kanser vakaları kanseri çıkarmak için ameliyatla tedavi edilir. Ameliyat türleri şunları içerebilir:
• Rahim ağzının, rahmin ve vajinanın üst kısmının çıkarılması: Buna "radikal histerektomi" denir.
• Rahim ağzının tamamının ya da bir kısmının alınması, ancak rahmin yerinde bırakılması. Bu ameliyat yalnızca özel durumlarda yapılır.
- Radyasyon tedavisi: Radyasyon, kanser hücrelerini öldürür.
- Kemoterapi: Kemoterapi, kan hücrelerini öldüren ya da büyümelerini durduran ilaçlara yönelik kullanılan tıbbi bir terimdir. Opere olmayan hastalar genellikle radyasyon tedavisiyle aynı anda kemoterapi alırlar.”
&nbsp;“Tedavi sonrası, kanserin tekrarlayıp tekrarlamadığını takip etmek için ara sıra kontrol yapılacaktır. Takip testleri, muayeneleri ve pap testlerini içerebilir. Bazen, X-ışınları ve diğer görüntüleme yöntemleri de kullanılır” diyen Prof. Dr. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kanserin tekrarlaması ya da yayılması durumunda, daha fazla ameliyat, radyasyon ya da kemoterapi gerekebilir. Doktorun ziyaretler ve testlerle ilgili tüm talimatlarına uymak çok önemlidir. Ayrıca tedavi esnasında yaşanabilecek herhangi bir yan etki ya da sorunla ilgili da mutlaka doktora bilgi vermek gerekir.”&nbsp;
Rahim ağzı kanserinin çoğunlukla önlenebileceğini, neredeyse tümünün cilt teması ve cinsel yolla yayılabilen НPV virüsünden kaynaklandığını anımsatan Prof. Dr. Yıldırım, şu önerilerde bulundu:
“Günümüzde insanların HРV ile enfekte olmasını önleyen aşılar mevcuttur. Bu aşı hem kadınlar hem de erkekler içindir. Doktorunuza НΡV aşısı olup olmamanız ve ne zaman olmanız gerektiğini sorun. Kanser öncesi hücreleri tedavi etmek, bunların servikal kansere dönüşmesini önleyebilir.”
&nbsp;
Kaynak : PHA  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Rahim ağzı kanserinde erken teşhis ve tedavi büyük önem taşıyor  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 23 Jan 2025 07:16:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/23012025153309_644bd33dbaf3066b65cc031a6c1e7f2d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/23012025153309_644bd33dbaf3066b65cc031a6c1e7f2d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/23012025153309_644bd33dbaf3066b65cc031a6c1e7f2d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kanser riskini menopoz değil ilerleyen yaş artırıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-kanser-riskini-menopoz-degil-ilerleyen-yas-artiriyor-657.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-kanser-riskini-menopoz-degil-ilerleyen-yas-artiriyor-657.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bir kadının yumurtalıklarındaki işlev kaybı nedeniyle hiç adet görmediği dönem menopoz olarak adlandırılıyor. Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Dr. Cem Yalçınkaya, “Kadınlarda en sık karşılaşılan kanser türleri genellikle menopoz döneminde görülüyor ancak buradaki esas faktörün menopoz değil yaş olduğu unutulmamalı” dedi.İSTANBUL (İGFA) -&nbsp; Menopozun bir hastalık olmamasına karşın bazı rahatsızlıklara yol açabildiğini hatırlatan Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Dr. Cem Yalçınkaya, kadınlarda menopoz şikayetlerinin diyet planları, egzersiz programları ve çeşitli ilaçlar gibi destek tedavilerle ortadan kaldırılabildiğine dikkati çekti.

Tüm dünyada kadınlar arasında en sık görülen meme, akciğer ve kolon kanserlerine bu süreçte daha sık rastlandığını ifade eden Dr. Yalçınkaya, "Bu nedenle düzenli doktor kontrollerine menopoz döneminde de devam edilmesi erken tanı ve tedavi için çok önemli” dedi.

DÜZENLİ MUAYENE İÇİN BELİRTİYE İHTİYAÇ YOK

Kadınların herhangi bir belirtiyi beklemeden düzenli olarak yılda bir kez jinekolojik muayenelerini yaptırmalarının hayati olduğunun altını çizen Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Dr. Cem Yalçınkaya, “Erken evrede tespit edilmiş jinekolojik kanserlerin neredeyse hepsinde kanserden tamamen kurtulmak mümkün. Hem kadınlarda hem de erkeklerde ilerleyen yaşa bağlı olarak kanser riskinin arttığı biliniyor. Menopoz sürecinin de 48 ve 50’li yaşlarda başlaması göz önüne alındığında özellikle bu dönem ve sonrasında sık görülen kanser türlerine karşı dikkatli olmakta fayda var. Hiçbir şikâyet olmasa da gerekli taramaların yapılması erken tanı için hayat kurtarıcı” diye konuştu.

Vajinal ya da rektal kanama, bölgesel inatçı kaşıntılar, geçmeyen şişkinlik, hazımsızlık, kabızlık ve ishal gibi belirtilerde zaman kaybetmeden jinekolojik muayene yaptırılması gerekir diyen Uzm. Dr. Cem Yalçınkaya, "Vajinanın dış tabakası olan vulvada görülen inatçı kaşıntıların altından nadiren de olsa kanser çıkabiliyor. Cinsel ilişki sonrası kanama ya da anormal akıntılar rahim ağzı kanserinin bir belirtisi olabilir. Şişkinlik, hazımsızlık, kilo kaybı, çabuk doyma gibi şikayetler ise, daha az görülen yumurtalık kanserine işaret edebilir. Kolon kanseri de kabızlık, ishal ve rektal kanama gibi şikayetlerle kendini gösterebilen bir kanser türü” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kanser riskini menopoz değil ilerleyen yaş artırıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 13:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025210241_2849a2cecdac7b391b98ba670f7dbf10.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025210241_2849a2cecdac7b391b98ba670f7dbf10.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025210241_2849a2cecdac7b391b98ba670f7dbf10.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gıda güvenliği tehdit etmeye devam ediyor... Nasıl korunmalıyız?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-gida-guvenligi-tehdit-etmeye-devam-ediyor-nasil-korunmaliyiz-649.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-gida-guvenligi-tehdit-etmeye-devam-ediyor-nasil-korunmaliyiz-649.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İzmir’de hamburger yedikten sonra rahatsızlanan ve iki gün sonra yaşamını yitiren Servet Polat ile gündeme gelen Salmonella ile ilgili olarak Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Veteriner Hekim Melike Baysal bir açıklama yayınladı.BURSA (İGFA) - İzmir'deki yediği hamburgerden rahatsızlanan ve iki gün sonra yaşamını yitiren kişiyle gündeme gelen Salmonella’nın virüs değil, bakteri olduğunu, çok uzun yıllardır bilindiğini açıklayan Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Veteriner Hekim Melike Baysal, gıda güvenliğinin en önemli sorunlarından biri olduğunu söyledi.&nbsp;

İnsanlarda görülen zoonotik yani hayvan-insan geçişli hastalıkların büyük çoğunluğunun gıda kaynaklıolduğunu belirten Melike Baysal, Salmonella hakkında şunları söyledi:

"Salmonella, genellikle hayvansal kaynaklı gıdalarda bulunan ve insanlarda gıda kaynaklı hastalıklaraneden olan bir bakteridir. Kümes hayvanları başta olmak üzere, hemen hemen tüm hayvanlarda ve yumurta, süt, et gibi hayvansal ürünler ile Salmonella taşıyan hayvan dışkıları ile kontamine olan (dışkı ile bulaşık) bitkisel gıdalarda da yaygın olarak görülür. Salmonella enfeksiyonları dünya genelinde önemli bir halksağlığı sorunu olup, gıda güvenliği ve hijyen konularında ciddi önlemler alınmasını gerektirir. Salmonella’nın en çok bulunduğu bir diğer kaynak fare, rodent, sıçan gibi kemirgen hayvanlarındışkılarıdır. Kemirgenler, çiftlik hayvanı yemlerine Salmonella bulaştırarak bakterinin hayvanlarageçişine neden olabilir. Özellikle kentlerdeki ‘’vektör mücadelesi’’ bu nedenle çok önemlidir. Kontamine yani bakteri ile bulaşık yem tüketen hayvanlar, Salmonella’yı et,süt ve diğer hayvansal ürünler yoluyla insanlara taşıyabilir. Bu durum, hem hayvan sağlığı ve refahıhem de insan sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturur"

Salmonella’nın bulaşma yollarından biri de insan portörlüğü olduğunu ifade eden Baysal, "Enfekte olmuş veya bakteriyi taşıyanancak belirti göstermeyen kişiler, gıda üretim zincirinde bulaşma kaynağı olabilir. Portör durumundakibireyler, yetersiz hijyenik koşullar nedeniyle bakteriyi işletmelere taşıyabilir ve kontaminasyon (bulaşma) zincirini başlatabilir. Bu nedenle gıda işletmelerinde çalışan kişilerin düzenli sağlık taramalarındangeçirilmesi ve kişisel hijyen kurallarına uyulması kritik öneme sahiptir" dedi.

Salmonella enfeksiyonlarının, çoğunlukla bir gıda zehirlenmesi formuyla kendini gösterdiğinive ishal, karın ağrısı, ateş, mide bulantısı ve kusma gibi belirtileri olduğunu ifade eden Baysal, Türkiye’de ise Salmonella enfeksiyonlarına bağlı ölüm vakalarına dairspesifik ve güncel istatistiklerin sınırlı olduğunu ifade ederek denetimlere dikkat çekti.



BVHO Başkanı Melike Baysal, İşletmelerde hijyen ve sanitasyon, hammadde izlenebilirliği,portör tarama ve eğitimleri gibi gıda güvenliği yönetim sistemleri ve denetimlerin, gereken şartları sağlamayan işletmelere yaptırımlar uygulanmasının, gıda kaynaklı enfeksiyonların önlenmesi ve toplum sağlığının korunması açısından kritik öneme sahipolduğunu vurguladı.

NASIL KORUNACAĞIZ?

Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Veteriner Hekim Melike Baysal alınabilecek önlemleri ise şöyle sıraladı:


 Güvenilir ve bilinen yerlerden alışveriş yapmak
 Etiketleri dikkatle okumaya ve anlamaya çalışmak
 Gıdaların saklanma ve pişirme yöntemlerine dikkat etmek
 Özellikle eti pişirirken çiğ bırakmamak
 Kesme tahtalarını kırmızı et, beyaz et ve sebze için ayrı ayrı kullanmak
 Çiğ yumurta tüketmemek
 Çiğ sütle yapılmış peynir tüketmemek
 Mutfak tezgahlarının temizliğine dikkat etmek
 Elleri sık ve doğru yıkamak



 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Gıda güvenliği tehdit etmeye devam ediyor... Nasıl korunmalıyız? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 11:35:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025143631_e7754c9a34e7e2045ef106eaad7b063c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025143631_e7754c9a34e7e2045ef106eaad7b063c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025143631_e7754c9a34e7e2045ef106eaad7b063c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Diyabetle Sağlıklı Yaşam: Riskleri Tanıyın, Sağlığınızı Koruyun!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-diyabetle-saglikli-yasam-riskleri-taniyin-sagliginizi-koruyun-645.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-diyabetle-saglikli-yasam-riskleri-taniyin-sagliginizi-koruyun-645.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Diyabet Nedir?

Diyabet, insülinin yeterli üretilememesi, etkisinin zayıf olması ya da her iki durumun bir arada bulunması nedeniyle vücutta kan şekeri dengesinin bozulduğu bir metabolik bozukluktur. Bu süreç, genetik yatkınlık, yaşam tarzı faktörleri, obezite ve çevresel etkenlerle birleşerek hastalığın gelişimini etkiler. 

Tip 1 Diyabet


	Genellikle ani ve hızla gelişir. Genellikle 30 yaşından önce başlar. 
	Çocuklarda ve gençlerde görülür.
	Vücut, çok az insülin üretir ya da hiç insülin üretmez. İnsülin eksikliği nedeniyle kan şekeri yüksek seviyelerde kalır. Bu bireyler, kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutabilmek için yaşamları boyunca insülin almak zorundadırlar.
	Genetik yatkınlık önemli bir risk faktörüdür.


 

Tip 1 Diyabetin Belirtileri;

Tip I diyabetin semptomları hemen her zaman birdenbire ortaya çıkar.


	Aşırı susama
	Aşırı acıkma
	Ani kilo kaybı
	Sık idrar yapma
	Aşırı yorgunluk hissi şeklinde görülür.


Tip II Diyabet 


	Ailesinde diyabetli olanlar,
	BMI >25
	4 kg’dan daha ağır bebek doğuran kadınlar,
	Stres altında yaşayan kişilerde diyabetin görülme riski daha yüksektir.
	Ayrıca pankreasın kronik iltihabı, pankreas tümörleri ve ameliyatları ile hipertiroidi, akromegali gibi bazı hormon hastalıkları Tip 2 diyabete yol açabilir.


Tip II Diyabetin Belirtileri 


	Yorgunluk hissetmek,
	Sık sık infeksiyon gelişmesi
	Ciltteki kesiklerin veya yaraların çok yavaş iyileşmesi
	Sık idrar yapma8
	Ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma
	Açlık hissinin fazlalaşması ve çok yeme
	Ağız kuruluğu ve çok su içme 


Tip II Diyabetin Nedenleri


	Karaciğerde glikoz üretimi artışı
	İnsülin direnci 


Tıp II Diyabette Risk Faktörleri


	Yaşı 40'ın üzerinde olanlar,
	Şişmanlar,
	Ailelerinde başka diyabet hastaları bulunanlar,
	Gebelik sırasında diyabet gelişenler,
	4,5 kg'dan daha ağır bebek doğuranlar,
	Bir hastalığın veya yaralanmanın stresini yaşayanlar,
	Tansiyonu yüksek olanlar


Gestasyonel Diyabet

Gestasyonel diyabet (GD), diyabeti olmayan ancak hamilelik sırasında diyabet gelişen kadınlarda görülen bir durumdur. Genellikle gebelik sonrasında düzelir, ancak sonraki gebeliklerde yeniden ortaya çıkma riski bulunur.  


	Gestasyonel diyabetin %80'i, ilerleyen yıllarda tip 2 diyabete dönüşme eğilimindedir.  
	Gestasyonel diyabet geçiren kadınların, 16 yıl içinde diyabet geliştirme riski %30 iken, bu oran genel nüfus için sadece %10’dur.  
	Hamilelik sırasında kilo artışı 20 kg'ı aşarsa, gestasyonel diyabet tanısı kesin olarak konulur.


Diyabetin Teşhisi


	Kan şekeri ölçümü = AKŞ > 126 mg / dl ise DM
	Oral Glukoz Tolerans TESTİ (OGTT) = Akş 100-126 mg/dl. Arasında olanlara yapılır.
	İdrar Şekerinin Kontrolü 
	Keton Testi 


 

Diyetisyenin Diyabetteki Rolü Nedir?

Diyetisyenler, diyabetin yönetiminde önemli bir rol oynar ve kişiye özel beslenme planları oluşturarak kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. 

Bireylerin beslenme ihtiyaçlarını değerlendirir, onlara uygun yemek planları sunar ve yaşam tarzı değişikliklerini benimsemelerine rehberlik eder.

Danışanı ile birlikte çalışarak diyet alışkanlıklarını iyileştirir, kilo kontrolünü destekler ve yeterli beslenmeyi sağlar. Bu süreç, karbonhidrat, yağ ve protein gibi makro besinlerin doğru miktarda ve zamanında tüketilmesiyle kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesini hedefler. 

Diyabetli bireylerin sağlıklı bir yaşam sürmelerine katkı sağlamak için beslenme düzeninin yanı sıra düzenli egzersiz yapmaları için de önerilerde bulunur. 

Hangi Yiyecekler Tüketilmelidir? 

Herhangi bir yiyeceği aşırı miktarda tüketmekten kaçının; sağlıklı beslenmenin temelinde denge vardır. Vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besinleri doğru miktarda ve zamanında almak, hiperglisemi ve hipoglisemi risklerini azaltarak kan şekerini kontrol altında tutmaya yardımcı olur. Ayrıca, bu denge hem kısa vadede hem de uzun vadede olası komplikasyonların önlenmesine veya ertelenmesine katkı sağlar.

Yağsız süt, düşük yağ içeriğine sahip olsa da kalorisi bulunmaktadır. Diyet ürünleri şekersiz olabilir, ancak bunların içinde bulunan un, yağ ya da meyve şekeri, kan şekeri ve yağ seviyelerinin kontrolü için ideal olmayabilir. Eğer porsiyonlarınızı düzgün bir şekilde kontrol edebiliyorsanız, sevdiğiniz pek çok farklı yiyeceği, dengeli bir şekilde tüketebilirsiniz.

Beslenme Tedavisinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Diyabetin beslenme tedavisinin amacı, diyabetli birey için yaşam boyu sürdürülebilir ve ideal bir beslenme planı oluşturmaktır. Bu planın hedefleri şunlardır:


	Kan şekerini normal seviyelerde tutmak,  
	Hiperglisemi (kan şekeri yüksekliği) ve hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) gibi ani komplikasyonları önlemek,  
	İdeal vücut ağırlığını sağlamak ve bunu korumaktır.
	Tip 2 diyabetli bireyler için, beslenme tedavisinde dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
	Bireysel ihtiyaçlara uygun, yeterli miktarda ve doğru zamanlamayla yemek yemek,  
	Kan şekeri kontrolünü sağlamak için kişiye uygun miktarda karbonhidrat içeren besinler tüketmek,  
	Besin çeşitliliğini artırmak,  
	Lif alımını artırarak posalı besinler tüketmek,   
	Basit şekerler (örneğin, toz şeker, bal, tatlılar, meyve suyu) yalnızca diyetisyen önerisi ve kontrolü altında tüketmek.


Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Diyabetle Sağlıklı Yaşam: Riskleri Tanıyın, Sağlığınızı Koruyun! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 10:49:52 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025135318_9946831cf4b6ccac4b52d1736874406c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025135318_9946831cf4b6ccac4b52d1736874406c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025135318_9946831cf4b6ccac4b52d1736874406c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Rektör Ünüvar, Türkiye’nin sağlıktaki başarı hikayesini Umman'da anlattı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-rektor-unuvar-turkiyenin-sagliktaki-basari-hikayesini-ummanda-anlatti-599.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-rektor-unuvar-turkiyenin-sagliktaki-basari-hikayesini-ummanda-anlatti-599.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Umman’da düzenlenen Türkiye-Umman Bilgi Diyaloğu Sempozyumu’nda, Türkiye’deki tıp eğitimi ve Türkiye’nin sağlık alanındaki başarı hikayesini anlattı.ANKARA (İGFA) - Umman Yükseköğretim, Bilimsel Araştırmalar ve İnovasyon Bakanlığı, Türkiye’nin Muskat Büyükelçiliği ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu iş birliğiyle Türkiye-Umman Bilgi Diyaloğu Sempozyumu düzenlendi.

Dil, edebiyat, tarih, uluslararası ilişkiler, sanat, mimari, havacılık, denizcilik, sanayi ve tıp alanlarında akademik, bürokratik, diplomatik ve siyasi tecrübeye sahip Türk akademisyenler ve üniversite rektörleri ile Ummanlı akademisyen ve bürokratları bir araya getiren sempozyum, başkent Muskat’ta gerçekleştirildi.

İki gün boyunca devam eden sempozyumun ilk gününde “Edebiyat, Dil ve Çeviri”, “Türkiye-Umman ilişkileri: Tarihi Köprüler ve Geleceğe Yolculuk” ve “İslam Mimarisi” başlıklı oturumlar gerçekleştirildi.



Sempozyumun ikinci gününde ise, “Tıbbi/Medikal Turizm” ve “Havacılık ve Havalimanı Yönetiminde İnovasyonun Geleceği” başlıkları ele alındı.

Sempozyum sonunda iki ülke üniversiteleri, fakülteleri ve araştırma merkezleri arasında iş birliği fırsatlarını değerlendirmek üzere ikili görüşmeler de gerçekleştirildi.
Programın açılışında konuşan Umman Yükseköğretim, Bilimsel Araştırmalar ve İnovasyon Bakanı RahmaBint İbrahim Al Mahrooqiye,düzenlenen sempozyum ile iki ülke arasında kültürel, bilimsel ve diğer konulardaki iş birliğinin pekiştirilmesinin amaçlandığını ifade etti.

Türkiye’ye yaptıkları ziyarette, iki ülke kurumları arasında, özellikle bilimsel araştırma alanında iş birliği, yükseköğretimde ortak programların hazırlanması ve inovasyon alanında bilgi paylaşımının artırılması konularında birtakım kararlar alındığını anımsatan Al Mahrooqiye, bu ziyaretler neticesinde bugünkü bilimsel toplantının düzenlendiğini kaydetti.

Al Mahrooqiye, sempozyumda ele alınacak alanlarda yapılacak iş birliklerinin, iki dost ülke arasındaki iş birliğini daha da artıracağını dile getirdi.

Türkiye’nin Muskat Büyükelçisi Prof. Dr. Muhammet Hekimoğlu ise, Türkiye-Umman Bilgi Diyaloğu Sempozyumu’nu “tarihi buluşma” olarak nitelendirdi.

Hekimoğlu, “Bugün, Umman ile Türkiye arasında tarihidostluk ve kardeşliğin yeniden canlandığı, yeni ufukların karşılıklı saygı ve güvenle açıldığı tarihi bir güne tanıklık ediyoruz” dedi.
İki ülke arasında tarihte ilk defa böyle bir toplantı yapıldığını vurgulayan Hekimoğlu, “Bu da Türkiye ile Umman arasındaki ilişkilerin normal seyrinde ve iyi bir şeklide işlediğinin bir göstergesidir” değerlendirmesinde bulundu.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı, Büyükelçi Prof. Dr. Derya Örs de Türkiye ve Umman arasındaki tarihi bağların, günümüzde stratejik ortaklıklar, ticaret, kültürel diplomasi ve yenilikçi projelerle daha da ileri taşındığını aktardı. Örs, yatırım, ticaret, tarım, sağlık, kültür ve diplomasi gibi alanlarda iki ülke arasında büyük bir potansiyel bulunduğunu kaydetti. Örs, Türk ve Umman üniversiteleri arasında kurulan köprülerin, genç nesillerin ortak bir anlayış geliştirmesine katkı sağlayacağını da dile getirdi.



Açış konuşmalarının ardından bilimsel oturumlara geçilirken,Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, “Tıbbi/Medikal Turizm” başlıklı oturumda; “Türkiye’de Tıp Eğitimi ve Sağlık Hizmetleri” başlığı altında Türkiye’nin sağlık alanındaki başarı hikayesini anlattı.

Bir ülkenin “Sağlıkta başarılıyım” diyebilmesi için 3 kritere bakmak gerektiğinin altını çizen Ünüvar, bunlardan bir tanesinin temel sağlık göstergeleri, bir diğerinin vatandaşın cebinden çıkan ekstra para ve üçüncüsünün de memnuniyet oranı olduğunu ifade etti.
Temel sağlık göstergelerinde anne ölüm oranı, bebek ölüm oranı ve beklenen yaşam süresinin son derece önemli olduğuna vurgu yapan Ünüvar, Türkiye’nin bu üç temel göstergede de bugün dünyanın en ileri ülkeleri arasında yer aldığını kaydetti. Ünüvar, “Anne ölüm oranını 20 küsur yılda binde 32’den binde 9’a, bebek ölüm oranını yüz binde 64’ten yüz binde 13.5’e, beklenen yaşam süresini de 74’ten 80’e çıkarmayı başarmış bir ülkeyiz. Dolayısıyla Türkiye temel göstergelerde fevkalade başarılı bir ülke” ifadelerini kullandı.
Vatandaşın cebinden sağlık harcamaları için çıkan rakamlara bakıldığında; 2002’de her 100 liranın 21 lirasını vatandaş cebinden harcarken, bugün her 100 liranın 17 lirasını cebinden harcadığını, dolayısıyla burada da bir ilerleme olduğunu belirten Ünüvar, bunun doğal olarak memnuniyet oranlarına da yansıdığını kaydetti. Ünüvar, “Bunun arkasında kim var? Bunun arkasında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan var ve onun gerçekten sağlığa verdiği önem var” diye konuştu.

Herhangi bir işte başarıyı elde edebilmek için birüçgeni doğru kurmak gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Necdet Ünüvar, üçgenin bir köşesinde fiziki yapı, bir köşesinde donanım, bir köşesinde de insan gücü bulunduğunu aktardı.

Yoğun bakım ünitelerinde 14 kat, ambulans sayısında da 10 kata yakın artış olduğunu dile getiren Rektör Ünüvar, “Türkiye, MR, tomografi gibi aslında sağlık uzmanlarının çok iyi bileceği son derece önemli zengin donanımlara sahip. Aynı zamanda sağlık bilişiminde de fevkalade önemli işler yapıldı. Hastane sağlık bilişim sistemlerinde, geri bildirimlerde, e-nabız sisteminde fevkalade önemli noktadayız. Bununla esasında biz sağlığın o donanım ayağını da gerçekten mükemmel bir şekle getirmiş olduk” diye konuştu.

İnsan kaynağının da en önemli husus olduğunu belirten Ünüvar, sağlık personelinin yetişmesindeki en önemli unsurun da üniversiteler olduğuna işaret&nbsp;

Öte yandan sağlık turizminde Türkiye’nin giderek artan bir popülaritesi ve potansiyeli bulunduğuna da dikkat çeken Ünüvar, “Türkiye, her yıl artan sayıda sağlık turistine hizmet sunuyor ve özellikle dünyanın pek çok yöresinden İngiltere’den Almanya’ya,Suriye’den Irak’a, Umman’dan Suudi Arabistan’a kadar her yerden gelen hastalara pek çok alanda çok ciddi sağlık turizmi hizmeti veriyor” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Rektör Ünüvar, Türkiye’nin sağlıktaki başarı hikayesini Umman'da anlattı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 09:41:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025131702_5e340643a15d32c0bd259cc47e58c951.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025131702_5e340643a15d32c0bd259cc47e58c951.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025131702_5e340643a15d32c0bd259cc47e58c951.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Düzensiz uyku yüksek tansiyona neden oluyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-duzensiz-uyku-yuksek-tansiyona-neden-oluyor-625.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-duzensiz-uyku-yuksek-tansiyona-neden-oluyor-625.html</link>
                    <description><![CDATA[Yapılan bir araştırma, her gece önerilen miktarda uyusalar bile, düzensiz uyku düzenine sahip kişilerin, bir programa uyan kişilere kıyasla yüksek tansiyona yakalanma riskinin önemli ölçüde daha yüksek olabileceğini öne sürmektedir. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dr. Şekip Altunkan&rsquo;ın belirttiği &uuml;zere Hypertension dergisinde yayınlanan bu&nbsp;&ccedil;alışmada hafta sonları ge&ccedil; yatan veya hafta boyunca uyuma ve uyanma saatlerini&nbsp;değiştiren kişilerin, daha d&uuml;zenli uyku d&uuml;zenine sahip olanlara kıyasla hipertansiyona&nbsp;yakalanma olasılığının daha y&uuml;ksek olduğu belirlenmiştir.

Yapılan bu araştırmada yazarlar, insanların yalnızca ne kadar uyuduklarını&nbsp;değil, aynı zamanda iyi kalp ve damar sağlığı i&ccedil;in d&uuml;zenli bir uyku programına&nbsp;sahip olmanın &ouml;nemini vurguladı.

Amerikan Kalp Birliği, yetişkinlerin kalp ve damar sağlığı i&ccedil;in yedi ila&nbsp;dokuz saat uyumalarını &ouml;neriyor. Yapılan bir&ccedil;ok &ccedil;alışma, ortalama olarak&nbsp;her gece altı saatten az uyuyan kişilerin y&uuml;ksek tansiyon, şişmanlık, kalp ve&nbsp;damar hastalığı, erken &ouml;l&uuml;m a&ccedil;ısından y&uuml;ksek riskle karşı karşıya olduğunu g&ouml;sterdi. Bunun tersi olarak &ccedil;ok fazla uyuyanlar - ortalama her gece dokuz saatten fazla&nbsp;- y&uuml;ksek tansiyon, fel&ccedil;, diyabet ve &ouml;l&uuml;m a&ccedil;ısından daha y&uuml;ksek riskle karşı&nbsp;karşıya olduğu belirlendi.

Yukarıda andığımız araştırmanın yazarları, uyku s&uuml;resi, uyku d&uuml;zenindeki&nbsp;gecelik değişiklikler ve y&uuml;ksek tansiyon arasındaki bağlantılar dışında, yatma&nbsp;saatinin 90 dakika veya daha fazla değişen kişilerin, yatma saatine bağlı&nbsp;kalanlara kıyasla y&uuml;ksek tansiyona yakalanma ihtimallerinin y&uuml;zde 92 daha fazla&nbsp;olduğunu belirledi. Hatta yatma saati 30 dakika veya biraz fazla&nbsp;değişenlerde bile hipertansiyon riskinin y&uuml;zde 32 daha fazla olduğu bulundu.

Ge&ccedil; yatmakta hafif bir risk oluşturmasına karşın, bu riskin d&uuml;zensiz&nbsp;uykudan daha az olduğu belirlendi.

&Ouml;zetle &ouml;nceki &ccedil;alışmaların da g&ouml;sterdiği gibi, bu analiz hipertansiyon ile&nbsp;&ccedil;ok az veya &ccedil;ok fazla uyumak arasında bir bağlantı olduğunu g&ouml;stermiştir. Yedi&nbsp;saatten az veya dokuz saatten fazla uyuyan kişilerin y&uuml;ksek tansiyona yakalanma&nbsp;olasılığı y&uuml;zde 20- y&uuml;zde 30 daha fazladır. Uyku s&uuml;releri geceden geceye iki saat veya&nbsp;daha fazla değişen kişilerin hipertansiyona yakalanma olasılığı, her gece&nbsp;aldıkları uyku miktarında bir saatten az fark olanlara g&ouml;re y&uuml;zde 85 daha fazlaydı.

Dr. Şekip Altunkan&rsquo;a g&ouml;re &ccedil;alışma programları ve diğer nedenlerle d&uuml;zenli&nbsp;uyku saatlerini korumak zor olsa da bu &ccedil;alışmadaki bulgular, insanların uyku&nbsp;konusunda m&uuml;mk&uuml;n olduğunca dikkatli olmaya &ccedil;alışmaları gerektiğini doğrulamıştır.&nbsp;Bu konuda insanların ellerinden gelenin en iyisini yapmaları, kalp ve damar&nbsp;hastalığı a&ccedil;ısından &ouml;nemlidir.
 Hibya Haber Ajansı ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Düzensiz uyku yüksek tansiyona neden oluyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 09:03:18 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025132426_49dd3b6642136dca12d20d53deaa8bef.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025132426_49dd3b6642136dca12d20d53deaa8bef.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025132426_49dd3b6642136dca12d20d53deaa8bef.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mağduriyet kapıda! Ambulanslar çalışmayacak, 6 bin personel işsiz kalacak!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-magduriyet-kapida-ambulanslar-calismayacak-6-bin-personel-issiz-kalacak-603.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-magduriyet-kapida-ambulanslar-calismayacak-6-bin-personel-issiz-kalacak-603.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı’nın 8 Ocak 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımladığı “Sağlık Bakanlığı Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği”, özel ambulans sektöründe büyük bir krize yol açtı. Yeni yönetmelik Türkiye genelindeki ambulans hizmetlerinin yüzde 75’ini sistem dışına iterken, milyonlarca vatandaş için kritik sağlık hizmetlerini erişilmez hale getirdi.İSTANBUL (İGFA) -&nbsp; Ambulans Hizmetleri Derneği’nin yaptığı açıklamaya göre, vatandaşın kendi parasıyla dahi ambulans bulamayacağı iddia edildi.&nbsp;

Dernek Başkanı Süleyman Ören, Resmi Gazete'de de yayımlanan yeni düzenlemelerin özellikle taşrada vatandaşın en temel sağlık hakkına ulaşmasını imkânsız hale getirdiğine dikkati çekerek, "Ambulansların yüzde 75’i kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu, sadece araç sayısında değil, nitelikli sağlık personelinde de büyük bir kayıp demek. Yaklaşık 6 bin sağlık çalışanı işsiz kalacak ve hizmet kapasitesi ciddi şekilde düşecek." diye konuştu.

Yeni yönetmelik kapsamında, her ambulans servisine doktor bulundurma zorunluluğu getirilmesi ise işin başka bir boyutunu oluşturduğuna vurgu yapan Başkan Ören, bu kararın uygulanabilir olmadığını belirterek, "Türkiye’de ambulans servislerine 1000 doktor istihdam edilmesi gerekiyor. Ancak mevcut durumda Ankara 112’de yalnızca 6 doktor, İzmir’de ise 2 doktor ile yüzlerce ambulans hizmet veriyor. Böyle bir insan kaynağı olmadığı için bu karar, hizmet maliyetlerini artıracak ve hizmetin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyecek" dedi.

TAŞRADA BÜYÜK MAĞDURİYET KAPIDA

Yönetmelikle birlikte ambulans hizmetlerinin büyük kısmı taşra bölgelerinde devre dışı kalacağını iddia eden başkan Ören, "Bu da hasta nakilleri ve acil durumlarda vatandaşların kendi paralarıyla bile hizmet alacak ambulans bulamamasına neden olacak. Türkiye’de toplam yükün yüzde 25’ini kaldıran mevcut sistemin, yüzde 75 oranında hizmet kapasitesinin azalmasıyla başa çıkamayacak" dedi.

Konuyla ilgili Sağlık Bakanlığı önünde yaptıkları basın açıklamasıyla yönetmeliğe olan tepkisini dile getirdiklerini kaydeden Başkan Süleyman Ören, vatandaşların sağlık hakkının korunması adına hukuki süreç başlattıklarını açıkladı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Mağduriyet kapıda! Ambulanslar çalışmayacak, 6 bin personel işsiz kalacak! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 08:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025131804_3db34738a66ea061a9aac21a35b7991d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025131804_3db34738a66ea061a9aac21a35b7991d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/22012025131804_3db34738a66ea061a9aac21a35b7991d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kontakt lenslerde dikkat edilmesi gerekenler]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-kontakt-lenslerde-dikkat-edilmesi-gerekenler-587.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-kontakt-lenslerde-dikkat-edilmesi-gerekenler-587.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türk göz doktorlarını temsil eden Türk Oftalmoloji Derneği (TOD) kontakt lens kullanırken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.ANKARA (İGFA) - Türk Oftalmoloji Derneği Kontakt Lens Birim Başkanı Prof. Dr. Zeynep Özbek, kırma kusuru olan ve gözlükle rahat edemeyen kişiler için hayatı kolaylaştıran kontakt lenslerin yanlış kullanılması halinde ciddi sorunlara yol açabileceğinin altını çizdi.

Göz doktoruna danışılmadan kontakt lens kullanımına başlanmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Özbek, kontakt lenslerin kırma kusurları için, bazı göz hastalıklarında tedavi amaçlı ve bazen de kozmetik amaçla kullanıldığını belirterek, kontakt lens kullanımı ile ortaya çıkabilecek en önemli problemlerin, kornea enfeksiyonları, immün reaksiyonlar, alerjik problemler, kuru göz ya da lensle ilgili sorunlar olabileceğini kaydetti.



“Kontakt lensler, gözlüklerden farklı olarak doğrudan göz yüzeyine uygulanır ve tüm gün boyunca kornea üzerinde kalır" diyen&nbsp;Prof. Dr. Zeynep Özbek, "Bu, kontakt lenslerin gözyaşı ve göz kapağı çevresiyle sürekli temas halinde olduğu anlamına gelir. Gün içinde 12-20 bin kez göz kırptığımız düşünüldüğünde, göz altı kremleri, far, rimel, eyeliner, gibi ürünlerin&nbsp; göz ve lens yüzeyine bulaşma olasılığı oldukça yüksektir. Özellikle gözün refleks olarak sulandığı durumlarda çöz çevresine uygulanmış tüm maddeler göz yüzeyine ve lens üzerine dağılır. Bilimsel çalışmalar bu tip ürünlerin kontakt lens yüzeyinde birikebildiğini göstermiştir. Her ne kadar her akşam uyumadan önce lenslerimizi çıkarıp solüsyonla temizlesek de bazı yağ bazlı içerikler (özellikle su ile çıkmayan) kalıcı olarak lensin yapısında kalabilmekte uzamış kullanımda alerjik reaksiyonlara ve bağışıklık sistemine bağlı sorunlara yol açabilmektedir.” diye konuştu.

Prof. Dr. Özbek, kontakt lens kullanımı sırasında gözde ağrı, kızarıklık, yanma, batma gibi sorunlar olursa kontakt lensinizi hemen çıkarıp, lensiniz, lens kabı ve solüsyonunuz ile birlikte göz hekimize başvurulmasını önerdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kontakt lenslerde dikkat edilmesi gerekenler - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 21 Jan 2025 15:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/21012025191914_ab4adfc8cb6e7c71c272de06a3c51e62.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/21012025191914_ab4adfc8cb6e7c71c272de06a3c51e62.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/21012025191914_ab4adfc8cb6e7c71c272de06a3c51e62.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Anatolia Tanı'nın Influenza A virüsleriyle ilgili ürünleri]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-anatolia-taninin-influenza-a-virusleriyle-ilgili-urunleri-537.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-anatolia-taninin-influenza-a-virusleriyle-ilgili-urunleri-537.html</link>
                    <description><![CDATA[Anatolia Tanı ve Biyoteknoloji Ürünleri Araştırma Geliştirme Sanayi ve Ticaret A.Ş, Influenza A virüsleriyle ilgili ürünlerine ilişkin bilgi verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan a&ccedil;ıklamada, ş&ouml;yle denildi:

&#39;&#39;Anatolia Tanı ve Biyoteknoloji &Uuml;r&uuml;nleri Ar-Ge Sanayi ve Ticaret A.Ş, halk arasında kuş gribi veya domuz gribi vir&uuml;s&uuml; olarak da adlandırılan Influenza A vir&uuml;s ailesini ve H1, H3, H5, H7 vb. alt tip gruplarını saptamaya ve diğer solunum yolu patojenleriyle birlikte test ederek ayırmaya y&ouml;nelik 28 farklı Real-Time PCR test kiti &uuml;retmektedir. Yıllardan beri &ccedil;eşitli &uuml;lkelerin ihtiya&ccedil;larına g&ouml;re farklı kombinasyonlarla geliştirilerek &uuml;retilen bu kitlere olan talep, her sene sonbahar ve kış aylarında artan solunum yolu rahatsızlıklarına paralel olarak s&ouml;z&uuml; edilen d&ouml;nemlerde doğal olarak bir miktar artmaktadır. 2024 yılında satılan Real-Time PCR kitlerimiz i&ccedil;inde Influenza A vir&uuml;s&uuml; ve alt tipleriyle ilgili &uuml;r&uuml;nlerimizin adetsel oranı yaklaşık y&uuml;zde 11,6&#39;dır. Diğer pek &ccedil;ok patojen gibi Influenza A vir&uuml;sleriyle ilgili gelişmeler Ar-Ge ekiplerimiz tarafından yakından takip edilmektedir.&#39;&#39;
&nbsp;
 Hibya Haber Ajansı ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Anatolia Tanı'nın Influenza A virüsleriyle ilgili ürünleri - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 20 Jan 2025 16:07:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025201133_e60e3c634da765923222c310d5fcd579.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025201133_e60e3c634da765923222c310d5fcd579.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025201133_e60e3c634da765923222c310d5fcd579.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[DSÖ: Birlikte hayatları korumaya ve salgını kontrol altına almaya kararlıyız]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-dso-birlikte-hayatlari-korumaya-ve-salgini-kontrol-altina-almaya-kararliyiz-518.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-dso-birlikte-hayatlari-korumaya-ve-salgini-kontrol-altina-almaya-kararliyiz-518.html</link>
                    <description><![CDATA[Cenevre, 20 Ocak (Hibya) – Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), birlikte hayatları korumaya ve Marburg virüsü salgınını kontrol altına almaya kararlı olduklarını bildirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ DS&Ouml;&rsquo;den yapılan a&ccedil;ıklamada Tanzanya&#39;da &ouml;rg&uuml;t&uuml;n, Kagera b&ouml;lgesinde teyit edilen Marburg vir&uuml;s&uuml; hastalığı salgınına yanıt vermek i&ccedil;in h&uuml;k&uuml;metle yakın bir şekilde &ccedil;alıştığı belirtildi.

H&uuml;k&uuml;metin, vaka tespitini artırarak, tedavi merkezleri kurarak, mobil bir laboratuvar konuşlandırarak ve ulusal m&uuml;dahale ekiplerini harekete ge&ccedil;irerek yanıtını artırdığı ifade edilen a&ccedil;ıklamada şunlar kaydedildi:

&ldquo;DS&Ouml;, s&uuml;rekli destek s&ouml;z&uuml; verdi ve Acil Durumlar İ&ccedil;in Acil Durum Fonu&#39;ndan ek 3 milyon ABD doları serbest bıraktı. Birlikte, hayatları korumaya ve bu salgını kontrol altına almaya kararlıyız.&rdquo;
 Hibya Haber Ajansı ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[DSÖ: Birlikte hayatları korumaya ve salgını kontrol altına almaya kararlıyız - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 20 Jan 2025 15:06:37 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025183432_1e65a4a58b7d9dec0e9087e4bc28d34f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025183432_1e65a4a58b7d9dec0e9087e4bc28d34f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025183432_1e65a4a58b7d9dec0e9087e4bc28d34f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Engelli İstihdamına Destek]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-engelli-istihdamina-destek-490.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-engelli-istihdamina-destek-490.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Keçiören Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Kariyer Ofisi, iş arayan vatandaşlara istihdam imkanı sunmaya devam ediyor.

İşsizlik sorunuyla mücadeleye katkı sağlayabilmek için çalışmalarına hız veren Kariyer Ofisi, iş arayan ile işveren arasında iletişim kurulmasını sağlayarak vatandaşların iş bulma sürecine destek oluyor. Engelli vatandaşlar için de istihdam kapılarının aralanmasına aracılık yapan Kariyer Ofisi, işveren ile iş arayanları buluşturdu. Keçiören Belediyesi hizmet binasında gerçekleştirilen mülakata, engelli vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Özel bir firmanın hizmet verdiği hastanelerde çalışmak üzere 6 ila 10 kişilik temizlik ve mutfak personeli alımı için mülakat yapıldı.

Başvurular web üzerinden yapılabiliyor

Ankara genelinde personel arayan işletmeler ile iş arayan vatandaşları kendi platformunda buluşturan Keçiören Belediyesi Kariyer Ofisi, ihtiyaçları hızlı bir şekilde karşılıyor. İş sahibi olmak isteyen vatandaşlar, Keçiören Belediyesi web sitesi üzerinden 7 gün 24 saat başvuruda bulunabildikleri gibi mesai saatleri içerisinde Kariyer Ofisi’ne gelerek dilekçe ile de başvuru yapabiliyorlar.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Engelli İstihdamına Destek - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 20 Jan 2025 10:17:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025151920_fe9e10534c6d84fd213fd0a987a8def5.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025151920_fe9e10534c6d84fd213fd0a987a8def5.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025151920_fe9e10534c6d84fd213fd0a987a8def5.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Elektronik Sigara Kullanımına Bağlı Evali Sendromu Akciğerlerde Kalıcı Hasara Neden Olabiliyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-elektronik-sigara-kullanimina-bagli-evali-sendromu-akcigerlerde-kalici-hasara-neden-olabiliyor-489.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-elektronik-sigara-kullanimina-bagli-evali-sendromu-akcigerlerde-kalici-hasara-neden-olabiliyor-489.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman, elektronik sigara kullanımına bağlı olarak gelişen ve “Evali Sendromu” olarak adlandırılan akut akciğer hasarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Dr. Akduman, “Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2024 yılında salgın olarak tanımladığı bu durum, özellikle gençler arasında hızla yaygınlaşan elektronik sigara kullanımının sağlık üzerindeki tehlikelerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Evali Sendromu’nda, diğer akut akciğer hasarlarında olduğu gibi hastalar ‘fibrozis’ dediğimiz akciğer sertleşmesine eğilim gösterebilir ve iyileşme sonrasında bile akciğerlerde kalıcı hasarlar oluşabilir” dedi.

DSÖ, ELEKTRONİK SİGARA KULLANIMINI, SAĞLIK TEHDİDİ OLARAK TANIMLIYOR

DSÖ, 2021 yılında yayımladığı Küresel Tütün Epidemisi Hakkındaki Yeni ve Yükselmekte Olan Ürünlere Dair başlıklı raporunda, elektronik sigaraların sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmişti. Raporda, elektronik sigaraların tütün ürünleriyle benzer toksinler içerdiği ve akciğer sağlığını tehdit ettiği vurgulanmıştı. 2024 yılında ise elektronik sigara ve vaping cihazlarına bağlı gelişen Evali (e-cigarette or vaping product use-associated lung injury) Sendromu’nu bir salgın olarak tanımladı ve bu durumun toplum sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. DSÖ raporunda, elektronik sigara kullanımının solunum yetmezliği ve kalıcı akciğer hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği vurgulandı.

EVALİ SENDROMU NEDİR?

Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman, “Evali, elektronik sigara veya vaping cihazlarına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır. Bu durum, solunum yetmezliğine hatta ciddi solunum sıkıntılarına yol açabilir. Bugüne kadar çok sık gündeme gelmese de 2024 yılında DSÖ tarafından bir salgın olarak tanımlandı ve dikkatle ele alınması gereken bir sorun olarak öne çıktı” dedi.

‘SU BUHARINDA ERİYİK OLAN AĞIR METALLER AKCİĞERE DAHA FAZLA ZARAR VEREBİLİYOR’

 

Elektronik sigaraların daha az zararlı olarak lanse edilmesinin yanlış bir algı oluşturduğunu belirten Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu açıklamalarda bulundu: “Elektronik sigara, normal sigaraya göre daha az zararlı olarak tanıtılsa da benzer toksinler içerir. Özellikle su buharında çözünebilen ağır metallerin akciğerler için daha fazla zarar verme potansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir.”

Dr. Öğr. Ü. Akduman, Evali’nin belirtilerinin Covid-19 ve influenza gibi hastalıklarla karıştırılabileceğini ifade ederek, “Evali hastalarında Covid-19 ve influenza’dakine benzer buzlu cam dansiteleri görülebilir. Tanı koyarken viral enfeksiyonların dışlanması kritik önem taşır. PCR testleri veya diğer yöntemlerle viral ya da bakteriyel enfeksiyon olmadığı tespit edildikten sonra, hastanın elektronik sigara kullanım geçmişi incelenerek tanı konulabilir” dedi.

TEDAVİDE KORTİZON KULLANIMI ETKİLİ

Evali tedavisinde solunum yetmezliği için destekleyici yöntemlerin kullanıldığını belirten Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu bilgileri verdi: “Evali’de inflamasyonu baskılamak için kortizon tedavisi oldukça etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra diğer solunum yetmezliği tedavi yöntemleri de uygulanmaktadır.”

ELEKTRONİK SİGARA KALICI HASARA NEDEN OLABİLİR

Elektronik sigara kullanımının uzun vadeli etkilerine de değinen Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu uyarılarda bulundu: “Elektronik sigara kullanımına bağlı gelişen Evali Sendromu, akciğerlerde fibrozis (sertleşme) gibi kalıcı hasarlara neden olabilir. Elektronik sigara ilk kez 2003 yılında ruhsatlandırılmış, Evali ise 2019 yılında tanımlanmıştır. Bu hastalığın görülme sıklığı her yıl artış göstermektedir ve bu durum gelecekte gençler arasında daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Elektronik sigara masum bir alternatif değildir; aksine bazı toksinlerin zarar verme potansiyeli daha yüksektir.”

SON SÖZ: ELEKTRONİK SİGARADAN UZAK DURUN

Elektronik sigaranın tehlikelerine bir kez daha vurgu yaparak şunları söyledi: Dr. Akduman, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Elektronik sigara, sigaraya alternatif masum bir ürün olarak sunulsa da aynı toksinleri içerir ve Evali gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. 2024 yılı, Evali’nin salgın olarak anıldığı bir yıl olmuştur. Gençler ve yetişkinler, bu ürünlerin tehlikelerinin farkında olarak kullanmaktan kaçınmalıdır.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Elektronik Sigara Kullanımına Bağlı Evali Sendromu Akciğerlerde Kalıcı Hasara Neden Olabiliyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 20 Jan 2025 10:08:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025151909_8e65de910be2e05564208fe72003fcd8.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025151909_8e65de910be2e05564208fe72003fcd8.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025151909_8e65de910be2e05564208fe72003fcd8.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kanser riskini menopoz değil ilerleyen yaş artırıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-kanser-riskini-menopoz-degil-ilerleyen-yas-artiriyor-491.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-kanser-riskini-menopoz-degil-ilerleyen-yas-artiriyor-491.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Bir kadının yumurtalıklarındaki işlev kaybı nedeniyle hiç adet görmediği dönem menopoz olarak adlandırılıyor. Halk arasında çoğu zaman bir hastalık gibi söz edilen menopozun bu yanlış algının aksine aslında bir hastalık değil, fizyolojik bir süreç olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Dr. Cem Yalçınkaya, “Kadınlarda en sık karşılaşılan kanser türleri genellikle menopoz döneminde görülüyor ancak buradaki esas faktörün menopoz değil yaş olduğu unutulmamalı” dedi.

 

Menopozun bir hastalık olmamasına karşın bazı rahatsızlıklara yol açabildiğini hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Dr. Cem Yalçınkaya, “Kadınlarda menopoz şikayetleri; diyet planları, egzersiz programları ve çeşitli ilaçlar gibi destek tedavilerle ortadan kaldırılabiliyor. Tüm dünyada kadınlar arasında en sık görülen meme, akciğer ve kolon kanserlerine bu süreçte daha sık rastlanıyor. Bu nedenle düzenli doktor kontrollerine menopoz döneminde de devam edilmesi erken tanı ve tedavi için çok önemli” şeklinde konuştu.

 

Düzenli muayene için belirtiye ihtiyaç yok

Kadınların herhangi bir belirtiyi beklemeden düzenli olarak yılda bir kez jinekolojik muayenelerini yaptırmalarının hayati olduğunun altını çizen Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Dr. Cem Yalçınkaya, “Erken evrede tespit edilmiş jinekolojik kanserlerin neredeyse hepsinde kanserden tamamen kurtulmak mümkün. Hem kadınlarda hem de erkeklerde ilerleyen yaşa bağlı olarak kanser riskinin arttığı biliniyor. Menopoz sürecinin de 48 ve 50’li yaşlarda başlaması göz önüne alındığında özellikle bu dönem ve sonrasında sık görülen kanser türlerine karşı dikkatli olmakta fayda var. Hiçbir şikâyet olmasa da gerekli taramaların yapılması erken tanı için hayat kurtarıcı” uyarısında bulundu.

 

Menopozda inatçı kaşıntılar kanser alarmı olabilir

Vajinal ya da rektal kanama, bölgesel inatçı kaşıntılar, geçmeyen şişkinlik, hazımsızlık, kabızlık ve ishal gibi belirtilerde zaman kaybetmeden jinekolojik muayene yaptırılması gerekir diyen Uzm. Dr. Cem Yalçınkaya, "Vajinanın dış tabakası olan vulvada görülen inatçı kaşıntıların altından nadiren de olsa kanser çıkabiliyor. Cinsel ilişki sonrası kanama ya da anormal akıntılar rahim ağzı kanserinin bir belirtisi olabilir. Şişkinlik, hazımsızlık, kilo kaybı, çabuk doyma gibi şikayetler ise, daha az görülen yumurtalık kanserine işaret edebilir. Kolon kanseri de kabızlık, ishal ve rektal kanama gibi şikayetlerle kendini gösterebilen bir kanser türü” dedi.

 

 HPV aşısı hayat kurtarıyor

HPV pozitif kişilerin sık taramalarla yakından takip edilmesi gerektiğini dile getiren Dr. Yalçınkaya, “Bilindiği gibi HPV taşıyıcısı olmak, serviks yani rahim ağzı kanseri için başlı başına yüksek bir risk bu yüzden 30 yaşından sonra her kadının, herhangi bir şikâyeti olmasa bile 3-5 yıllık periyotlarla HPV testi yaptırması öneriliyor. Tüm dünyada 150’den fazla ülkede ulusal aşı programında yer alan HPV aşısı, ülkemizde isteğe bağlı olarak yaptırılabiliyor” diye konuştu. 

Aşının, virüsün sebep olduğu rahim ağzı kanseri riskini azalttığının bilimsel olarak kanıtlandığını vurgulayan Dr. Cem Yalçınkaya, “Herhangi bir ciddi yan etkisi olmayan aşının, 9 yaşından sonra cinsel aktivite dönemine girilmeden yapılması öneriliyor ve bu sayede ömür boyu koruma sağlıyor. Cinsel aktif olanların ise 45 yaşından önce yaptırmaları tavsiye ediliyor. 15 yaşa kadar 2 doz uygulanan aşı, 15 yaşından sonra yaptıranlar için 3 doz olarak düzenleniyor. Erkekler ve kadınlar arasında doz farkı bulunmuyor. Aşının 45’ten sonra bir yaş sınırı yok ancak koruma etkisi, yaş ilerledikçe azalıyor. Bu nedenle 9 yaş itibariyle ne kadar erken yaptırılırsa o kadar faydalı” dedi.

 

Menopoz dönemi kanser tedavi sürecini zorlaştırabilir

Adetin kesilmesiyle oluşan bazı şikayetlerin kanser tedavisi gören kadınları zorlayabildiğini söyleyen Dr. Yalçınkaya, “Sıcak basmaları, gece terlemeleri, duygu durum değişiklikleri, vajinal kuruluk ve buna bağlı ilişkide ağrı duyma gibi bazı semptomlar, kanser tedavileriyle birleştiğinde daha şiddetli hissedilebilir. Bu şikayetleri hafifletmek için hormon ya da hormon dışı ilaçlar, yaşam tarzı değişiklikleri, akupunktur veya meditasyon gibi tedavi seçeneklerine başvurulabilir. Her bireyin durumu farklı olduğu için tedavi yöntemleri konusunda doktorların hastalarıyla konuşarak kişiye özel tedavi planı oluşturması önemli” şeklinde konuştu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kanser riskini menopoz değil ilerleyen yaş artırıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 20 Jan 2025 09:53:31 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025151944_c9065167b00bcfe29d8a81f4f5121469.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025151944_c9065167b00bcfe29d8a81f4f5121469.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025151944_c9065167b00bcfe29d8a81f4f5121469.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Depresyon vakaları endişe verici şekilde artıyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-depresyon-vakalari-endise-verici-sekilde-artiyor-437.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-depresyon-vakalari-endise-verici-sekilde-artiyor-437.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Depresyon, bireylerin kendini psikolojik olarak iyi hissetmediği, çok uzun süreler devam edebilen ve günlük hayatı etkileyen ruhsal bir bozukluktur. Bu psikolojik rahatsızlığın birey üzerine bıraktığı etkileri ve tedavi sürecini Dr. Öğr. Üyesi Davut Genç önemli yerlere değinerek detaylandırdı.İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;Depresyonun belirtileri çok çeşitlidir ve her kişide farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Sürekli bir üzüntü, boşluk ya da umutsuzluk hissi en belirgin belirtilerden biridir. Bu duyguların yanında, bireyin daha önce keyif aldığı aktivitelere karşı ilgisini kaybetmesi de yaygındır. Fiziksel belirtiler arasında enerji eksikliği, sürekli yorgunluk, uyku düzeninde bozulmalar (uykusuzluk veya aşırı uyuma), iştah değişiklikleri (aşırı yeme veya iştahsızlık) ve buna bağlı olarak kilo değişiklikleri bulunur. Ayrıca, baş ağrıları ve sindirim sorunları gibi açıklanamayan fiziksel şikayetler de depresyon belirtileri arasında yer alabilir. Zihinsel belirtiler de oldukça önemlidir; kişi konsantrasyon zorluğu, karar verme güçlüğü, geleceğe dair karamsarlık ve umutsuzluk hissedebilir. En ciddi belirtilerden biri ise ölüm ya da intihar düşünceleridir. Bu tür düşünceler, depresyonun ciddiyetini ve aciliyetini gösterir ve mutlaka dikkate alınmalıdır.

‘Ailede Depresyon Görülmesi Bireyi Daha Da Etkilemekte’

Depresyonun tek bir nedeni yoktur ve genellikle birden fazla faktörün birleşimi sonucunda ortaya çıkar. Biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin etkileşimi, depresyonun oluşumunda önemli rol oynar. Genetik yatkınlık, depresyonun biyolojik nedenleri arasında sayılır; ailesinde depresyon öyküsü olan bireylerde bu rahatsızlığın görülme riski daha yüksektir. Beyindeki kimyasal dengesizlikler (serotonin, norepinefrin ve dopamin) de depresyon riskini artırabilir. Psikolojik ve sosyal etkenler de depresyonun nedenleri arasında önemli yer tutar. Travmatik yaşam olayları, sevilen birinin kaybı, iş kaybı, ekonomik zorluklar veya ciddi hastalıklar gibi durumlar depresyon riskini artırabilir. Çocuklukta yaşanan travmalar ve kötüye kullanım da depresyonun gelişiminde rol oynayabilir. Sosyal izolasyon ve yalnızlık bu durumu daha da kötüleştirebilir. Ayrıca, sürekli olumsuz düşünceler ve düşük özgüven, depresyonun ortaya çıkmasını tetikleyebilir.

‘Tedavisi Kişiye Özel Olmalı’

Depresyon tedavisinde erken müdahale ve kişiye özel tedavi planları oldukça önemlidir. Psikoterapi, depresyon tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Antidepresanlar, depresyon tedavisinde sıkça kullanılan bir başka yöntemdir. Beyindeki kimyasal dengesizlikleri düzeltmeye yardımcı olan bu ilaçlar, genellikle birkaç hafta içinde etkilerini göstermeye başlar. Ancak, antidepresanlarla ilgili toplumda yaygın bazı önyargılar bulunmaktadır. Örneğin, birçok kişi antidepresanların bağımlılık yapıcı olduğunu düşünür. Oysa ki, antidepresanlar, doğru kullanıldığında bağımlılık yapmazlar. Bir başka önyargı ise antidepresanların kişiliği değiştirdiği yönündedir. Gerçekte, antidepresanlar depresyon belirtilerini hafifletmeye yardımcı olur ve kişinin kendisini daha iyi hissetmesini sağlar, kişiliğini değiştirmezler. Bazı kişiler de antidepresanların etkisiz olduğunu ya da sadece bir "plasebo" etkisi yarattığını düşünür. Ancak, birçok bilimsel araştırma, antidepresanların depresyon tedavisinde etkili olduğunu kanıtlamıştır. Bu ilaçlar, depresyonun biyokimyasal bileşenlerini hedef alarak, kişinin günlük işlevlerini geri kazanmasına yardımcı olabilir.

Meditasyon, Yoga Ve Nefes Egzersizleri Depresyona İyi Geliyor

Yaşam tarzı değişiklikleri de depresyon belirtilerini hafifletebilir. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve yeterli uyku, depresyonun etkilerini azaltmada önemli rol oynar. Alkol ve madde kullanımından kaçınmak da tedavi sürecini destekler. Stresi azaltma teknikleri arasında meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri sayılabilir.&nbsp;



‘Profesyonel Yardım En Önemli İlk Adım’

Depresyon belirtileri gösteren kişilerin bir sağlık profesyoneline başvurmaları önemlidir. Erken teşhis ve tedavi, depresyonun etkilerini minimize edebilir ve kişinin yaşam kalitesini artırabilir. Destek aramaktan çekinmeyin; depresyon tedavi edilebilir bir durumdur ve profesyonel yardım almak bu sürecin en önemli adımıdır. Unutmayın, yalnız değilsiniz ve yardım istemek güçsüzlük değil, aksine önemli bir adımdır. Kendi sağlığınıza ve iyiliğinize değer verin; gerekli desteği arayarak daha iyi bir yaşam kalitesine ulaşabilirsiniz.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Depresyon vakaları endişe verici şekilde artıyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 19 Jan 2025 13:53:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025000157_607638635394fb5475dddd7588e577d9.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025000157_607638635394fb5475dddd7588e577d9.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025000157_607638635394fb5475dddd7588e577d9.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Sarı: Kendinizi de, insanları da kandırmayın!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-prof-dr-mustafa-sari-kendinizi-de-insanlari-da-kandirmayin-434.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-prof-dr-mustafa-sari-kendinizi-de-insanlari-da-kandirmayin-434.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi'nden akademisyen Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara'dan yaptığı bir dalışın videosunu paylaştı. "Arıtılmadan denizin ister yüzeyine, ister ortasına, ister derinine deşarj edilen her atık müsilaj oluşumuna katkı sağlıyor" diyen Prof. Dr. Sarı, "Lütfen kendinizi de, insanları da kandırmayın" çağrısında bulundu.BURSA (İGFA) - Marmara'yı örümcek gibi saran müsilaj tehlikesine karşı uyarı ve farkındalıklarını artıran akademisyen Prof. Dr. Mustafa Sarı, halen arıtma yerine derin deşarjı savunan yöneticiler ve danışmanların varlığına dikkati çekerek, çıkıştı.

Marmara Denizi'nde yapmış olduğu bir dalışa ilişkin videoyu paylaşan Prof. Dr. Sarı, "Görüntü, bir dalışım esnasında denize bir litre bile arıtılmamış atık bırakmadığını iddia eden bir belediyenin sınırları içinde karşıma çıktı. Harika bir plajın ilerisinde, 20 metre derinlikte denize boca edilen atıkları görüyorsunuz. Kent merkezine yakın kıyılardaki neredeyse her dalışta karşılaştığımız üzücü bir manzara bu. Buna benzer binlerce boru halen Marmara'yı kirletmeye devam ediyor" notunu düştü.




Müsilaj Marmara'yı Örümcek Ağı Gibi Sardı Ama Hâlâ Arıtma Yerine Derin Deşarjı Savunan Yöneticiler veya Danışmanlar Var!

Görüntü, bir dalışım esnasında denize bir litre bile arıtılmamış atık bırakmadığını iddia eden bir belediyenin sınırları içinde karşıma çıktı. Harika bir… pic.twitter.com/bupajDnR0K
— Mustafa SARI, Prof. Dr. (@profmustafasari) January 18, 2025




Müsilajın yüzeyden 30 metre derinliğe kadar tüm Marmara Denizi'ni sardığını ifade eden Prof. Dr. Sarı, "Hatta yer yer yüzeye çıkmaya bile başladı. Müsilajın ortaya çıkmasındaki üçlü tetikleyiciden kontrol edilebilir tek neden olan deniz kirliliğinin önlenmesi şimdilik en önemli önlem. Ancak halen bazı belediye yöneticileri veya danışman ekipleri, ileri biyolojik arıtma yapmak yerine atıkların ön arıtmadan sonra derin deşarjla Marmara Denizi alt akıntısına verilmesini ciddi ciddi savunuyorlar" dedi.

"MÜSİLAJ NEDEN DEĞİL SONUÇTUR"

"Arıtılmadan denizin ister yüzeyine, ister ortasına, ister derinine deşarj edilen her atık müsilaj oluşumuna katkı sağlıyor. Lütfen kendinizi de insanları da kandırmayın!" diyen Prof. Dr. Sarı, "Partiler, başkanlar, bakanlar değişti bu yanlış uygulama değişmedi. Üzülerek 2024 yılında atıkların ileri biyolojik arıtma kurmak yerine ön arıtmadan sonra derin deşarjla denize verilmesini savunan yöneticiler, danışmanlar var. Lütfen atıkları arıtın! Marmara hassas bir ekosistemdir ve 1 litre bile atık arıtmadan denize verilemez! Derin deşarjı ancak ileri biyojik arıtma yaptığınız atıklar için uygulayabilirsiniz! Müsilaj neden değil sonuçtur. Müsilajın tek kontrol edilebilir tetikleyicisi olan kirliliği durdurmadan müsilajdan kurtulma şansımız yok!" diye konuştu.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Sarı: Kendinizi de, insanları da kandırmayın! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 19 Jan 2025 12:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025000107_d373047f8d8d352893ccc5b3e3583d6f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025000107_d373047f8d8d352893ccc5b3e3583d6f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20012025000107_d373047f8d8d352893ccc5b3e3583d6f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Photoshopsuz Otomatik Başlık Haberi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-photoshopsuz-otomatik-baslik-haberi-79.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-photoshopsuz-otomatik-baslik-haberi-79.html</link>
                    <description><![CDATA[Edirne'de filyasyon ekipleri evlerinde izolasyondaki kişileri telefonla her gün tek tek arayıp kontrol ediyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İçişleri Bakanlığının genelgesiyle oluşturulan "Filyasyon Çalışmaları Takip Kurulu", Valilik koordinesinde her gün bir araya gelerek, salgının etkisini azaltmak için fikir alışverişinde bulunuyor.

Bu kapsamda ilde vali yardımcıları, ilçede kaymakamlar, aile hekimleri, Vefa Sosyal Destek Grubu, emniyet ve jandarma ekipleri ise izolasyondaki kişileri her gün telefonla arayarak, izolasyon şartlarına uyup uymadıklarını takip ediyor.

İzolasyondaki kişiler 5 noktadan telefonla aranarak evde olup olmadıkları kontrol ediliyor.

Ayrıca sağlık ekipleri 14 gün boyunca evlerinde izolasyondaki kişileri ve ailesini sağlık kontrolünden geçiriyor.

İzole kişiler ve aile fertlerine 14 gün boyunca günde 3 kez değiştirebileceği şekilde maske veriliyor. Dezenfekte ekipleri izolasyon adreslerini, komşu binaları ve sokağını da her gün dezenfekte ediyor.

İl Özel İdaresi Bilgi İşlem Birimi'nin oluşturduğu sistem uyarınca teşhis konulan kişinin lokasyonu baz alınarak çevresindeki kişiler de taranıyor ve her gün bilgilendirme mesajı atılıyor.

Filyasyon ekibinden bilgi saklayan, yanlış, eksik bilgi veren ve ekipleri yanıltan kişiler hakkında işlem yapılacağı, bu kişilere 3 bin 152 lira ceza uygulanacağı vurgulanıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Photoshopsuz Otomatik Başlık Haberi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 06 Sep 2021 13:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20201230193117-20200928144909-thumbs_b_c_7a637be194db00971f211c6a23cbf285.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20201230193117-20200928144909-thumbs_b_c_7a637be194db00971f211c6a23cbf285.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20201230193117-20200928144909-thumbs_b_c_7a637be194db00971f211c6a23cbf285.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Koronavirüsle mücadelesinde son 24 saatte yaşananlar]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-koronavirusle-mucadelesinde-son-24-saatte-yasananlar-72.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-koronavirusle-mucadelesinde-son-24-saatte-yasananlar-72.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye'de son 24 saatte 1443 kişiye yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tanısı konuldu, 18 kişi hayatını kaybetti, toplam vaka sayısı 259 bin 692, can kaybı 6 bin 139 oldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısının ardından millete seslenen Erdoğan, açıklamalarda bulundu:

Düğün, cenaze, taziye ve tatil gibi toplu etkinlikler, virüsün yayılma alanları haline dönüştü. Hele hele plajlar, buralar ayrı bir felaket. Buralarda yayılma alanı çok çok fazla. Can kaybında küçük de olsa bir artış yaşanıyor. Bundan dolayı üzüntülüyüz. Milletimizden bir kez daha, TMM diye ifade ettiğimiz, temizlik, maske ve mesafe kurallarına sıkı şekilde riayet etmesini istiyoruz. Bunlar rastgele ifade edilen, laf olsun diye tekrarlanan kurallar değildir. Her bir kuralın gerisinde çok büyük tecrübe, emek, bedel ve acı vardır.

Ülkemizin normalleşme adımlarını daha ileriye taşımak için bu mücadeleyi başarıya ulaştırmak mecburiyetindeyiz. Hasta, yoğun bakım ve vefat sayılarını belirli bir çizginin altına düşürmeden hiçbirimiz rahata, huzura ve güvene kavuşamayız. Türkiyenin, üretimde, istihdamda, ihracatta hedeflerine ulaşabilmesinin yolu da salgının seyrinin düşüşünden geçiyor. Libyadan Suriyeye, Doğu Akdenizden Karadenize kadar geniş bir alanda tarihi mücadele yürüten bir ülke olarak gücümüze, dikkatimize, enerjimize sahada ihtiyacımız var. Bu büyük potansiyeli salgına kurban vermeyelim. Denizi geçtiğimiz bir yerde derede boğulmamak için hep birlikte çok daha dikkatli, dirayetli, kararlı hareket edelim.

Milletimden bir kez daha rica ediyorum, Türkiye şu illeti yenene kadar lütfen kurallara uyalım, uymayanları ikaz edelim. ifadesini kullanan Erdoğan, Lütfen, şu sigaralarınızı artık çöpe atın. Biliniz ki en büyük tehdit unsurlarından biri de o sigaradır. Kendi kendinize adeta ölüm fermanını imzalıyorsunuz, o sigaranın dumanıyla. Bunu da bir kenara koymanız lazım. Her türlü toplu etkinliğe bu sürede ara verelim. Düğünlerimizi az sayıda katılımla ve kısa sürede yapmanın bize hiçbir maliyeti olmaz. şeklinde konuştu.

Türk Konseyi Sağlık Bilim Kurulu Aşı Çalıştayı, Sağlık Bakan Yardımcısı Emine Alp Meşe, Konsey Genel Sekreteri Bağdat Amreyev, Kazakistanın Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekuli, üye ülkelerin temsilcileri ve bilim insanlarının katılımıyla İzmirde başladı.

Bursa İl Sağlık Müdürü Halim Ömer Kaşıkcı, geçen haftalarda 3 ayrı düğüne katılan davetlilerden 42 kişinin Kovid-19 testinin pozitif çıktığını, 150 temaslının takibe alındığını bildirdi.

Şanlıurfada, Kovid-19 tedbirlerine uymayan işletme sahipleri ile vatandaşlara 83 bin 600 lira ceza uygulandı.

Düzcede ev karantinasına uymadıkları gerekçesiyle 57 kişiye 179 bin 550 lira para cezası kesildi.

Gaziantepte tedbirler kapsamında dün 2 bin 279 kişiye sosyal mesafe kuralı ve maske kullanımını ihlalden idari işlem yapıldı.

Şanlıurfada, Kovid-19 salgınıyla mücadele kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına girişler Hayat Eve Sığar (HES) uygulamasıyla yapılırken, kente giriş ve çıkışlarda da bu uygulamanın kullanılacağı bildirildi.

Malatyanın Pütürge ilçesinde bir mahalle tedbirler kapsamında karantinaya alındı.

Ardahan Belediyesindeki bazı çalışanların Kovid-19 testinin pozitif çıkması dolayısıyla belediyeye girişlere kısıtlama getirildi.

Şanlıurfa Valiliği, salgınla mücadele kapsamında valilik isminin kullanılarak yapılmak istenen dolandırıcılık faaliyetlerine karşı vatandaşları uyardı.

Afyonkarahisar Valiliği, ek tedbirler kapsamında sokakta yapılan toplu yemek organizasyonlarının yasaklanmasına karar verildiğini bildirdi.

Kırıkkalede tedbirler kapsamında sokakta yapılan düğün, kına, nişan, nikah, sünnet ve mevlit gibi toplu organizasyonlarda yiyecek ve içecek ikramları yasaklandı.

Kovid-19 testi pozitif çıkmasına karşın İzmirden otobüse binerek Erzuruma gitmek isteyen kişi, Manisada yakalandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Koronavirüsle mücadelesinde son 24 saatte yaşananlar - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 27 Aug 2020 12:14:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20200827151458-thumbs_b_c_7c6c9f633cf96945566e1dc1da13794e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20200827151458-thumbs_b_c_7c6c9f633cf96945566e1dc1da13794e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20200827151458-thumbs_b_c_7c6c9f633cf96945566e1dc1da13794e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ Türk cerrahlardan tarihi 'çok branşlı' ameliyat]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-turk-cerrahlardan-tarihi-cok-bransli-ameliyat-62.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-turk-cerrahlardan-tarihi-cok-bransli-ameliyat-62.html</link>
                    <description><![CDATA[ Türk cerrahlardan tarihi 'çok branşlı' ameliyat]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye’ye tatil için gelen 66 yaşındaki İngiltere vatandaşı Margaret Alice Ping, rahatsızlanınca Medipol Mega Üniversite Hastanesi’ne başvurdu.

Burada yapılan muayeneler sonucu böbreğinde bulunan tümörün kalbe sıçradığı görülünce, Medipol'ün tecrübeli bölüm başkanı profesörlerinin katılımıyla, 8 saatten uzun süren tarihi bir cerrahi operasyon düzenlendi.

Hastanenin Kalp-Damar Bölümü, Üroloji Bölümü ve Organ Nakli bölümü hocalarının katılımıyla düzenlenen ameliyatla, hastanın böbrek, karaciğer, akciğer ve kalbindeki tümörler başarılı bir şekilde temizlendi.

Birkaç güne taburcu edilmesi planlanan İngiliz hasta Margaret Alice Ping, AA muhabirine yaşananları anlattı.

Eşiyle beraber yaşadığı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde aradığı tedaviyi bulamadığını ifade eden Ping, "Kıbrıs'ta iyi bir doktordan 'ikinci görüş' almaya gittiğimizde bize İstanbul'da bulunan Medipol'ün bize yardımcı olabileceğini önerdi. Sonunda buraya gelerek muayene olduk. Açık kalp ameliyatı da dahil pek çok ameliyatın bir arada yapılması gerektiğini, ani ölüm riskimin bulunduğunu, bu ameliyatı bir arada yapabileceklerini söyledi doktorlar. Kabul ettim. Sonunda her şey yolunda gitti ve buradayım." diye konuştu.

Türk doktorların bu kadar iyi olduğunu hiç tahmin etmediğini anlatan Ping, "Geldiğimde biraz şaşırdım. Türk profesörler, Türk hekimleri çok yetenekli. Türkiye'de tedaviyi öneririm." ifadelerini kullandı.

"Pıhtı kalp kulakçığına kadar ilerlemişti"

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Tıbbi Onkoloji doktorlarından Prof. Dr. Özcan Yıldız, hastanın kendilerine nefes darlığı şikayetiyle geldiğini ifade ederek, "Öyküsüne baktığımızda bu yılın başında beyninden bir kitle alınmış ve bu böbrekte tümöre benzer bir yapı göstermiş. Bunun üzerine yapılan tetkiklerde sağ böbreğinde bir kitle, yine sağ omzunda yine bir lezyon saptanınca ileri evre bir böbrek tümörü düşünülerek hastaya immünoterapi ve tirozin kinaz dediğimiz bir hap verilmiş.Güney Kıbrıs'ta yaşayan bir hasta... Orada bu ilaçların temininde biraz güçlükler yaşamış ama tabii o esnada hastalık da ilerlemiş. Hastamız daha sonra bizim merkezimizi duyup buraya başvurmaya karar vermiş." diye konuştu.&nbsp;

Yıldız, nefes darlığı şikayetiyle gelen hastayı muayene ettiğinde, hastanın sağ böbreğinden kaynaklanan pıhtının toplar damarlardan kalbin sağ kulakçığına kadar ilerlediğini tespit ettiğini söyledi.

Bu durumun böbrek tümörlerinde nadiren de olsa görülen bir durum olduğunu ifade eden Yıldız, hastanın akciğer filmi çekildiğinde akciğere de birkaç küçük pıhtı atılmış olduğunu gördüklerini kaydetti.

"Büyük bir ameliyattı, risk aldık"

Teşhisin ardından ekibi toplayarak bir konsey yaptıklarını anlatan Yıldız, "Ürolojiye, kalp damar cerrahlarına, karaciğer transplant ekibinden de bir arkadaşımız bu tümörün alınabileceğini, hastanın tamamen bu tümörden kurtulabileceğini bize ifade ettiler. Süreç bunun üzerine işledi." ifadelerini kullandı.

Tümör konseyi toplantısını Kovid-19 önlemleri kapsamında telekonferans ile yaptıklarını anlatan Yıldız, "Büyük bir ameliyattı, risk aldık. Hastanın eşine durumu anlattık. Hastamız Margaret hanım emekli bir hemşire olduğu için tüm riskleri kabul ediyorum, yeter ki bu tümörden bizi kurtarın dediler. Bunun üzerine böyle bir ameliyat gerçekleşti." diye devam etti.

"Ani ölüm riskiyle karşı karşıyaydı"

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Organ Nakli Bölümü doktorlarından Prof. Dr. Murat Dayangaç, onkolojinin pek çok branşın birlikte çalışmasını gerektirdiğini ifade ederek, hep birlikte hareket ettiklerini anlattı.

Hastadan Onkoloji Konseyi'nde haberdar olduğunu söyleyen Dayangaç, "Aslında ürolojik cerrahi, kalp-damar cerrahisi, hepatobiliyer cerrahi... Multidisipliner cerrahinin iyi bir örneği bu ama her şeyden önce hayat kurtarıcı bir cerrahi. Çünkü hastanın ana toplar damarı boyunca kalbin içine girmiş büyük bir pıhtısı olduğu için ani ölüm riskiyle karşı karşıyaydı. Bu tür cerrahiler yaşam süresini uzatmak için yapılır ama her şeyden önce hastanın hayatını kurtardık. Her şey de çok iyi gitti. herkes üzerine düşeni çok iyi gerçekleştirdi. İyi bir ortak çalışma örneği oldu." ifadelerini kullandı.

"Operasyon tam bir ekip ruhunu ve dayanışmayı gerektiriyordu"

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Üroloji Bölümü Cerrahı Prof. Dr. Rahim Horuz da, hastanın daha önce böbrek tümörüyle ilgili tanı almasına rağmen usulünce tedavi edilememiş durumda kendilerine geldiğini söyledi.

Seyahat halindeyken solunum sıkıntısı çeken 66 yaşındaki hastanın kendilerine geldiğini ifade eden Horuz, "Medikal Onkoloji Bölümümüz değerlendirdi hastayı. Zeminde sağ böbreğinde bir tümör var. Fakat hastayı özel yapan şey bu böbrek tümörü, göğüs kafesi içindeki ana bir damar yoluyla ilerleyip kalbin sağ tarafına kadar uzanıyor. Dolayısıyla kalbe gelen kanı da azaltarak solunumla ilgili sorunlara yol açıyor. Hatta bu tümörden kopan bazı parçalar akciğerin damarlarını tıkıyor." bilgilerini verdi.

Böbrek tümörlerinde eğer tümör ilerlememişse ya tümörü ya da böbrekle beraber tümörü aldıklarını anlatan Horuz, bu hastada durumun ani ölüm riski nedeniyle farklı olduğunu tekrarladı.

"Ameliyat 8 saatten uzun sürdü"

Operasyonun bazı riskleri bulunduğunu aktaran Horuz, hastanın hem kanserden hem de kalbi pıhtının yükünden kurtarmak için operasyonu kabul ettiğini söyledi.

Horuz şöyle konuştu:

"Operasyon tam bir ekip ruhunu ve dayanışmayı gerektiriyordu. Üroloji, karaciğer nakliyle uğraşan cerrahlarımız ve neticede kalp damar cerrahisinin işin içinde olduğu bununla beraber anestezinin, yoğun bakım ekibinin bir ekip çalışmasıyla disiplin içinde yürüttüğü bir cerrahi operasyon olacaktı, bu planlamayı yaptık.

Çok ciddi bir hazırlık süreci vardı, kalp hekimleri kalbin bu ameliyata hazır olup olmadığını, anestezi hekimleri bu ameliyatın kendine özel risklerini değerlendirmişlerdi. Ameliyat tabii bütün günü aldı. Sabah erken 8 gibi organize olup ameliyata başladığımızı düşünelim, 16-17'ye kadar devam etti. 18 saatten uzun süren bir ameliyat oldu. Sonuçta tüm tümörler topyekun temizlenmiş oldu."

Horuz, hastanın ameliyat sonrasında ciddi iyileşme emareleri gösterdiğini, yakında taburcu edileceğini söyledi.

"Akciğeri ve kalbi durdurmadan bu ameliyatı yapmak istiyorduk"

Ameliyata giren hocalardan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kalp-Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halil Türkoğlu, ameliyata 3 takım halinde girdiklerini ifade ederek, "Öncelikle karın bölgesi açılarak böbrekteki tümörün alınması safhasına kadar hazırlandıktan sonra biz devreye girdik. Tabii burada çok fazla kanama olabilirdi. Onun için hastaya mümkün olduğu kadar az kan vermek istedik." bilgilerini verdi.&nbsp;

Böbrekteki tümör alınmaya hazır hale gelince kendilerinin "İman tahtası" denen bölgeyi açarak kalp akciğer makinesine bağladıklarını söyleyen Türkoğlu, "Önemli olan şuydu: Akciğeri ve kalbi durdurmadan bu ameliyatı yapmak istiyorduk çünkü kalp çalışırken diğer organlarda sıkıntı olabilirdi. Hastayı çok fazla soğutmadık çünkü kalp ameliyatlarında hastaları genelde orta derece hipotermi dediğimiz 30-32 derecede soğutmak isteriz, bunu 35-36 derecede tutmaya çalıştık." diye konuştu.

"Kemoterapiye devam edecekler"

Ameliyatın başarısında ekip çalışmasının önemli yer tuttuğunu anlatan Türkoğlu, "Bu tür ameliyatları çok büyük merkezlerde ancak yapabilirsiniz. Yani büyük üniversite hastanelerinde, çok gelişmiş bir eğitim hastanesinde, yurt dışında da tabii büyük merkezlerde bunu yapabilirsiniz. Yani lalettayin bir merkezde bunu yapmanız mümkün değil. Onun için tabii hastanın burayı tercih etmesinin bir nedeni de tabii büyük bir hastane olması ve iyi bir ekip çalışmasının sağlanmış olmasıydı." ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[ Türk cerrahlardan tarihi 'çok branşlı' ameliyat - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 27 Aug 2020 12:02:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20200827150329-thumbs_b_c_f96a5342bf63cd3566a4bba4d092b15a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20200827150329-thumbs_b_c_f96a5342bf63cd3566a4bba4d092b15a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20200827150329-thumbs_b_c_f96a5342bf63cd3566a4bba4d092b15a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kovid-19 aşısının yaşlı ve gençlerde aynı sonucu verdiğini açıkladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-kovid-19-asisinin-yasli-ve-genclerde-ayni-sonucu-verdigini-acikladi-60.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-kovid-19-asisinin-yasli-ve-genclerde-ayni-sonucu-verdigini-acikladi-60.html</link>
                    <description><![CDATA[Amerikan ilaç firması Moderna, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirdiği aşının, yaşlılar ve gençlerde benzer bağışıklık tepkisi gösterdiğini bildirdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ BD hükümeti ile aşı geliştirmek için sözleşme imzalayan ilaç firmalarından Moderna, erken aşama analiz verilerini paylaştığı Kovid-19 aşısının, yaşlılar ile genç katılımcılar üzerinde denendiğini ve benzer bağışıklık tepkileri elde edildiğini belirtti.

İlaç geliştiricisi, bugün ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) Aşılama Uygulamaları Danışma Komitesi toplantısında elde ettiği verileri sunarken, ''mrNA-12733'' ismini verdikleri aşının 3. aşama çalışmalarını tamamlamaya çalıştıkları bilgisini paylaştı.

En çok etkilenenler "siyahi, Latin ve Kızılderili"

İlaç firması, son aşama çalışmalarının sürdüğü aşının 100 mikrogramlık bir doz halinde 3 ayrı gruba uygulandığını, 18-55 yaş arası denekler ile 56-70 yaş ve 70 yaş üstü deneklerin aşıya karşı geliştirdiği tepki arasında fark bulunmadığını kaydetti.

Çalışmanın 13 binden fazla kişiyi kapsadığı, katılımcıların yüzde 18’inin ise salgından en çok etkilenen siyahi, Latin ve Kızılderili gruplardan oluştuğu aktarıldı.

Piyasada daha önce ürettiği bir ilaç bulunmayan Moderna, ABD'de bir an önce Kovid-19'a karşı aşı bulunması için başlatılan Warp Speed ​​Operasyonu kapsamında ABD hükümetinden yaklaşık 1 milyar dolar destek almış ve 1,5 milyar dolarlık tedarik anlaşması imzalamıştı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kovid-19 aşısının yaşlı ve gençlerde aynı sonucu verdiğini açıkladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 27 Aug 2020 11:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20200827162541-20200827145048-thumbs_b_c_5743294c3a9be211e3fe0d6d2292b998.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20200827162541-20200827145048-thumbs_b_c_5743294c3a9be211e3fe0d6d2292b998.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20200827162541-20200827145048-thumbs_b_c_5743294c3a9be211e3fe0d6d2292b998.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ Araştırma: C vitamini yaşlılıkta kas kaybını önlüyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.worldwideweb.com.tr/haber-arastirma-c-vitamini-yaslilikta-kas-kaybini-onluyor-59.html</guid>
                    <link>https://www.worldwideweb.com.tr/haber-arastirma-c-vitamini-yaslilikta-kas-kaybini-onluyor-59.html</link>
                    <description><![CDATA[C vitamininin yaşlılıkta kas kütlesinin korunmasına yardımcı olduğu bildirildi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ East Anglia Üniversitesinin yaptığı araştırma, turunçgillerde, dutsu meyvelerde ve sebzelerde yaygın görülen C vitaminini bol tüketen yaşlıların iskelet kas kütlesinin daha iyi durumda olduğunu ortaya koydu.&nbsp;

Araştırma çerçevesinde yaşları 48 ila 82 olan 13 bin kişiyle ilgili veriler incelendi.

Bu kişilerin bir hafta boyunca tükettikleri gıdalarda ve kanlarında C vitamininin miktarını ölçen uzmanlar, aynı zamanda kas kütlelerini hesap etti.

C vitaminini bol tüketmenin, bu yaş aralığında kas kütlesinin korunmasına yardımcı olduğu gözlendi.

Araştırma ekibinden doktor Richard Hayhoe, Norfolk sakinlerinden oluşan büyük bir topluluktan örnek aldıklarını belirterek, "Beslenmelerinde veya kanlarında C vitamini en yüksek olan kişilerin, iskelet kas kütlesi en iyi olanlar olduğunu gördük." ifadesini kullandı.

Hayhoe, katılımcı erkeklerin yüzde 60'ının, kadınların da yüzde 50'sinin Avrupa Gıda Güvenliği Ajansının tavsiye ettiği kadar C vitaminini tüketmediğini tespit ettiklerini de kaydetti.

Richard Hayhoe, "İnsanların devasa dozlara ihtiyaç duyduğunu söylemiyoruz. Her gün portakal gibi bir turunçgiller ya da sebze tüketmek birçok insan için yeterli olacaktır." diye konuştu.

Araştırmanın lideri Profesör Ailsa Welch de insanların yaşlandıkça iskelet kas kütlesini kaybettiklerine işaret ederek, "50 yaşın üzerindeki insanlar her yıl iskelet kas kütlesinin neredeyse yüzde 1'ini kaybediyor. Bu büyük bir sorun, çünkü güçsüzlüğe ve sarkopeni, fiziksel yetersizlik, tip 2 diyabet gibi olumsuz sonuçlara neden olabiliyor. Yaşam kalitesini düşürüyor." değerlendirmesini yaptı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.worldwideweb.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[ Araştırma: C vitamini yaşlılıkta kas kaybını önlüyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 27 Aug 2020 11:48:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20200827144947-thumbs_b_c_451a65a0ff026e90c9a18f671247250e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20200827144947-thumbs_b_c_451a65a0ff026e90c9a18f671247250e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.worldwideweb.com.tr/images/haber/20200827144947-thumbs_b_c_451a65a0ff026e90c9a18f671247250e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>